Faruk BALIKÇI YAZDI

Van'dan bir video, Mardin'den bir halay. Batman'dan korna sesleri. İstanbul'dan kalabalıklar. Avrupa'nın bir kentinden Amedspor formasıyla kutlama yapan insanlar... İnsan ister istemez soruyor: Bu sadece bir futbol galibiyeti mi? Sanırım değil.

Hatta son zamanlarda Amedspor maçlarını izlerken aklıma giderek daha fazla Newroz geliyor. Çünkü Newroz'u yalnızca bir bayram yapan şey takvimde yazan tarih değil. İnsanların aynı anda aynı duyguda buluşabilmesi. Amedspor'un galibiyetlerinde de tam olarak böyle bir şey yaşanıyor.

Galeri-4

90 dakika bitiyor, kutlama başlıyor. Futbolun güzel tarafı biraz da budur. Maç boyunca herkes başka şey düşünür. Kimi puan hesabı yapar, kimi oyuncuya kızar, kimi hakeme söylenir. Ama son düdük geldiğinde tek bir sonuç vardır. Kazandın ya da kaybettin. Amedspor kazandığında ise ortaya çıkan manzara artık yalnızca bir futbol sonucuyla açıklanamayacak kadar büyük.

Çünkü o sevinç Diyarbakır'da kalmıyor. Şehrin dışına taşıyor. Coğrafyanın dışına taşıyor. Hatta ülkenin dışına taşıyor.

Bugün Avrupa'nın herhangi bir kentinde Amedspor maçını bekleyen, takımın sonucunu telefondan takip eden binlerce insan var. Gol geldiğinde sevinen, maç bittiğinde arkadaşlarını arayan insanlar...Aralarında belki birbirlerini hiç tanımayanlar var. Ama aynı anda aynı şeye seviniyorlar.

Galeri20-1

İşte Amedspor'u farklı yapan şeylerden biri de bu. Bir arma nasıl bu kadar insanı bir araya getirir? Aslında futbolun kendisinde bunun cevabı var. İnsanlar tuttukları takımlara yalnızca kazandıkları için bağlanmazlar.

Bir takım zamanla bir şehrin hafızasına, çocukluk anılarına, aile sohbetlerine, tribün kültürüne dönüşür. Bir forma sadece forma olmaktan çıkar. Bir arma sadece arma değildir. Amedspor da yıllar içinde böyle bir yere geldi.

Diyarbakır'la kurduğu bağ zaten güçlüydü. Fakat takımın son dönemdeki başarısı bu bağı başka bir seviyeye taşıdı. Çünkü başarı, aidiyeti büyütür.

Çocuklar kazanan takımı görmek ister. Gençler o formayı giymek ister. Tribünler daha fazla dolar. Sosyal medyada daha fazla konuşulur. Ve bir süre sonra takımın başarısı, kendisini destekleyen insanların ortak gündemine dönüşür. Bunun sonucunu maçlardan sonra görüyoruz. Bir gol, binlerce insanın aynı anda ayağa kalkmasına yetiyor.

Galeri19-2

Bir galibiyet, yüzlerce kilometre uzakta halay başlatıyor. Newroz ile Amedspor arasında tuhaf bir benzerlik var. Newroz'u düşünün. İnsanlar farklı şehirlerden gelir.

Farklı hayatlar yaşayan insanlar aynı alanda buluşur.

Müzik başlar. Halay başlar. Zılgıtlar yükselir.

Bir süreliğine herkes aynı sevincin parçasıdır.

Amedspor galibiyetlerinde yaşanan görüntülere bakınca bunun modern bir karşılığını görüyormuşuz gibi geliyor. Sadece ateşin yerini futbol sahası almış. Newroz alanının yerini tribünler, meydanlar, evler ve sosyal medya almış. Kutlamanın bahanesi değişmiş. Ama ortak duygu aynı kalmış: Birlikte sevinmek.

Belki de bu yüzden "Kürtlerin yeni Newrozu Amedspor galibiyetleri" demek kulağa düşündüğümüzden daha az tuhaf geliyor. Çünkü insanlar gerçekten de maç sonuçlarını bir bayram haberi gibi beklemeye başladı.

Galeri+

Kazandığında kutlama var. Halay var. Zılgıt var. Çocukların yüzünde gülümseme var. Ve en önemlisi, insanlar birbirlerine yeniden bir şey anlatacak ortak bir hikâye buluyor.

Amedspor’dan ‘Bilet’ açıklaması
Amedspor’dan ‘Bilet’ açıklaması
İçeriği Görüntüle

Bu hikâyenin merkezinde siyaset değil, duygu var. Amedspor konuşulduğunda siyasi tartışmaların ortaya çıkması şaşırtıcı değil. Türkiye'nin toplumsal hafızasında Diyarbakır'ın ve Amed adının taşıdığı anlam ortada.

Ama Amedspor'un bugün gördüğü sevgiyi sadece siyasetle açıklamak da haksızlık olur. Çünkü tribünde sekiz yaşındaki bir çocuk da var. Takımın golüne sevinen bir baba da. Yıllardır maç takip eden yaşlı bir taraftar da.

Avrupa'da yaşayan ve belki Diyarbakır'ı hiç görmemiş genç bir Amedspor taraftarı da. Ama aynı golde ayağa kalkıyorlar. Bence Amedspor'un asıl hikâyesi burada.

Başarı geldikçe sevgi de büyüyor. Elbette romantikleştirmemek lazım.

Amedspor'un bugün bu kadar konuşulmasının önemli nedenlerinden biri de sahadaki iyi gidişidir. Takım kazandıkça şehir inanıyor. Şehir inandıkça tribün büyüyor. Tribün büyüdükçe futbolcuların üzerinde başka bir enerji oluşuyor. Sonra o enerji yeniden sahaya yansıyor.

Bir döngü başlıyor. Ve bu döngünün sonunda sadece bir futbol takımı değil, giderek büyüyen bir taraftar kültürü ortaya çıkıyor. Belki de gelecekte bugünleri böyle hatırlayacağız Yıllar sonra bugünün fotoğraflarına bakıldığında belki en çok tabeladaki skor hatırlanmayacak. İnsanların nasıl kutladığı hatırlanacak. Diyarbakır'da gece yarısı sokaklara çıkan insanlar...Amedspor formasıyla halay çeken çocuklar...Bir maçın sonucunu Avrupa'daki arkadaşına görüntülü aramayla anlatan gençler...Ve her galibiyetin ardından bir yerlerden yükselen o tanıdık ses: Zılgıt.

Galeri16-3

Newroz'da insanlar ateşin etrafında toplanıyor. Amedspor maçında ise bir topun peşinde birleşiyorlar. Biri yüzyıllardır taşınan bir gelenek. Diğeri modern zamanların futbol hikâyesi. Ama ikisinin ortak bir tarafı var: İnsanlara "yalnız değilsin" duygusunu vermek. Belki Amedspor'un bugün bu kadar sevilmesinin sırrı da burada. Bir futbol takımı kazanıyor. Ama binlerce, hatta milyonlarca insan kendisi kazanmış gibi seviniyor.

İşte o zaman skor tabelasındaki üç puan başka bir anlama dönüşüyor. Bir şehir seviniyor. Bir coğrafya seviniyor.

Dünyanın farklı yerlerine dağılmış insanlar aynı anda aynı şarkıya eşlik ediyor. Ve maç bittikten sonra geriye sadece futbol kalmıyor. Halay kalıyor. Zılgıt kalıyor. Çocukların heyecanı kalıyor. Birlikte gülmenin, birlikte bağırmanın, birlikte sevinmenin verdiği o tarifsiz duygu kalıyor.

Belki de bu yüzden artık bazı geceler Amedspor'un galibiyetiyle başlıyor ve Newroz havasında bitiyor. Ama insanlar kutluyorsa, sokaklara taşıyorsa, halaya duruyorsa ve binlerce kilometre ötede bile aynı sevinç yaşanıyorsa... Belki de yeni bir gelenek çoktan başlamıştır.

Muhabir: Faruk BALIKÇI