ÖZEL HABER-Ceren AKYIL/ Veli BALTACİ
Çözüm süreci kapsamında silah bırakma ve eve dönüşlerin hukuki güvenceye alınması beklenen ‘çerçeve yasa’ tartışmaları devam ediyor. Yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda temmuz sonu ve ağustosun ilk haftası öne çıkarken, gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e özel açıklamalarda bulunan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, sürecin ilk yasal adımına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Bir son değil, bir ilk adım olacaktır” dedi.
DEM Partili Eren'den 'süreç' açıklaması: Ağustos'u bekliyoruzhttps://t.co/e5hXw2KDyC @AvSerhatEren pic.twitter.com/gWiddMQBpN
— Güneydoğu Ekspres (@ekspreshaber_) July 21, 2026
“YÜZYILLIK MESELEYİ KISA SÜREDE ÇÖZMEK ZAHMETLİ BİR SÜREÇ”
Eren, çözüm sürecinin uzun soluklu olduğunu belirterek, “Öncelikle şu gerçeği ortaya koymak gerekiyor. Tarihi, sosyal, siyasal, ekonomik, hukuksal, kimliksel, dilsel boyutu olan yüzyıllık bir meseleyi çok kısa süre içerisinde çözmek zor ve zahmetli bir süreç. Ama en nihayetinde yüzyıllık bir meselenin son 50 yılı çatışmalı ortamda geçti ve çatışanlar dediler ki: biz artık Kürt meselesinin çözümünü şiddetle değil, biz bu meseleyi demokratik siyaset zemininin genişlemesiyle, mücadelemizi bu zeminde sürdürmeye devam edeceğiz. Buna dair almış oldukları bu stratejik kararların gereğini yerine getirme konusunda da çok somut ciddi adımlar atıldı. Bu pratikleri niye ortaya koydular? Gerçekten de almış oldukları bu stratejik karara uymaları ile birlikte en son 11 Temmuz 2025’te silahların yakılması merasimi belki de zirveydi” dedi.
“SÜREÇ DURMA NOKTASINDA DEĞİL”
Çözüm süreci kapsamında yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusuna dikkat çeken Eren, “O tarihten bugüne yasaların çıkması konusunda bir gecikme oldu. Ancak süreç durma noktasındadır diyemeyiz. Dünya çatışma çözüm süreçlerinde de zaman zaman süreçler akamete uğradı, durdu ve tıkandı. Ama bu konuda tarafların gerçekten de çözüm iradesi var ise bir biçimde bu tıkanıklıklar aşıldı. Durma noktasında geldiği düşünülen süreçler de çözüldü. Şimdiye kadar da zaman zaman bunu yaşadık. Ama her seferinde özellikle Kürt tarafı bu konuda bir iradeye sahip olduğunu ortaya koymak açısından bu sorunları aşmak, bu sürecin devamını sağlamak açısından bir çaba içerisinde olmuştur” diye konuştu.

“YASAL DÜZENLEMELERİN AĞUSTOSTA ÇIKMASINI BEKLİYORUZ”
Eren, yasal düzenlemelerin Meclis'teki takvimine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, şöyle devam etti:
“Biz en kısa süre içerisinde bu yasaların Meclis tatile girmeden Temmuz ayının sonunda veya Ağustos ayının ilk haftasında çıkmasını bekliyoruz. Olması gereken de budur. Toplumdaki bu güvensizliği güvene dönüştürmenin temel yol ve yöntemi güvene dair söz kurmak değil, güvence mekanizmalarını hayata geçirmektir. Somut adımlar ortaya koymaktır. 2 yıllık süre içerisinde ya çok şey konuşulup tartışıldı, kurulmadık söz kalmadı. Biz diyoruz ki bundan sonra söz hükmünü yitirmiştir. Artık söz yerini hukuksal düzenlemelere bırakmak zorundadır.”
“YASA, KÜRT MESELESİNİN TESİS EDİLMESİ AÇIŞINDAN REFERANS NİTELİĞİNDE OLMALI”
Meclis'e gelmesi beklenen yasal düzenlemenin çözüm süreci açısından referans niteliğinde olması gerektiğini belirten Eren, “Biz çıkarılmasını istediğimiz ve Meclis’e gelmesi gerektiğini düşündüğümüz yasal düzenlemelerin 100 yıllık mesele olan Kürt meselesinin tümden çözecek bir yasal düzenleme olmayacağını biliyoruz. Ama biz, Kürt sorununun çözümü konusunda Meclis’e gelecek bu yasanın, çözümün önünü kolaylaştıracak referans niteliğinde, sürecin anayasası olarak nitelendirebileceğimiz bir şeye sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. Mevcut anayasadan bahsetmiyorum. Sürecin anayasasından bahsediyorum. Sayın Öcalan'ın dediği gibi kök yasa oluşmalı ki bu kök yasa, yarın öbür gün Kürt meselesi ve Türkiye'nin demokrasi meselesinin tesis edilmesi açısından geriye dönüp baktığımızda referans olarak kabul edebileceğimiz bir çerçeve olsun. Bizim beklediğimiz bu yasa budur” ifadelerini kullandı.
“SİLAH BIRAKMA KARARI ALAN KİŞİLERİN YASAYI GÖRMESİ GEREKİYOR”
Yasa taslağının kendilerine somut olarak ulaşmadığını kaydeden Eren, sözlerini şöyle sürdürdü:
"En çok eleştiriler bu noktada çoğalıyor. En nihayetinde tarihsel bir süreci yürütüyoruz, yönetiyoruz. Dünya çatışma çözüm süreçlerinde de şunu söylüyoruz: Bir çatışmanın tarafı olan kişiler çözümün öznesi olmak zorundadır. Bu Kolombiya'da ‘Timoşenko’ ile, Nepal'de ‘Prachanda’ ile, Güney Afrika'da ‘Mandela’ ile olmuş. Bu süreç diyalog ve müzakere ile çözülecekse bütün aşamalarında mütemadiyen diyalog ve müzakere ile sürmelidir. Aynı zamanda bu sürecin kolaylaştırıcısı olan ve yasaların parlamentoya gelmesi durumunda öznelerden biri kuşkusuz Dem Parti'dir. Aynı zamanda bu yasanın içerik itibariyle Sayın Öcalan'la ve silah bırakanlarla paylaşılmaması büyük bir eksikliktir. Sonuç itibariyle silah bırakma kararı olan kişilerin bu yasayı görmeden bu yasaları özümsemeden, içselleştirmeden yasadan yararlanmalarını beklemek mümkün değil.”

“PİŞMANLIK YASASI ÇIKARILMAYACAK”
Geçmişe döndüğümüz zaman onlarca pişmanlık yasasına dair yasal düzenlemeler yapılmış. Bugüne kadar sonuç almış olsaydı bugün bunları konuşmuyor olurduk. Şu an zaten mevcutta bir pişmanlık yasası var. Dolayısıyla bu böyle bir yasa varken ikinci bir pişmanlık yasasının çıkarılmasının bir anlamı olmaz. O nedenle bir pişmanlık yasası çıkarılmayacak. Kürt meselesinin çözümü bütünlüklü hukuksal bir reformla mümkündür. O nedenle diyoruz ki bu meselenin çözümü sadece silah bırakanların toplumsal, siyasal yaşama geçini sağlayacak yasal düzenleme ile bu mesele çözülmez. Bütünlüklü yaklaşmak gerekiyor. Türk hukuk sisteminin ve anayasanın birçok alanında bu meselenin çözümünü engelleyecek yasalara bütünlüklü bakmak lazım.”
“40 YIL ÖNCEKİ KODLARLA YAKLAŞIRSANIZ ÇÖZÜMÜ ZORA SOKARSINIZ”
40 yıl önce PKK’nin oluşum sürecine dikkat çeken Eren, “PKK’nin Siyaset alanı tamamen kapatılmıştı. Sivil toplum örgütlerinde çalışma ve siyasi parti kurma olanakları yoktu. Kürtlere dair söz kurma olanağı olmadığı için tek çare olarak ne yaptılar? Silaha sarıldılar. Ama 40 yıl aradan sonra yaşamlarını siyasete adamış insanlara "Demokratik siyasete katılın ama siyaset yapmayın" derseniz, 40 yıllık önceki kodlarla, zihniyetle yaklaşırsanız böyle bir çözümü de zora sokarsınız. Pişmanlık yasasını andıracak bir düzenleme, bu süreci bitirmek anlamına gelir. Beklentimiz, herkesin asgari düzeyde kabul edebileceği ve başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye'nin temel sorunlarının çözümüne zemin hazırlayacak bir yasal düzenlemenin yapılmasıdır” diye kaydetti.
“SON ADIM DEĞİL, İLK ADIM OLACAK”
İmralı'ya Heyeti’nin Öcalan’a erken ziyareti ve Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un parti liderleriyle görüşme trafiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eren, şöyle konuştu:
“İmralı Heyeti’ne erken ziyaret olanağı ve Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş bütün siyasi partileri dolaşmak suretiyle bu yasaya dair onlardan onay almak gibi bir çaba içerisine girmişse ben bu sürecin hızlanacağını düşünüyorum ve bu konuda iyimserim. Kuşkusuz birçok yolu açacak ve Kürtler de Türkiye kamuoyu da somut bir şey gördükleri zaman bu sürece inanacaklar. Sadece yasal düzenleme değil yasal düzenleme dışında da yapılabilecek çok şey var. AYM kararlarının uygulanmasını, kayyum politikasının sona ermesini ve demokratik zeminin güçlenmesini sağlayacak çok sayıda adım atılacak pratikler var. Bu yasaya her şeyi yüklemek doğru değil; Ama bu yasanın çıkışı bir ilk adım olacaktır. Bir son değil, bir ilk adım olacaktır. Ve ekim ayında parlamentonun açılmasıyla diğer yasaların da çıkarılması, hayata geçilmesi konusunda daha büyük bir referans teşkil edecek bir umut doğuracak.”



