Diyarbakır’da önemli toplantı: 2026 Kürt meselesi açısından dönüm noktası oldu
Diyarbakır’da önemli toplantı: 2026 Kürt meselesi açısından dönüm noktası oldu
İçeriği Görüntüle

HABER/Güneş OCAĞA-Ceren AKYIL

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM), Diyarbakır’da düzenlediği “Suriye’de Son Dönemde Yaşananların Nedenleri, Çözüm Sürecine Etkisi, Dünya Kürtleri Yalnız Bırakıyor Duygusunun Nedenleri ve Kürt Siyaseti” başlıklı toplantısında Rojava’nın durumuna dair önemli değerlendirmelerde bulunan Akademisyen ve Doç. Dr. Seda Altuğ, Suriye’de Rojava’nın, diğer bölgelere kıyasla daha istikrarlı bir rejim kurabildiğini belirtti.

Altuğ, şunları ifade etti:

“Suriye’de Rojava, diğer bölgelere kıyasla daha istikrarlı bir rejim kurabildi. Bu istikrarın temelinde, geniş bir koalisyonun kurulması vardı. Bu koalisyonun ana hedefi, İsrail’in güvenliğini esas alan bir düzenin tesis edilmesi ve Suriye’nin, Irak’taki gibi federal bir yapı olmadan yeniden kurulmasıydı.

“SURİYE’DE ILIMLI SUNNİ BİR BAŞKANLIK REJİMİ OLUŞTURULDU”

Bu çerçevede, Suriye’de çoğunluğu oluşturan Sünni nüfus temel alınarak daha ılımlı, “suni” bir başkanlık sistemi öne çıkarıldı. Diğer gruplara da belirli azınlık hakları tanınması planlandı. Esad rejimi gidip yerine Şara geldiğinde, sadece Türkiye’nin desteklediği gruplar değil, Şam yönetimi de bu sürece dahil oldu. Bu durum, Kürtlerde SDG’li ya da SDG’siz ciddi bir mobilizasyonu beraberinde getirdi.

Diyarbakır’da Di̇tam Toplantısı2

ESAD VE ŞARA’NIN KÜRTLERE OLAN SÖYLEMLERİ

Ancak YPG ile Şam yönetimi arasındaki müzakerelerde Türkiye’nin “entegrasyon” baskısı belirleyici oldu. Tabi Şam yönetimi Esad’ın söyleminden farklı bir yaklaşım da sergiledi. Esad’ın “Kürtler buranın yerlisi değil” söylemine karşılık Şara, Kürtlerin bu toplumun asli unsuru olduğu ve ama diğer gruplardan farklı bir taleple öne çıkmamaları gerektiğini belirtti. Bu, Şam’ın Esad döneminde Kürtler ile arasındaki farkı netleştirmek için geliştirdiği bir söylemdi.

10 MART VE 30 OCAK MUTABAKATI

10 Mart mutabakatı, SDG açısından lehineydi. Bu nedenle mutabakatın geriye götürülmeye çalışılması, Kürtlerde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Buna karşın 30 Ocak anlaşması, mevcut koşullar altında gerçekleşebilecek en gerçekçi adım olarak görülebilir. Ancak bu anlaşmada yer alan hükümler bir anayasaya bağlı değil.

ÜÇ ÜLKENİN MUTABAKAT ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Biz çoğu zaman sadece Türkiye’yi odağa alıyoruz; oysa 30 Ocak mutabakatında Amerika, Fransa ve Suudi Arabistan da önemli roller oynadı. Bu anlaşma ile birlikte artık yeni bir aşamaya geçildiğini söylemek mümkün. Bu sürecin, bu ülkelerin arabuluculuğunda yürütülecek müzakerelerle devam edeceğine inanıyorum.

“ÇATIŞMA OLACAĞINA İNANMIYORUM”

Ayrıca çatışma olacağını da düşünmüyorum; çünkü Suriye, uzun bir savaştan yeni çıkmış durumda, ciddi ekonomik yoksulluk ve göçler yaşandı. Bu koşullar altında yeniden savaşacak bir kapasitesi yok.

“SURİYE’DE KÜRTLERİN DURUMU BAŞKA BİR AŞAMAYA GEÇTİ”

Suriye’deki Kürtlerin durumu ise artık başka bir aşamaya geçti. Evet, gözler orada olacak; ancak süreç daha çok müzakere ve siyasi uzlaşı üzerinden ilerleyecek gibi görünüyor.

TÜRKİYE’NİN ROLÜ

Türkiye, bu süreçte toplumsal, askeri ve siyasi gücünü artırdı. Bu güç artışı, Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında Türkiye’nin belirleyici bir aktör olduğunu gösteriyor.”

Muhabir: Güneş OCAĞA / Ceren AKYIL