İmralı Sekretarya üyesi Çetin Arkaş, Dersim'de Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yöneticileri ve üyeleriyle bir araya geldi. Genel merkez binasında yapılan buluşma verilen gulbang ve çeraxların uyandırılmasıyla başladı.
Buluşmanın açılış konuşmasını yapan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Muharrem Ayı'nda olduklarını anımsatarak "Bu ayda muhabbetler edilir, dar didar olunur, lokmalar pay edilir, canlar bir araya gelir ve sorunlar çözülür. Bu ay bir nevi barış ayıdır. Bu vesileyle DAD olarak cem olduk, bu bir cemdir. Zamanın ve mekanın ruhu vardır. Dersim'deyiz, mekan olmazsa olmazlarımızdandır. Bu topraklar rıza ve demokratik toplumun son damarıdır. Bu toprakların ruhu vardır. Sakine canın, Alişer canın, Seyid Rıza'nın, Ana Zarife'nin, Mazlum'un ruhu bu topraklarda devriye oldu. Onların ruhu ile ayaktayız ve bu ruh bize delil olacaktır" dedi.
'TEKÇİ ANLAYIŞA KARŞI DİRENÇ GERÇEKLEŞTİ'
Ardından söz alan Arkaş, Muharrem Ayı'nda canların tuttuğu orucun hak katında kabul edilmesini diledi. Tarihsel süreç içerisinde Dersim'in üzerinde en fazla politikaların üretilmeye çalışıldığı merkez olduğunu söyleyen Arkaş, "Cumhuriyetin kuruluşunda tekçi bir politika vardı. 1923'e kadar birçok kesim bir nevi dönemin demokratik ulus fikriyatı olarak değerlendirilebilecek bir anlayışla ulusal kurtuluş mücadelesi gerçekleştirdiler. Daha sonra tekçi bir anlayış hakim oldu. Birileri yaratılan birtakım travmalarla doğru olanın tekçi olduğunu düşündü. Bu zihniyet aslında önemli oranda dışarıdan da pompalanmıştı. Buna karşı insan tabiatı gereği bir direnç gerçekleşti. Bir halkın kendi değerlerine yönelik inkarcı ve yok sayıcı saldırılara karşı bir nevi can havliyle varlığını korumak için bir direnç göstermek çok haklı. O nedenle hep tartışılır. Kürtler bir isyan mı yoksa direniş mi gösterdi? Kürtlerin varlığına yönelik bu kadar saldırılar olmasaydı belki de isyan olmazdı" dedi.
Arkaş, yeni süreçle birlikte Cumhuriyetin dışına itilmiş herkesin demokratik cumhuriyetin inşasında yer almasının dönemin ruhu olduğunu söyledi.
'SIDIKA AVAR KÖKLERİ KOPARDI'
Arkaş, şu şekilde devam etti: "Pek bilinmez ama Dersim deyince akla Sıdıka Avar gelir. Sabiha Gökçen, Dersim'de büyük acılar yaşatan biridir. Değinmek istediğim husus Sabiha mı daha büyük kötülük yaptı yoksa Sıdıka mı? Sıdıka Avar'ın 'Dağ Çiçekleri' isminde bir kitabı var. Dêersim'deki 20-25 yıllık serüvenini anlatan bir anı biçiminde bir kitap. Mustafa Kemal, Sıdıka Avar'a 'o topraklara gideceksin, katliamdan kalan kız çocuklarını toplayacaksın ve onları misyoner bir Türk evladı gibi yetiştireceksin' diyor. Sıdıka Avar köylere gider katliamdan kalan kız çocuklarını toplar ve Elazığ'daki Kız Enstitüsüne götürür. Doğal olarak bu çocukların hiçbirisi Türkçe bilmiyor. Sıdıka Avar bu çocukları 'medenileştirmek' için oraya götürmüştür. Bir yıllık eğitimden sonra her bir çocuk Türk özentili bir çocuk olarak çıkar ve yeni misyonerler olarak Dersim'in içine yollanırlar. Sıdıka Avar kendi yaptığını övünerek kitabında anlatır. Dersim'in köylerini bombalayan Sabiha mı yoksa tek bir mermi atmayan Sıdıka mı daha zararlı? Bir coğrafyayı bombalarsanız ağaçlar yakılır ama kökleri halen yerin altındadır. Sabiha böyle yaptı, köklere yetişemedi ama Sıdıka köklere yetişti onları kopardı. Dersim'in Türkleştirilmesinde, Reya Heq inancının sistem içi Aleviliğe dönüştürülmesinde Sıdıka'nın rolünü soykırım zihniyetinin etkileri üzerinde iyi bilinmelidir" şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından basına kapalı devam eden buluşmada Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin geldiği aşama ve Alevilerin süreçteki yerine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.




