Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Diyarbakır Şubeleri, Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde yönetici pozisyonunda olan erkek çalışanın kadın emekçiye dönük taciz iddialarına dair açıklama gerçekleştirdi. Müdürlük önünde gerçekleştirilen açıklamaya çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada, “İş yerlerinde baskı, mobbing ve tacizlere geçit vermeyeceğiz” pankartı açıldı.

Bilimi eğlenceli hale getiren şenlik
Bilimi eğlenceli hale getiren şenlik
İçeriği Görüntüle

Burada açıklama yapan Eğitim Sen 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Saliha Zorlu, kadın emekçilerin çalışma hakkına, beden bütünlüğüne, onuruna ve kişilik haklarına yönelen her saldırının, aynı zamanda toplumun tüm demokratik değerlerine yönelmiş bir saldırı olduğunu belirtti. Taciz ve mobbingin "kurum içi mesele", "iletişim sorunu" ya da "idari anlaşmazlık" olmadığını vurgulayan Saliha Zorlu, bunların açık bir insan hakları ihlali ve suç olduğunu kaydetti. Yaşananlar münferit olmadığını dile getiren Saliha Zorlu, “Kadınların çalışma yaşamında karşı karşıya bırakıldığı erkek egemen tahakkümün, gücü makamdan ve iş pozisyonundan alan baskı kültürünün ve cezasızlık politikalarının sonucudur. Kamu kurumları kadınların korkutulduğu, susturulduğu ve yalnızlaştırıldığı alanlar değil, eşitliğin ve hukukun egemen olduğu alanlar olmak zorundadır” dedi.

'KADIN SORUŞTURMANIN FAİLİ POZİSYONUNDA GÖSTERİLDİ'

Saliha Zorlu, “Bahsi geçen iş yerinde, bir kurum amirinin kadın çalışanın kişisel dijital verilerine hukuk dışında ulaştığı, yaydığı, hem kişisel pozisyonunu hem de bazı kurumların etki alanını kendisi için güç oluşturmak için kullandığı, bu güce dayanarak kadın arkadaşa yönelik taciz ve baskı oluşturduğu bizlere de bildirilmiştir. Soruşturma talepleri ve hukuki süreç başlatılmış olmasına rağmen fail olduğu iddia edilen kişinin hala aynı iş yerinde çalışıyor olması açık olarak cezasızlık rejiminin burada da açığa çıktığını göstermektedir. Tüm bu süreçte üzülerek gördük ki yine bir kadın amir de fail olduğu iddia edilen kişi ile bazı eylemlerde ortaklaşmıştır. Yetkinin oluşturduğu, emeğe ve emekçiye yabancılaşmanın bir sonucu olarak değerlendirdiğimiz bu tutum, kadın kültüründen uzaklaşmanın da örneği olmuştur. Sürecin işleme biçimi ve mağdur edilen kadın arkadaşın da sanki fiilin bir parçasıymış gibi haksız olarak soruşturmada fail pozisyonunda gösterilmesi çokça şahit olduğumuz tacizden kadını sorumlu tutma pratiğinin bir devamıdır” şeklinde konuştu.

“Altını çizerek söylüyoruz; hiçbir kadın emekçi erkek amirin baskısına boyun eğmek zorunda değildir” diyen Saliha Zorlu, “Hiçbir kamu görevlisi sahip olduğu kamu görevi pozizyonunu kadınlar üzerinde tahakküm kurma aracına dönüştüremez. Herkes için daha güvenilir, saygın kamu hizmeti üretmenin yolu öncelikle kamu görevini istismar etmemekten geçer” dedi.

TALEPLER

Saliha Zorlu, taleplerine dair ise şunları söyledi:

“* Taciz, baskı ve mobbing iddialarına dair soruşturma etkin ve hızlı bir şekilde yürütülmelidir.

* Fail olduğu belirtilen kişi hakkında gerekli idari ve hukuki süreç gecikmeden işletilmeli, gerekli tedbirler alınmalıdır.

* Soruşturma süreçlerinde mağdur edilenin kimliğini hedef haline getiren, böylelikle soruşturma odağını muğlaklaştırmaya çalışan tutumlardan vazgeçilmelidir.

* Kamu kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları uygulanmalı, taciz ve şiddete karşı bağımsız başvuru mekanizmaları oluşturulmalıdır.

* İLO 190 imzalanmalı ve uygulanmalıdır.

* Kadın emekçilerin sessiz kalmaya zorlandığı her durumda failler cesaret bulmaktadır. Sessizlik erkek şiddetini büyütmektedir. Bu nedenle kadınların beyanları soruşturmaya esastır ve iddialar etkin, bağımsız ve şeffaf yürütülmelidir.”

Kaynak: MA