Eski AK Parti milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar, İmralı’da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan için 250 metrekare kapalı alanı olan bahçeli yapının hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlandığını belirtti.

Eski AK Parti milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gazeteci Nagehan Alçı’ya Abdullah Öcalan için İmralı Adası’nda “bahçeli ev” inşa edildiğini söylediğini aktarmasının ardından, söz konusu yapıyla ilgili olduğunu belirttiği bazı ayrıntıları paylaştı.

Samil Tayyar Ocalan

Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yapının hem barınma hem de çalışma ofisi olarak kullanılmak üzere planlandığını belirtti.

Tayyar, Öcalan’ın henüz villaya yerleşmediğini ancak ihtiyaç halinde yapının ofis imkanlarından yararlandığını da iddia etti.

Şamil Tayyar ayrıca Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin talepte bulunduğunu ve bu talebin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmediğini öne sürdü.

“ÖCALAN’IN STATÜ KONUSUNDAKİ ISRARLI TALEBİ CUMHURBAŞKANIMIZDAN DÖNDÜ”

Tayyar’ın sosyal medya paylaşımı şöyle:

“Madem Devlet Bey, Gazeteci Nagehan Alçı’ya Abdullah Öcalan için İmralı’da bahçeli ev inşa edildiğini açıkladı, biz de biraz açalım.

Mevzudan uzunca süredir haberdardık, bilgiyi aktarana sözümüzden hiç gündeme getirmedik.

Artık söz hükmünü yitirdi.

Yeni Parti'den kongre tarihi belli oldu
Yeni Parti'den kongre tarihi belli oldu
İçeriği Görüntüle

Devlet Beyin açıkladığı “bahçeli ev” dubleks bir villa.

250 metrekare kapalı alanı var. İki katı kadar bahçesi.

Hem barınma hem çalışma ofisi olarak planlanmış.

Her türlü teknik altyapısı mevcut, görüntülü telefon ve internet imkanı var.

Öcalan henüz yerleşmedi ama villanın ofis şartlarından ihtiyaç halinde yararlanıyor.

Öcalan’ın statü konusundaki ısrarlı talebi Cumhurbaşkanımızdan döndü, silah bırakma işlemi kesinleşmeden adım atmak istemiyor.

Doğrusu da bu.

Başından beri aynı fikirdeyim.

Çözüm sürecinde Öcalan ne kadar görünür hale gelirse toplumsal reaksiyon o şiddette artar.

Hele silahlar bırakılmadan bu görünürlülük artarsa süreç bile enfekte olabilir.

Geniş kitleleri ikna etmek daha da zorlaşabilir.

Siyasi maliyeti ağırlaşabilir.

Bu uyarım, bir kenarda kalsın.”

Kaynak: HABER MERKEZİ