ÖZEL HABER/Faruk BALIKÇI
Diyarbakır Baro Başkanlığına hukuki destek için başvuran Cemile Şık eşi Cihat Şık’ın başından geçen olayları anlattı. Başvuru dilekçesinde, 3 çocuğuyla birlikte her hafta eşini ziyaret ettiklerini ifade eden Cemile Şık, “16 Ekim tarihinde, eşim oda arkadaşı Mehmet Belim ile birlikte odadayken, mazgal kapısı açılmış ve “Eşyalarınızı toplayın, odadan derhal çıkacaksınız” denilmiştir. Eşim, “Bu odaya yeni geldim, başka odaya gidersem görüş saatim değişecek, neden oda değiştiriyoruz?” diye sorduğunda, infaz koruma memuru kendisine ‘Sana açıklama yapmak zorunda değiliz’ şeklinde cevap vermiştir.
Aradan iki dakika bile geçmeden yaklaşık sekiz infaz koruma memuru oda kapısını hızlıca açarak odaya girmiştir. Eşim ve oda arkadaşı, olası bir darptan korunmak amacıyla sandalyelerin arkasına geçmişlerdir. Odaya giren memurlar, darp etmek suretiyle iterek, yerde sürükleyerek eşimi ve diğer hükümlüyü oda dışına çıkarmış, bu sırada hakaretlerde bulunmuşlardır. Akabinde oda kapısından hücre kısmına kadar olan yaklaşık 50-70 metrelik mesafede eşim darp edilerek sürüklenmiştir. Yardım isteyen eşimin ağzı, bir infaz koruma memuru tarafından yaklaşık bir dakika boyunca kapatılmış, nefes alması engellenmiş; eşim boğulmak üzereyken kendini bu memurun elinden kurtarabilmiştir. Ancak, darp sırasında koridorda bulunan diğer infaz koruma memurları da olaya dahil olmuş eşimi darp etmişlerdir. Hücreye konulduğu sırada gelen sorumlu memura olayı anlatmaya çalışırken ‘susturun şunu, konuşturmayın’ talimatı üzerine eşimin kafası defalarca duvara vurulmuştur” dedi.
Olaydan 3-4 saat sonra eşinin darp nedeniyle kolunun ağrıdığını ve nefessiz bırakıldığı için rahatsız olduğunu belirterek revire çıkmak istediğini ifade eden Cemile Şık dilekçesinde şunları söyledi:
"4 saat sonra eşim darp nedeniyle kolunun ağrıdığını ve nefessiz bırakıldığı için rahatsız olduğunu belirterek revire çıkmak istemiş, kampüs içindeki birime götürülerek doktora muayene olmuştur. Ancak darp raporu verilmesini isteyen eşime fiziki darp raporu verilmemiştir. Buna karşılık cezaevi yönetimi eşim hakkında disiplin soruşturması başlatmış “görevli personele karşı uygunsuz söz söylemek” ve “diğer tutuklu ve hükümlüleri kışkırtıcı söylemlerde bulunmak” suçlamalarıyla karşı karşıya bırakmıştır.
Yaşanan bu olay, kötü muamele, işkence yasağı ve insan onuruna aykırı muamele yasağı kapsamında değerlendirilmesi gereken ciddi bir ihlaldir. Sorumluların tespit edilerek cezalandırılması, benzer olayların tekrarlanmaması ve eşimin hukuki güvencelerinin sağlanması gerekmektedir.
Ayrıca, yaşanan bu olay nedeniyle eşimin uzak bir şehre sürgün edilmesi halinde, üç çocuğumuzla birlikte her hafta sürdürdüğümüz aile ziyaretleri imkânsız hale gelecek, aile birliğimiz tamamen bozulacak ve mağduriyetimiz daha da büyüyecektir. Yaşanan darp ve kötü muamele olayı açıkladığım şekilde cereyan ettiğinden Diyarbakır Barosu’ndan:
Olayın araştırılması,
Sorumlu infaz koruma memurları hakkında gerekli hukuki ve idari işlemlerin yapılması,
Eşim Cihat Şık’ın haklarının korunması, olası bir sürgün girişimin önüne geçilmesi,
Gerekli hukuki destek ve yardımın tarafıma sağlanması talebinde bulunuyorum.”



