Türkiye İşçi Partisi (TİP), CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararına tepki gösterdi. TİP, kararı tanımadığını açıklarken, yargı eliyle ana muhalefet partisine müdahale edildiğini belirtti. TİP açıklamasında, yargı yoluyla ana muhalefet partisine müdahale edildiği savunularak, kararın demokratik değerlere ve hukuk devleti ilkesine zarar verdiği ifade edildi.

Partinin açıklamasında, mahkemenin verdiği kararın hukuki gerekçelerle açıklanamayacağı ifade edildi. Mevcut siyasi partiler düzeninin bu tür kararlarla istikrarsızlaştırılabileceği belirtilirken, kararın siyasi bir tasfiye girişimi olduğu belirtildi. Açıklamada, mahkeme kararı üzerinden CHP yönetiminde değişiklik yapılmasının halk iradesine müdahale anlamına geleceği savunuldu. TİP, CHP yönetiminde olası değişikliklere ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu karara ve Saray’ın karşı devrimci saldırısına sonuna kadar direneceğiz. Bu kararın çıkmasına vesile olan ve bu süreç üzerinden koltuğa geçmeye niyetlenen herkes Saray’ın kuklasıdır. İktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi siyaseten asla tanımayacağız.”

YEŞİL SOL PARTİ: DEMOKRATİK SİYASETE MÜDAHALE

Yeşil Sol Parti de yaptığı yazılı açıklamada, kararın iktidarın yargı eliyle siyaseti dizayn etme hamlesi olduğunu belirtti. Açıklamada, “Bu karar, demokratik siyasete açık bir müdahale, halk iradesine yönelik ağır bir vesayet girişimi ve fiili bir yargı darbesidir. Demokrasinin en temel ilkelerinden biri, halkın ve siyasi partilerin kendi iradeleriyle seçtikleri yöneticilerin meşruiyetine saygı duyulmasıdır. Sandıkta ve parti iradesiyle ortaya çıkan tercihleri yargı eliyle tartışmalı hale getirmek, yalnızca bir siyasi partiye değil, doğrudan demokratik düzene müdahaledir. Ayrıca bu karar, bir siyasi partinin iç işleyişine ve seçim süreçlerine yönelik yetkisiz bir müdahale niteliği taşımaktadır. Siyasal rekabetin sandıkta değil mahkeme koridorlarında belirlenmeye çalışılması, ülkeyi geri dönülmesi zor bir otoriter-totaliter rejim hattına sürüklemektedir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey yargı operasyonlarıyla muhalefeti tasfiye etmek değil, halkın iradesine saygı göstermek, demokratik siyaseti ve toplumsal barışı güvence altına almaktır” ifadelerine yer verildi.

Gülistan Doku dosyası: Vali Sonel’e yeni soruşturma
Gülistan Doku dosyası: Vali Sonel’e yeni soruşturma
İçeriği Görüntüle

İHD: BU BÜYÜK YANLIŞTAN DÖNÜLSÜN

İnsan Hakları Derneği (İHD) de konuya dair yaptığı yazılı açıklamada, karara “Mutlak butlan kararı sivil siyasete vurulmuş bir darbedir” diyerek tepki gösterdi. Açıklamada, “Mutlak butlan kararı; sivil siyasete, seçme ve seçilme hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Önümüzdeki siyasal süreç açısından değerlendirildiğinde bu karar açıkça göstermektedir ki otoriter yönetim artık yargı eliyle siyasal partileri dizayn etmeye yönelmiştir. Bu karar, siyasi partilerden, derneklere, meslek odalarından sendikalara kadar seçilmiş her iradenin mutlak tehdit altında olduğunu göstermektedir. İfade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü, seçme seçilme hakkı tehdit altındadır. İnsan hakları savunucuları olarak; Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görevden el çektirilmesi sonucunu doğuran bu mutlak butlan’ kararını insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz” denildi.

İSTANBUL BAROSU: DEMOKRATİK SİYASAL YAŞAMA DARBE

İstanbul Barosu da yaptığı açıklamada, kararın siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik tehlikeli bir darbe olduğunu vurguladı. Baronun açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Hukukun, adaletin ve yargı kurumlarının siyasal alanı dizayn etmenin aracı haline getirilmesi; bir siyasi partinin kurultay iradesine mahkeme eliyle müdahale edilmesi, yalnızca bir siyasi partiye ilişkin hukuki bir tasarruf olarak değerlendirilemez. Bu durum, doğrudan demokratik anayasal düzene yönelen açık bir müdahaledir. Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım hakkının tartışmalı hale getirilmesi anlamına gelir. Bu yönüyle verilen karar, yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil; Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişmedir. Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağı halk iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil; hukuku, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve anayasal düzeni savunmaya devam edeceğimizi; yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

Kaynak: MA