Dersim’deki sanatçılar, Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin Seyîd Riza Meydanı’nda açıklama gerçekleştirdi. Açıklamaya sanatçılar, tiyatro oyuncuları, yazarlar, müzisyenler ve çok sayıda kişi katıldı.
Açıklamada “Rojwelat Kızmaz”, “Rojin Kabaiş” ve “Gülistan Doku” ile katledilen kadınların dövizleri taşındı.
Sanatçı Kemal Kahraman, Gülistan Doku olayında 6 yıl boyunca bizzat devletin imkanlarını kullanarak şehrin mülki amirinin bu olayı örtbas etmek için uğraştığını belirterek, “Herkes de biliyor ki özellikle Dersim hakkında konuşacaksak güvenlik anlamında en fazla devlet birimlerinin olduğu bir alandayız. Burada askerle, polisle, istihbaratla, jandarmayla, gerçekten de devlet kameralarıyla her şey fazlasıyla var. Bu olayın örtbas edilmesi hepimizin yüreğinde bir yara olmuştur. Bizler Dersimli sanatçılar olarak, müzisyenler, tiyatrocular, yazarlar, eğitim kurumları olarak burada bir kez daha sesleniyoruz; Gülistan Doku olayı 6 yıl boyunca devletin imkanları kullanılarak örtbas edildi. Bir hafta 10 gün içinde de devlet istediğinde bu olayları çözdü. Bütün kadın cinayetleri konusunda aynı duyarlılığı bekliyoruz, istiyoruz. Bu bir lütuf değildir. Adalet arayışıdır” dedi.
‘HERKESİN ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMASINI UMUT EDİYORUZ’
Dersim Eğitim ve Yardımlaşma Derneği üyesi Ruziye Girgin Kandil, Gülistan Doku olayının her ne olursa olsun hukukun üstünlüğü ve masumiyet karinesi ilkeleri ışığında aydınlatılması ve faillerinin gün yüzüne çıkarılmasını istediklerini söyleyerek, “Bu olayda sorumluluğu olan herkes, konumuna, görevine bakılmaksızın adaletin önüne çıkarılmalıdır ki adalet tecelli edebilsin ve Gülistan’ın ailesi özelinde aynı kaderi paylaşmış olan herkesin vicdanı bir nebze de olsa rahat edebilsin. Fakat bizler aynı zamanda başka Gülistanların olmaması için de gereken her türlü önlemin alınarak, herkesin ve her kurumun üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini temenni etmekteyiz” diye konuştu.
‘DAVANIN SONUCA ULAŞACAĞI HALA BELİRSİZ’
Dersim Yazarlar Birliği’nden Hüseyin Çağlayan, “Devlet kurumları, emniyet, istihbarat birimleri, vali ve diğer yetkililer Gülistan Doku’yu koruyamamış; aksine olayın üzerini örtmeye çalışmıştır. Ancak altı yıl sonra dava yeniden çözülmeye başlamış, ölümünde şüpheli görülen kişiler yakalanmıştır. Buna rağmen davanın nereye varacağı, ne kadarının açığa kavuşacağı hâlâ belirsizdir. Bundan 34 yıl önce de Ayten Öztürk kaçırılıp öldürülmüştü. Ayten’in babası Hıdır Öztürk o gün ‘Ayten benim narin kızımdı. Kaçırılıp öldürüldü. Katilleri nerede?’ diye seslenmişti. Acılı babanın bu haykırışı ne yazık ki yıllardır cevapsız kalmaktadır. Hâlâ adalet aramaktadır" diye belirtti.
‘UTANÇ DUVARININ YIKILMASINI İSTİYORUZ’
Faili meçhul olayları örtbas etmek için devlet kurumlarının ördüğü bir duvar olduğunu dile getiren Çağlayan, “O duvardan suçluların tuğlaları çekilirse duvar yıkılır. Ancak yıkılmaması için harcını sürekli yenileyen, işini iyi bilen ustaların da bulunduğu açıktır. Bugün sorulan soru şudur: Ayten Öztürk ve Gülistan Doku’nun ve daha nice faili meçhulün davalarında örülen duvardaki tuğlalar birer birer yerinden sökülecek mi? Yazarlar Birliği olarak adaletin sağlanmasını ve bu utanç duvarının yıkılmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
Tiyatrocu Yılmaz Can Şare, Gülistan Doku’nun annesinin 6 yıldır bu coğrafyaya gelip bir “Pepûk kuşu” gibi ağıt yakarak kızının akıbetini sorduğunu dile getirdiğini söyledi. Şare, “Bugün sadece Gülistan Doku’nun değil, katledilen ve kaybedilen bütün kadınların akıbetini soruyoruz. Adaletin yerini bulmasını, gerçeğin ortaya çıkmasını istiyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından Seyîd Riza Meydanı’nda bulunan bir ağaca katledilen ve kaybettirilen kadınların resimleri asıldı.




