ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU

Diyarbakır Havalimanı’nda ana pistin bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle kapatılmasının ardından hizmete alınan paralel piste yeni Aletli İniş Sistemi (ILS) kurulduğu açıklanmıştı. Ancak sistemin kurulduğunun duyurulmasına rağmen uçaklar, olumsuz hava koşulları ve sis nedeniyle Diyarbakır’a iniş yapamayarak çevre illerdeki havalimanlarına yönlendirilmeye devam ediyor.

Diyarbakır’da düzenlenen “Edebiyat ve Barış” konferansına katılmak üzere kente gelen yazar Burhan Sönmez de dün gece sis nedeniyle uçağının Diyarbakır yerine Elazığ Havalimanı’na iniş yaptığını belirterek yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. Öte yandan, 2003 yılında sis nedeniyle İstanbul-Diyarbakır seferini gerçekleştirdiği sırada Diyarbakır Havalimanı yakınlarında düşen uçak kazasında babasını kaybeden Ahmet Çetintaş, yaşadığı acının hafızasında derin izler bıraktığını ifade etti. Çetintaş, Diyarbakır’da benzer bir acının bir daha yaşanmaması gerektiğini söyledi.

Diyarbakır’da Ils Kuruldu, Sis Sorunu Çözülemedi

BURHAN SÖNMEZ: UÇAĞIM DİYARBAKIR HAVAALANI’NA İNEMEDİ

Diyarbakır’da düzenlenen “Edebiyat ve Barış” konferansına katılmak üzere İngiltere’den İstanbul’a, İstanbul’dan da akşam uçağıyla Diyarbakır’a gelen yazar Burhan Sönmez, gece saat 00.00’da Diyarbakır Havalimanı’na ulaşması gereken uçağının yoğun sis ve olumsuz hava koşulları nedeniyle iniş yapamadığını, Elazığ Havalimanı’na yönlendirildiğini söyledi.
Sönmez, yaşadığı yolculuk sürecini şu sözlerle anlattı:

“Dün gece hava muhalefeti ve sis nedeniyle uçağım Diyarbakır Havalimanı’na inemedi. Bu nedenle Elazığ Havalimanı’na yönlendirilerek iniş yapabildi. Elazığ Havalimanı’nda yaklaşık bir saat bagaj bekledim. Bagajımı aldıktan sonra otobüslerle Diyarbakır’a transfer edildik.

Yolculuk sırasında otobüsümüz arızalandı. Maden ilçesinde arızalanan otobüsten başka bir araca aktarıldık. Burada da yarım saat beklemek zorunda kaldık. Dolayısıyla Diyarbakır’a ancak sabah saat 04.30’da ulaşabildim. Saat 05.00’te otelde olabildim.

Bu nedenle sabah erken kalkarak programa yetişmek zorunda kaldım. Uykusuz bir şekilde programa katıldım.”

Diyarbakır’da Ils Kuruldu, Sis Sorunu Çözülemedi1

Diyarbakır Ermenilerinden Armen Demirciyan yaşamını yitirdi
Diyarbakır Ermenilerinden Armen Demirciyan yaşamını yitirdi
İçeriği Görüntüle

2003’TEKİ UÇAK KAZASINDA BABASINI YİTİREN ÇETİNTAŞ: DİYARBAKIR AYNI ACIYI YAŞAMASIN

8 Ocak 2003 tarihinde İstanbul-Diyarbakır seferini yaparken Diyarbakır Havalimanı yakınlarında düşen ve 75 kişinin yaşamını yitirdiği Türk Hava Yolları’na ait uçak kazasında babası Abdulmenaf Çetintaş’ı kaybeden Ahmet Çetintaş, aradan geçen 24 yıla rağmen kapanmayan yaralarını ve hukuk mücadelesini Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e paylaştı. Kazada 11 yaşında bir çocuk olarak babasını yitiren Çetintaş, resmi makamların bugüne kadar tatmin edici bir açıklama yapmadığını, kara kutunun detaylarının kendileriyle paylaşılmadığını belirtti.

Diyarbakır’da Ils Kuruldu, Sis Sorunu Çözülemedi2

"ÜÇÜNCÜ İNİŞ DENEYİŞİNDE ÇAKILDI"

Kazanın olduğu dönemde Silvan’da yaşadıklarını ve şehre ulaşana kadar yoğun bir sisle karşılaştıklarını belirten Çetintaş, köylülerin ve kazadan sağ kurtulanların aktardığı bilgileri şu sözlerle aktardı:

"O dönem Silvan'dan Diyarbakır'a gidene kadar kör bir sis vardı. Çevre köy halkının anlattığına göre; uçak iniş izni aldıktan sonra tam inecekken tekrar kalkıyor, semalarda bir çember oluşturacak şekilde bir tur atıyor. İkinci denemesinde de aynı şey oluyor. Üçüncü defa inerken uçak çakılıyor. Köylüler yardıma koşuyor ancak askeriye izin vermiyor, hepsi yanıyorlar."

"BABAM YANARAK DEĞİL, BEYİN KANAMASINDAN VEFAT ETTİ"

Kazada 74 kişinin hayatını kaybettiğini, babası Abdulmenaf Çetintaş’ın ise uçağın ikiye bölünmesiyle koltuğuyla birlikte dışarı fırlayan 6 kişiden biri olduğunu ifade eden Çetintaş, babasının ölüm anına ilişkin şu detayları paylaştı:

"Uçak ikiye parçalanınca, babamın olduğu koltuk kopan bölüme denk geliyor ve fırlayan 6 kişiden biri babam oluyor; 5'i ise şu an hayatta olan insanlar. Kazadan sonra bu kişiler durumu bize bizzat anlattı. O esnada babam kalkıyor, kendini silkeliyor. Oradaki bir kadına iyi olup olmadığını soracağı sırada başını çarptığı için beyin kanamasından vefat ediyor. Yani benim babam yanmadan, beyin kanamasından vefat etti. Diğer 74 kişi ise ne yazık ki yandı."

24 YILLIK ADALET ARAYIŞI VE CEVAPSIZ KALAN SORULAR

Diyarbakır Basketbol Spor Salonu'na giderek cenazeleri gördüğü o günün çocuk hafızasında silinmez izler bıraktığını dile getiren Çetintaş, İstanbul İstinye’deki THY genel müdürlüğüne kadar giderek yetkililerle görüştüğünü ancak hiçbir zaman elle tutulur bir belge veya resmi bir cevap alamadıklarını vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) davaların hâlâ sürdüğünü belirten Çetintaş, dönemin havacılık şartları ile bugünkü standartları kıyaslayarak şu sorgulamada bulundu:
"Şimdiki şartları konuşursak, günümüzde bir uçak inişte bir risk varsa inmez, başka bir vilayete gider. Ama o zaman ısrarla bu Diyarbakır'a inmek istenmişti. Uçağın düşme sebebi 'sis' diyorlar ama ne kadar doğru, ne kadar gerçek olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Kara kutu açıklanana ve devlet tarafından bize resmi bir açıklama yapılana kadar bu şüpheler bitmeyecek."

"BU ACI UNUTULACAK GİBİ DEĞİL"

Aradan çeyrek asra yakın bir zaman geçmesine rağmen acısının ilk günkü gibi taze olduğunu söyleyen Çetintaş, duygularını "Dün akşam dahi babamın fotoğraflarını, uçağın fotoğraflarını görünce gözlerim doldu. Ben ölüp tekrar dirilsem de babamı hatırlarsam yine bu acı günü hatırlar ve üzülürüm. Bu unutulacak bir şey değil, Diyarbakır bir daha böyle bir acı yaşamasın" sözleriyle dile getirdi.

Muhabir: Güneş OCAĞA