HABER/Güneş OCAĞA-Ceren AKYIL
Ermeni edebiyatının usta kalemi Mıgırdiç Margosyan, Diyarbakır’da düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı (DİTAV) tarafından organize edilen anma törenine CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, usta sanatçı Bedri Ayseli ve çok sayıda davetli katıldı.
DİTAV Şube Başkanı Şeyhmus Diken, programın açılışında Sur Belediyesi eski Başkanı Abdullah Demirbaş’ın gönderdiği mesajı okudu.
Mıgırdiç Margosyan Diyarbakır’da anıldıhttps://t.co/ys1dVyV6Hg pic.twitter.com/laWa0Q2xyc
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) April 4, 2026
ABDULLAH DEMİRBAŞ: MÜCADELEMİZDE IŞIK OLACAK
Demirbaş’ın mesajı ise şöyle:
Sevgili Mıgırdıc abi, Dikranamed’in en önemli değerlerinden biridir. Biz onunla aslında çiçek bahçesinin biri farklı çiçeğini gördük ve tanıdık .aslında onun gitmesiyle hepimizin kaybettiğini ve geçmişle yüzleşmemiz gerektiğini onun özellikle Ermeni halkının kültürü ve dilinin çalışmalarının yanı sıra, aynı coğrafyanın farklı halkları olarak nasıl bir arada yaşamamız gerektiği konusunda da bize çok şey öğrettiğini gördük.
Sur belediyesi Başkanlığı sürecinde gerçekten biz onun çok büyük desteğini gördük. Özellikle Şehmus abinin bizleri çok önemli katkılarıyla, yaptığımız üç dil üç kitap üç sokak projesi ile bu topraklarda var olan bir hakkı teslim etmemizi ve yüzleşmemizi sağladığını söylemek isterim. Onun doğduğu sokağa onun adını verdik, bir kitabını üç dile çevirdik. Buradaki temel mantığımız geçmişin yaşadıklarında yüzleşmeyi sağlamak ve bugünü geleceği doğru temellendirmekti. Yaptığımız vicdan anıtın da aslında onun nezdinde halklarının yaşadığı acıları bir kez daha yüzleşerek özür dilememizi sağladı. Eksik kalan ve içimizde bu burukluk olarak kalan Sur belediyesinin adını Dikranamed olarak değiştirme kararını onun önerisiyle düşünmüştük. Belediye meclisimiz bu kararı aldı ama ne yazık ki o dönemdeki devlet yetkilileri bunu kabul etmediler.

ROBER KOPTAŞ: DİYARBAKIR ÇOCUĞU GİNİ GÖRÜYORUM KENDİMİ
Burada ilk olarak konuşan Agos Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni
Rober Koptaş, Mıgırdiç Margosyan’ı şöyle anlattı:
“Diyarbakır sevdalısıyım. Mıgırdiç Margosyan, bana bu şehri öyküleriyle tanıttı. İstanbul’da doğdum; İstanbul dışında kendimi rahat hissetmiyorum ama Diyarbakır’da, kendimi en rahat hissettiğim yer burası. Diyarbakır çocuğu gibi hörüyorum kendimi ve siz bana bunu hissettirdiniz. Ben, Mıgırdiç Margosyan’ın yanında büyüdüm. Ustamı kaybettim; Allah rahmet eylesin. Diyarbakır hafızasında neden bu kadar önemli olduğunu düşünürken birkaç şeyi fark ettim.Keldani Kilisesi’nde, bir tabelada 1969 yılı Diyarbakır nüfusunun resmi rakamlarını gördüm; Müslüman ve Hristiyanların dağılımını veriyordu. Bu resmi veriye göre, kentin nüfusunun yüzde 60’ı gayri müslümandı.
1915’te Ermeni ve Süryanilerin sürgüne gönderildiği dönemde, Diyarbakır’da neredeyse hiç Ermeni kalmamıştı. İşte tam o dönemde, Margosyan “Tespih Taneleri” kitabında, kalabilmiş bir Ermeni cemaatinin hayatını anlatıyor. Bu, kaybolmuş kültürlerin ve kimliklerin izini süren, çok değerli bir hafıza çalışması.”

TANUR KORKUT: ERMENİLERİ ANLAYAMAZSAK, KÜRTLERİ VE KADINLARI ANLAYAMAYIZ
Mıgırdiç Margosyan üzerine çalışmalar yapan ve Ankara’dan gelen öğrenci Tanur Korkut şunları söyledi:
“Mıgırdiç Margosyan, kitaplarında her millete farklı bir şey anlatıyor. Bu kültürü anlatabilmek için çok çalışmış. Onunla tesadüfen tanıştım; bir gün bir kitabı elime geçti ve okumaya başladım. Çevre çok önemlidir; maalesef Ankara’da geniş bir çevrem yok. Margosyan’ı araştırırken herkesin onunla ilgili çok iyi şeyler yazdığını gördüm. ‘Gavur Mahallesi’nde’ bana Diyarbakır’ı tanıttı ve gizli tutulan tarihin anlatımında bana bir meşale oldu. Mıgırdiç Margosyan gibi bir yazarın eğitim müfredatında yer almaması büyük bir eksiklik ve kayıptır. Batıda yaşayan biri için Diyarbakır hem uzak hem de öğrenilmesi zor bir yerdir. Bu yüzden burayı öğrenmek için Mıgırdiç Margosyan gibi yazarlar çok önemlidir. Ermenileri anlayamazsak Kürtleri anlayamayız, Kürtleri anlayamazsak kadınları anlayamayız.”
BEDRİ AYSELİ: HİÇ BIKMADAN KİTSPLARINI OKUYORUM
Ardından söz alan Ermeni sanatçı Bedri Ayseli, “Beni çocukluğuma götürdünüz, çok duygulandım. Onun bir kitabı var; kitapta, “Benim adım bir sokağa verilmiş, keşke adım verilmeseydi, ama eskiler gitmeseydi” diyor. Onun kitaplarını hep okuyorum. Eşim bana “Yeter” diyor ama ben onun kitaplarını okumaktan bıkmadım. Hatta bugün gelirken bile onun kitabını okudum. Benim yakından akrabamdır. Mekanı cennet olsun.”
ŞEYHMUS DİKEN: BEN İMZA GÜNLERİNDEKİ PARTNERİMİ KAYBETTİM
DİTAV Şube Başkanı Şeyhmus Diken ise şunları söyledi:
“Edebiyatın şehir hatırlı büyük ustasının öte yakaya göçüşünün üzerinden dört yıl geçti. 2022 yılının Nisan başında kaybetmiştik kendisini.
Her yıl yaptığımız gibi yine şehrinde anıyoruz üstadı. Mezarı başında memleket (Heredan) toprağını üzerine serperken her yıl anacağız seni ve hatıralarını demiştim. Mıgırdiç Margosyan henüz 15 yaşında ve Diyarbakır'da ortaokul öğrencisi olduğu 1953 yılında, Anadolu ve Mezopotamya topraklarındaki diğer Ermeni çocuklarla birlikte bir Ermeni papaz tarafından anadilini öğrensin diye İstanbul'a götürülür. Annesi ve babası 'sen de git oğlum' diyor. Kendi anadilini öğrenmek ve Ermenice eğitim görmek için İstanbul'a gidiyor. Düşünün 15 yaşında bir çocuk olarak gidiyor ve sonra Diyarbakır'la olan bağı aslında fiili olarak kopuyor, sadece yaz tatillerinde gelip gidiyor. 1960'lı yıllardan sonra ise, 90'lı yılların ortalarına kadar hemen hiç gelmiyor
Fakat 1988 yılında önce Ermenice sonra da "bebekusun kitapları"nda yayımlanan 'Gavur Mahallesi' kitabı ile öyle bir edebiyat yaratıyor ki, sanki hiç Diyarbakır'dan ayrılmamış gibi...
Her şeyden evvel çok duygusal bir insan olduğunu vurgulamalıyım. Dünyanın neresinden olursa olsun kendisine bir davet geldiğinde 'hele dur bir takvime, ajandama falan bakayım' dermiş. Ama Diyarbakır dendiğinde ise 'aha beni memleketimden çağırıyorlar, mutlaka gitmeliyim' diyerek, bütün diğer işlerini bir kenara bırakıp Diyarbakır'ın davetine icabet ederdi. Bu çok önemli bir şeydi, ana rahmine dönüş gibi düşünmeli bunu.
Hem zaten bu şehir sadece Kürtlerin şehri değil ki! Şimdi biz Kürtler olarak 'Amed bizimdir' diyoruz ama aslında bu şehir Ermenilerin, Süryanilerin, Keldanilerin, Ezidilerin, Arapların, Yahudilerin, Rumlar'ın, Türkmen Alevilerin, yani bu şehirde yaşamış bütün toplumların hepsine ait bir şehirdir..Margosyan'ın vefatıyla bu toprakların çok şeyi kaybettiğinin altını özellikle çizmeliyim. Mıgırdiç Margosyan bir kimlik ve simgesel kişilikti.
Diyarbakır Kitap Fuarı'na her geldiğinde en fazla kuyruğu, O'nun yer aldığı standının önünde görürdünüz. Ben imza günlerimdeki partnerimi kaybettim.”



