HABER/Güneş OCAĞA-Ceren AKYIL

Balıkesir'de 4.1 büyüklüğünde deprem
Balıkesir'de 4.1 büyüklüğünde deprem
İçeriği Görüntüle

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM), Diyarbakır’da düzenlediği “Suriye’de Son Dönemde Yaşananların Nedenleri, Çözüm Sürecine Etkisi, Dünya Kürtleri Yalnız Bırakıyor Duygusunun Nedenleri ve Kürt Siyaseti” başlıklı toplantısında birinci oturumun son konuşmacısı olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Mithat Sancar, “Türkiye’de yaşanan süreç ve Suriye’deki gelişmeler, Rojava’nın durumu” üzerinden konuştu.

“ÖCALAN’IN ÇAĞRISI KÜRT SORUNUNU HUKUKSAL VE SİYASİ ZEMİNE ÇEKMEKTİ”

Abdullah Öcalan’ın çağrısına vurgu yapan Sancar, “Kendi isteklerimizle gerçeklik arasındaki mesafenin açılmasını sağlayacak bir yol izleyebiliyor. Türkiye’deki süreç Kürt sorununun silahtan ve şiddet zemininden hukuksal ve siyasi zemine çekme anlayışıyla başladı. Öcalan’ın çağrısı bu yönlüydü. Çağrının bir başlığı var. Barış ve Demokratik Toplum. Barış çatışmayı bitirmek, demokratik toplum ise ülkenin bütünü için barışı kalıcılaştırmak için demokratik düzenlemeler yapmak. Süreçten beklentiler çok yüksek tutuluyor bazı kesimlerde. Hem çatışmanın bitmesi, hem de Kürt meselesinin birden çözümünü sağlayacak büyük gelişmeler yaşanması. Bunun sürecin doğasıyla bağdaştırmak zor ama hedefin bu olması gerektiği açık. 16 ay oldu, bu yolda yürünüyor ama yavaş yürünüyor. Silahların bırakılması, devre dışı kalması bununla birlikte hukuksal düzenleme, siyasal adım gerekiyor. Bu konuda atılmış somut bir adım gerekiyor.

Sancar Kürtler Siyasal Özne Olma Eşiğinde2

KOMİSYONUN RAPORUNA DİKKAT ÇEKTİ

Komisyonda önümüzdeki günlerde çıkması beklenen rapora işaret eden Sancar, “Kürt sorununu şiddetten arındırmak tek başına, tek ayaklı bir yaklaşım olmadığını bunun aynı zamanda demokratik siyaseti en geniş şekilde özgürleştirilecek şartlarla yürütülmesi gerekiyor. Şiddet bitiyorsa, yerine siyaset geçecek. Silahla birlikte amaçlarını bırakacaklarını beklemek gerçekçi değil. o yüzden bu amaçları demokratik siyasetle, hukuk düzleminde gerçekleştirme mücadelesini gerçekleştirebileceği şartların yaratılması gerekiyor. Şimdi bu aşamadayız. 42 yıla yaklaşan bir çatışma dönemi yaşadık ve pek çok alışkanlığımız çatışma döneminin şartlarına ve olgularına göre şekillendi. İster örgütün taraftarı veya mensubu olsun, ister muhalifi ya da hasmı olsun hiç kimse örgütü dikkate almadan siyaset yapabilecek durumda değildi. Hem kitlesini hem karşıtlarını ciddi anlamda etkileyen bir referans olarak duruyordu. Bundan sonrası bir çözümün inşası barışın kalıcılaşması aşamasıysa herkesin sorumluluğu daha açık ve daha ağır bir şeklide ortaya çıkıyor. Bu iki hedefi çözümün temellerini konuşturmak ve barışı kalıcı hale getirme konusunda sorumluluk yatay düzlemden dikey düzleme geçiyor. Yani toplumun her kesimine yayılıyor” diye kaydetti.

“SURİYE VE ROJAVADA BİR MODEL VAR”

Suriye ve Rojava’da bir model, deneyim olduğunu vurgulayan Sancar, şöyşe konuştu:

,“Önemli bir fikriyat var. Ancak bir arada yaşamın özgür eşit şartlarda güvence altına alınacağı modellerle Ortadoğu’da çatışma ve ölümlerin önüne geçilebilinir. Rojava’da bu denendi. Bu model, fikriyat çökmüş yaklaşımını gerçekçi bulmuyorum, tehlikeli buluyorum. Özgürlüğü de, güvenliği de bir arada sağlanabilecek Rojava’daki model hala en önemli hedef. Bu hedeften asla vazgeçmemek gerekiyor. Kürt siyasi hareketinin böyle bir modele öncülük etmesi, sahiplenilmesi gereken bir durumdur. Bence Ortadoğu için çözüm, huzur, özgürlük güvenlik bakımından çözüm modeli esas olarak bu olmalı. Eksiklikleri bir ders olarak görmek ve bu dersi göz önünde bulundurarak geliştirmek hem fikri düzeyde hem de pratikte bunları düzeltecek yollar aramak. Şu an bence yapmamız gereken budur.

“KÜRTLER SİYASAL ÖZNE”

Öyle bir eşikteyiz ki Kürtlerin siyasal özne olma ve belki de toplum olarak siyasal öncülük yapma imkanlarının da farkına varılmasını sağlayacak bir zemin olduğu da önemli kazanımdır. Suriye’deki gelişmeler şunu gösterdi; yeni Ortadoğu düzeni Kürtlerin varlığını ve özgürlüğünü tanımadan oluşturulmak istenirse, bu bölgeye çatışmadan başka bir şey getirmez. Halklara da sürekli bir teyakkuz halinde ve huzursuz bir yaşam dışında bir şey vaat etmez. Bir arada huzur içinde yaşamanın temel şartı Kürtlerin varlığını ve özgürlüğünü tanımaktan geçer. Ortadoğu’da da bizim yaşadığımız ülkede de bunu görmek ve görülmesini sağlamak şu an en önemli sorumluluktur” diye ifade etti.

Muhabir: Güneş OCAĞA / Ceren AKYIL