ÖZEL HABER - Mehmet Rumet SOYLU

Hıdırellez’in kökeni, İslamiyet öncesi Orta Asya kültürlerine kadar uzanır. Ancak zamanla farklı inanç ve kültürlerle harmanlanarak bugünkü halini almıştır. Rivayete göre bu gün, ölümsüz olduklarına inanılan iki önemli şahsiyetin yeryüzünde buluştuğu gündür.

Hızır, Karada yaşayanlara yardım eden, bolluk ve bereket getiren bir velidir.

Zor durumda kalanlara yardım eder, fakirlerin kapısını çalar, bereket getirir. Bazen bir yolcu, bazen bir derviş kılığında ortaya çıkar

Bu yüzden Hıdırellez gecesi insanlar evlerini, bahçelerini temizler; çünkü Hızır’ın uğrayacağına ve bereket bırakacağına inanılır.

İlyas ise suların koruyucusu bir veli olarak kabul edilir.

Baharın Müjdecisi, Umudun Bayramı3

Denizcilerin ve balıkçıların koruyucusu olarak görülür ve suyun bereketini ve canlılığını temsil eder.

Trump’tan İran’a: Yeryüzünden silinir
Trump’tan İran’a: Yeryüzünden silinir
İçeriği Görüntüle

Bu iki kutsal ve önemli şahsiyetlerin buluşmasıyla doğanın canlandığına, bereketin arttığına inanılır. Bu nedenle Hıdırellez, yalnızca bir mevsim geçişi değil, aynı zamanda umut, şifa ve yenilenmenin sembolüdür.

Hıdırellez, halk arasında ‘dileklerin kabul olduğu gece’ olarak da bilinir.

İnsanlar bu geceyi bir başlangıç olarak görür. Yeni kararlar alınır, dilekler tutulur, kötü enerjilerden arınmak için çeşitli ritüeller yapılır.

Hızır ve İlyas’ın hikâyesi aslında bir masaldan öte, güçlü bir semboldür. İnsanlara şunu hatırlatır:

Baharın Müjdecisi, Umudun Bayramı2

Zor zamanlar geçicidir, doğa gibi insan da yeniden yeşerebilir ve umut, en beklenmedik anda kapıyı çalabilir Hıdırellez, kışın sona erdiği, toprağın canlandığı dönem olarak doğanın yeniden doğuşu olarak kabul görür. Ayrıca, insanlar bir araya gelip, birlikte kutlama yapmak suretiyle toplumsal dayanışmayı yükselttiğine inanılır.

Ve, gelecek umutlarının tazelenmesi ile birlikte manevi bir arınma hissiyatının da yaşandığı söylenir.

Hıdırellez sadece Türkiye’ye özgü değildir. Geniş bir coğrafyada farklı isimlerle kutlanır.

Türkiye’de özellikle Ege, Marmara ve Güneydoğu Anadolu’da, Bulgaristan, Makedonya, Bosna-Hersek ile birlikte Orta Doğu ve Orta Asya’nın bazı bölgelerinde kutlanır.

Türkiye’de oldukça yaygın olan bu gelenek, Bulgaristan’da ‘Aziz George Günü’ olarak kutlanır.

Hıdırellez kutlamaları, bölgeden bölgeye değişse de bazı gelenekler oldukça yaygındır.

En bilinen ritüellerden biri ‘ateşten atlamadır’. Küçük ateşler yakılır ve insanlar üzerinden atlar. Bunun, hastalıklardan ve kötü enerjilerden arındırdığına inanılır.

Genellikle kağıtlara dilekler yazılır veya sembollerle çizilir. Ardından da gül ağacının altına bırakılır ya da suya bırakılır. Gül ağacı, Hızır’ın uğradığı yer olarak kabul edilir.

Sabah erken saatlerde akarsu veya deniz kenarına gidilerek yüz yıkanır. Bu, sağlık ve güzellik getirdiğine inanılan bir gelenektir.

Aileler ve dostlar doğada bir araya gelir. Yemekler hazırlanır, şarkılar söylenir, oyunlar oynanır. Bu yönüyle Hıdırellez, aynı zamanda bir bahar şenliğidir.

Modern şehir hayatında bazı gelenekler değişse de Hıdırellez hâlâ canlılığını korur. Belediyeler tarafından düzenlenen şenlikler, konserler ve etkinliklerle daha geniş kitlelere ulaşır. Özellikle büyük şehirlerde bu kutlamalar kültürel bir festival havasında geçer.

Hıdırellez, geçmişten günümüze uzanan bir köprü gibidir. İnsanların doğayla, birbirleriyle ve umutlarıyla yeniden bağ kurmasını sağlar. Belki de bu yüzden hâlâ bu kadar güçlü bir şekilde yaşatılmaktadır.

Bir dilek, bir umut ve biraz inanç…

Hıdırellez’in özü tam olarak budur.

Kutlu olsun.

Muhabir: Mehmet Rumet SOYLU