ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU

Son yıllarda Türkiye genelinde ve özellikle Diyarbakır’da artış gösteren kanser vakalarının nedenleri ile onkolojik hizmetlerde gelinen aşamaları Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e değerlendiren Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı, akademisyen Prof. Dr. Bahri Çakabay, Diyarbakır’da meme ve kolon kanserindeki artışa dikkat çekti. Prof. Dr. Çakabay, artışın temel nedenleri arasında kadınların çekingen davranması, geleneksel toplum yapısı ve tarama programlarına katılımın düşük olmasının yer aldığını belirterek, “Bu durum sadece meme kanserinde değil, kolon kanseri taramalarında da ciddi şekilde etkili oluyor” dedi.

EKSPRES’İN SORULARINI YANITLADI

Prof. Dr. Bahri Çakabay’a yönelttiğimiz sorular ve verdiği yanıtlar şöyle:

“KANSER, ESKİSİ KADAR KORKUNÇ BİR HASTALIK DEĞİL”

Türkiye ve bölgenin kanser haritası ne durumda?

Türkiye’nin ve bölgenin kanser haritasına baktığımızda, genel tabloyu gerçekçi bir şekilde değerlendirmek gerekir. Kanser, 50-100 yıl öncesine kıyasla artık eskisi kadar korkutucu bir hastalık değil. Tanı, tedavi ve teknoloji açısından büyük ilerleme kaydedildi. Ancak bu, “kanseri tamamen yendik” gibi bir zafer sarhoşluğu yaşamayı gerektirmez. Çünkü kanserle ilgili sorunlar tamamen bitmiş değil.

Yine de önemli başarılar var. Hatta bazı kanser türlerinde hastalığı kontrol altına almayı başardığımızı söyleyebiliriz. Örneğin meme kanseri, Türkiye’de, bölgede ve dünyada en yaygın kanserlerden biridir. Ama meme kanserinde artık o kadar yol kat ettik ki, hastalık neredeyse kronik bir hastalık gibi yönetilebiliyor. Tedaviler o kadar ilerledi ki, birçok vakada yaşam kalitesi yüksek, uzun süreli sonuçlar alınabiliyor.

Diyarbakır’da Kanser Uyarısı3

Bilimsel ve teknolojik gelişmeler, ilaç tedavileri, kemoterapi, immünoterapi ve cerrahi alanında büyük değişim yarattı. Özellikle cerrahide çok ciddi ilerlemeler var. Eskiden meme kanseri denilince hemen tüm memenin alınması gündeme gelirken, son 20-30 yıldır meme koruyucu cerrahiyle çok başarılı sonuçlar elde ediliyor.
Rektum kanseri de eskiden çok korkutucu bir kanserdi. Şimdi ise hem ameliyat öncesi ve sonrası tedaviler, hem cerrahi teknikler hem de teknolojik gelişmeler sayesinde çok daha iyi sonuçlar alınabiliyor. Başka kanser türlerinde de benzer ilerlemeler mevcut.

“KANSER BİR GÜNDE YOK OLACAK BİR HASTALIK DEĞİL”

Özetle geçmişe göre çok daha iyi durumdayız. Ancak kanser bir günde yok olacak bir hastalık değil. “Bir gün bir ilaç çıkacak, kanseri tamamen bitirecek” gibi düşünceler gerçekçi değil. Çünkü kanser tek bir hastalık değil; neredeyse 100’e yakın farklı hastalık veya sendromun bir bileşimi gibi düşünülebilir. Bu kadar farklı türü olan bir hastalığı tek bir yöntemle çözmek mümkün değil.

Diyarbakır Sur’da 8 Mart buluşması
Diyarbakır Sur’da 8 Mart buluşması
İçeriği Görüntüle

Yine de gelişmeler bir araya geldiğinde birçok kanserde çok ciddi ilerleme sağlanıyor. Bugün iyi bir noktadayız; ama daha da ilerlememiz gerekiyor. Kanserle mücadelede önemli olan, onu yenmek değil, kontrol altına almak.

BATI’YA GÖRE DAHA AZ GÖRÜLÜYOR

Diyarbakır'da en sık rastladığımız kanser türleri hangileri?

Kadınlarda en sık görülen kanser meme kanseri iken, erkeklerde daha çok kolon, rektum ve prostat kanseri ile karşılaşıyoruz. Özellikle prostat kanseri çok sık görülüyor ve bu alanda çoğunlukla üroloji uzmanları ilgileniyor. Kolon ve rektum kanserleri de ülkemizde sık rastlanan kanser türleri arasında yer alıyor.
Bizim bölgemizde en sık karşılaştığımız kanser meme kanseri. Bunun en önemli nedeni, meme kanserinin daha ileri evrelerde fark edilmesi. Oysa meme kanseri, doğurganlık ve emzirme ile riski azalan bir kanserdir. Bu nedenle teoride bölgemizde daha az görülmesi beklenir. Gerçekten de batıya göre daha az görülüyor; ancak erken teşhis açısından geride kalıyoruz.

Diyarbakır’da Kanser Uyarısı2

Bunun temel nedenleri ise, kadınların daha utangaç olması, geleneksel toplum yapısı, tarama programlarına katılımın düşük olması. Bu durum, kolon kanseri taramalarında da etkili oluyor (kolonoskopi gibi tetkiklere katılım azalıyor)

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ

Kanserde erken teşhis çok büyük fark yaratır. Erken evrede yakalanan kanserler çoğu zaman yönetilebilir ve tedavi edilebilir oluyor. Bu nedenle, hastalığın kontrolü daha kolay, tedavi süreci daha kısa ve daha az ağır, cerrahi müdahale daha basit, hasta açısından yaşam kalitesi daha yüksek, ancak geç kalındığında hem hasta hem cerrah hem de hastalığın kontrolü açısından süreç çok zorlaşıyor. Bu yüzden tarama programlarına katılmak çok önemli. Bu programlar ulusal tarama programlarıdır ve herkesin düzenli katılması gerekir.

TARAMA PROGRAMLARI

Kolon ve rektum kanseri taraması genellikle, 40 veya 50 yaşından sonra. Şikayet olsun ve ya olmasın programa katılması gerekir. Eskiden kolon kanseri taraması 50 yaşından sonra başlardı, ancak günümüzde bu yaş 40’lara kadar indi.

Meme kanserinde ise erken teşhis önemlidir. Tarama ile erken yakalanan meme kanserinde, bazen kemoterapiye bile gerek kalmadan küçük bir ameliyatla hastalık tamamen çözülebilir. Rahim kanseri ile ilgili de HPV aşısı önemli bir koruyucu yöntemdir. Aşının yaygınlaşması kanser oranlarını ciddi oranda azaltacaktır. Tarama programlarına düzenli katılmak, kanserin erken evrede yakalanması ve tedavi şansının artması için hayati önem taşır.

DİYARBAKIR KANSER ONKOLOJİSİNDE İLERİ BİR KENT

Diyarbakır’da kanser onkolojisi hizmetleri ne aşamada?

Diyarbakır’da kanser onkolojisi, Türkiye’nin diğer büyük illeriyle kıyaslandığında çok iyi bir noktadadır. Hem cerrahi onkoloji hem de genel onkoloji alanında önemli gelişmeler kaydedildi. Özellikle son yıllarda koşullarımız belirgin şekilde iyileşti.

Örneğin hastanemizde robotik cerrahi yapılabiliyor. Bu, Diyarbakır’da bir ilk ve kent olarak teknolojik anlamda büyük bir ilerleme. Bazı kanser türlerinde, özellikle rektum kanserinde, erkek hastalarda zor ve komplike ameliyatları robotik cerrahi daha da kolaylaştırıyor. Kapalı cerrahi ise kanser ameliyatlarında yaklaşık 10-15 yıldır uygulanıyor. Bu alanda Diyarbakır, büyük şehirlerden hiçbir şekilde geri değil; çok iyi bir seviyedeyiz.

Bu nedenle vatandaşların başka bir büyük şehre gitme ihtiyacı yok. İstanbul veya Ankara’ya gitme isteği çoğunlukla mahalle baskısı veya “daha iyi yerde tedavi olma” algısından kaynaklanıyor. Oysa şu an Diyarbakır’daki hastanelerimizde İstanbul ve Ankara’daki koşullara eşdeğer hizmet sunulmaktadır.
İlimizde PET/CT cihazı bulunuyor ve hatta bu cihazın Diyarbakır’a ilk gelen cihazlardan biri olduğunu söyleyebiliriz.

“KANSER KORKUNACAK KADAR KORKUNÇ BİRHASTALIK DEĞİL”

Diyarbakır'da günde kaç kanser hastası size geliyor?

Kanser, geçmişe göre çok ciddi bir artış gösteriyor. Hem hasta sayısı artmış durumda, hem de yaş ortalaması gençleşiyor. Normalde kanseri bir yaşlılık hastalığı olarak biliriz; çünkü hücre yenilenmesi arttıkça DNA’da oluşan hatalar birikiyor ve kanser ortaya çıkıyor. Bu yüzden kanser, özellikle yaşlılıkla ilişkilendirilen bir hastalıktır.

Ancak bugün kanser artık gençlere de inmiş durumda. Bu trajik bir durumdur. Eskisinden daha çok kanser hastası görüyoruz maalesef. Çok hücreli yaşam başladığından beri kanser hep vardı. Dolayısıyla kanserle yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Bunu “kanseri kabullenmek” gibi algılamamak lazım; daha çok kanserin bir parçamız olduğunu, bir felaket olmadığını bilmek gerekiyor. Aslında her gün vücudumuzda kanser hücreleri oluşuyor; ama bağışıklık sistemimiz bunları yok ediyor. Kanser olmamak için direncimizi yüksek tutmamız gerekiyor. En önemli etkenler; stresli yaşam, çevre kirliliği, kötü beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam, sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklar sayılabilir.

Sağlıklı bir yaşam nasıl olur?

Bunların yerine, daha sağlıklı bir yaşam için ise; spor ve hareketli yaşam, dengeli ve sağlıklı beslenme, stresten uzak durmak, düzenli sağlık kontrolleri gibi alışkanlıklar kazanmalıyız.

Dijital çağda yaşıyoruz. Bilgi her yere hızla ulaşıyor. Bu avantajı kullanarak doğru bilgilerle kendimizi koruyabiliriz. İnsanımızın da bu konuda bilinçlenmesi gerekiyor. Kansersiz bir dünya özlemiyle hareket etmeliyiz.

En büyük hedefimiz kanseri önlemek. İkincisi ise erken teşhistir.”

Muhabir: Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU