ÖZEL HABER/Mümin AĞCAKAYA

Diyarbakır kent merkezinin çevresinde açılacak petrol kuyularının yaratacağı çevre ekosistemine vereceği zararları, UNESCO Miras Alanı içinde bulunan ve turizm kenti olma yolunda önemli potansiyel taşıyan kenttin ekonomisi ve insan sağlığı üzerinde yaratacağı etkileri D.Ü. Coğrafya Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yıldırım, Güneydoğu Ekspres Gazetesine konuştu.

Ahmet Yıldırım, kentin yanı başında açılacak petrol kuyularının ciddi bir çevre sorunu yaratacağını belirterek, “Diyarbakır'ın mücavir alanında bulunan merkeze bağlı Yukarı Kılıçtaşı, Yukarı Kadıköy ve çok az bir kısmı da üniversite sahasının içinde yer alan sahalarda petrol sondaj kuyuları açılıyor. Bu alanlarda petrol arama izni enerji bakanlığı tarafından PETAR şirketine verildi. 2024 yılında verilen ÇED raporunun ise hukukta bir karşılığı yoktur. Ekolojide karşılığı olmayan birçok parametrenin ıskalandığı bir ÇED raporuyla karşı karşıyayız. ÇED raporu hazırlanırken DSİ petrol arama iznine su kaynakları açısından, çok ağır kriterler ve şartlar öne sürmüştür. Ama bu şartları yerine getirildiğini denetleyen bir mekanizma göremiyoruz.” dedi.

“YER ALTI SU KAYNAKLARI KİRLENECEK”

Diyarbakır'da 10 ayrı noktada petrol sondajı yapılarak kuyular açılacağını ifade eden Yıldırım, “Bunlar binlerce metre derine inilerek oradan buldukları kimyasal atıklar çıkarılarak toplanan açık havuzlarda analizleri yapılacak. Bu durum havzadaki hem yer altı sularını, hem de atmosferi kirletecektir. En önemlisi 5 bin yıldır kesintisiz şehir yaşamının sürdüğü Diyarbakır’da Dicle vadisindeki bioçeşitlilik tehdit altında kalacaktır. Dünya Kültür listesi mirasında bulunan Diyarbakır kalesi ve Hevsel Bahçeleri kültürel peyzaj alanı tampon bölgesinde sondaj yapılarak petrol kutusu açılacaktır. Bunların sadece bilimsel açıdan değil, ahlaki, vicdanı, toplumsal değer yargıları açısından ve tarihsel miras açısından kabul edilebilirliği yoktur” diye kaydetti.

Petrol Sahaları, Diyarbakır’ın Turizm Kenti Hedefini Baltalayacak2

DOĞAL YAŞAMI TEHDİT EDİYOR

Doğal yaşamın tehdit edilmesine kayıtsız kalınmayacağını belirten Ahmet

Yıldırım şöyle konuştu:

“Türkiye'de bütün ÇED raporu (Çevresel etki değerlendirilmesi) hazırlanması bilimsel değil subjektifdir. Ne insanlığın tarihsel mirası olan kültürel yapıları ne de bioçeşitliliği ve ekosistemi korur. Bu açıdan baktığımızda, toplumsal ve doğal yaşamı oluşturan birçok parametrenin bu petrol arama süreçleriyle tehdit altına alındığını görüyoruz. Diyarbakır Barosu'nun da açmış olduğu bir dava var. Umarız hukuk ve yargı marifetiyle bu arama durdurulur ve 5 bin yıllık şehir yaşamının ve 12 bin yıllık kırsal yaşamın olduğu bir yerleşim alanı tehditten kurtulmuş olur.

TURİZM KENTİ OLMA HEDEFİNİ BALTALAYACAKTIR

Diyarbakır hem yerleşme alanı olarak hem de tarımsal ürünler ve su kaynakların tehdit altında. Alternatif enerji kaynaklarını daha teknolojik imkanlarla yakalayabilme şansı varken, günlük 200 ton petrol çıkarma hedefi gerçekleştirmek akıl ve izan açısından tarifi çok zordur. Son 3-4 yıldır Diyarbakır'da çok belirgin bir şekilde iç ve dış turizmin arttığını görüyoruz.
Ve insanlar gerçekten burasının tarih koktuğu, kültür koktuğu ve insanlığın köklerini yansıtan bazı parametreler var olduğu için ziyaret ediyorlar. Şimdi bu petrol arama projesiyle birlikte bütün bunlar tehdit altına girecektir. Bir gün UNESCO kültür miras listesinden çıkarılması sonrasında iş imkanları sınırlı olan kentin turizmle canlanma olanaklarına ve ekonomisine de darbe vuracaktır.”

Muhabir: Mümin AĞCAKAYA