DEM Parti’den kayyım tepkisi: Seçimle geldik, kayyımla gitmeyiz https://t.co/DKHvpH5JCR https://t.co/IKVewyUTzd
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) November 4, 2026
HABER/Güneş OCAĞA-Veli BALTACİ
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Yerel Yönetimler Kurulu, kayyım atamalarının yıl dönümü dolasıyla Diyarbakır’daki Çand Amed Kültür ve Sanat Merkezi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya yerlerine kayyım atanan belediye eşbaşkanları ve çok sayıda siyasetçi katıldı. Açıklamada “Seçimle geldik, kayyımla gitmeyiz” yazılı pankart açıldı.

Açıklamada konuşan DEM Parti Diyarbakır İl Eşbaşkanı Yunus Muratakan, kayyım atamasının Kürdistan’da yaşayan halkın demokratik iradesine yönelik bir müdahale olduğunu ifade etti. 2016’dan beri aralarında büyükşehirlerin de yer aldığı pek çok belediyelerine kayyım atandığını ve hala kayyım ile yönetilen belediyelerin olduğuna işaret eden Muratakan, “Bu uygulamayla Kürt halkının sandıkta ortaya koyduğu irade yok sayılmış, seçilmiş belediye eş başkanları görevlerinden uzaklaştırılmış, halkın kendi kendini yönetme hakkına müdahale edilmiştir” dedi.
Kayyım atamasıyla aynı zamanda toplumsal örgütlemenin de hedef alındığını, Kürt halkının diline, kültürüne ve demokratik siyaset alınana da saldırı nitelediğinde olduğunu vurgulayan Muratakan, “Bu süreçte yalnızca belediyeler değil, halkın iradesiyle oluşturduğu demokratik kurumlar da hedef alınmıştır. Kadın kurumları, kültür ve sanat merkezleri, anadil çalışmaları, halk meclisleri ve demokratik katılım mekanizmaları kapatılmış ya da işlevsizleştirilmiştir. Sivil toplum örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine ve halkın örgütlü mücadelesine yönelik baskılarla demokratik toplumun örgütlenme alanı daraltılmak istenmiştir” diye konuştu.

‘HALKIN İRADESİNE MÜDAHALE KABUL EDİLEMEZ’
Halkların dili, kültürü, kimliği ve demokratik iradesinin tanınması gerektiğini belirten Muratakan, bunun olmaması durumunda özgür ve ortak bir yaşamdan da söz edilemeyeceğini ifade etti. Muratakan, “Belediyeler halkındır. Halkın seçtiği yöneticilerin yerine atanmış kişilerin getirilmesi, demokratik temsil hakkının ortadan kaldırılmasıdır. Bugün Türkiye’de demokrasi ve barış tartışmalarının yürütüldüğü bir dönemdeyiz. Ancak barışın inşası, halkların iradesinin ve demokratik kazanımlarının tanınmasını gerektirir. Bir yandan demokratik toplumdan ve barıştan söz ederken diğer yandan seçilmiş yöneticilere, demokratik kurumlara ve halkın örgütlü iradesine müdahale edilmesi kabul edilemez” diye kaydetti.
‘BARIŞ SADECE ÇATIŞMASIZLIK DEĞİLDİR’
Muratakan, “Barış yalnızca çatışmasızlık değildir. Barış; halkların eşitliği, kimliklerin ve dillerin özgürlüğü, demokratik siyasetin güvence altına alınması ve halkların kendi kendini yönetme hakkının tanınmasıdır. Bu nedenle kayyum uygulamasının sona erdirilmesi, yalnızca yerel yönetimlere ilişkin bir talep değil, demokratikleşmenin ve kalıcı barışın temel koşullarından biridir” diye belirtti.
Muratakan, şu talepleri sıraladı:
* Kayyum uygulamasına derhal son verilmeli, halkın seçtiği belediye eş başkanlarının görevlerine müdahale edilmemelidir.
* Yerel yönetimlerin demokratik özerkliği ve halkın yönetime doğrudan katılım hakkı güvence altına alınmalıdır.
* Kürt halkının anadilinde eğitim, kültür, sanat ve hizmet alma hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
* Kayyum döneminde kapatılan kadın kurumları, kültür merkezleri, anadil kurumları ve halkın demokratik katılım mekanizmaları yeniden açılmalıdır.
* Demokratik kurumlara, sivil toplum örgütlerine ve demokratik siyaset alanına yönelik baskılara son verilmelidir.
* Kayyum döneminde belediyelerin kaynakları, taşınmazları ve kamu malları üzerindeki işlemler şeffaf biçimde incelenmeli, halkın kaynaklarının hesabı verilmelidir.
* Kürdistan’da ve Türkiye’nin bütün kentlerinde demokrasi, halkın kendi geleceği hakkında söz sahibi olmasıyla mümkündür. Kürt halkının dili, kimliği ve iradesi tanınmalıdır! Demokratik kurumlara yönelik saldırılara son verilmelidir! Kayyum uygulamasına son, demokratik yerel yönetime anayasal güvence!




