HABER/Güneş OCAĞA-Ceren AKYIL
Birçok hukuk kurumunun çağrısıyla “Özgürlük, statü ve barış için demokratik hukuk” şiarıyla Demokratik Kürt Hukukçular Konferansı gerçekleştirdi. ÇandAmed Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansa, çok sayıda baro başkanı, akademisyen ve hukuk örgütü temsilcileri katıldı.
BARO BAŞKANI: KÜRT SORUNU SADECE SİYASİ BİR SORUN DEĞİLDİR
Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Kürt sorunun sadece siyasi bir sorun olmadığına dikkat çekerek, “Bu sorun Kürt halkının haklarıdır, dilsel, kültürel, demokratik haklar sorunudur. O yüzden çözümü de sadece siyasetle olmaz. Hukuka, demokrasiye, özgürlüğe ihtiyacı var. Kürt halkının özgürlüğü, statüsü ve barışı tartışacağız. Kürt halkının statüsü üzerine konuştuğumuz zaman bir gerçeği kabul etmemiz gerekiyor. Kürt halkı devletsiz bir halk. Bir halk devletsiz olsa bile statü, dil, kültür, tarih hakkı var. Ama bugün Kürtler yüz yıldır haksız, büyük bir zulüm altında yaşıyor. Ama biz Kürt hukukçular olarak Kürt halkının statüsünü açık etmemiz gerekiyor. Toplumumuz için de dilimizle konuşmamız gerekiyor. Bu sistem içinde eğitim hakkını da dile getirmemiz gerekiyor, kendi kendimizi temsil edelim. Hukukçular olarak bu hakları savunmak zorundayız. Bu haklar için mücadele etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘KÜRT HUKUKÇULAR BİRLİĞİ SAĞLANMALI’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çeken Güleç, “Barış sadece silahların susması değil. Bu halkın haklarının, adaletin sağlanmasıdır, toplumun eşit görülmesidir. Ülkenin demokratikleşmesi için ciddi bir şekilde çalışmalıyız. Biz Kürtler fikrimiz ne olursa olsun, bir birimizi sevmeliyiz ve Kürt halkının birliği için çalışmalıyız. Birinci eksikliğimiz; çok fazla bir araya gelmiyoruz, birliğimizi güçlendirmiyoruz. 20 yıldan fazla süredir ulusal kongre için çalışma yürütülüyor. Sayın Abdullah Öcalan bir görüşmede ‘Sadece Kürt partileri, Kürt temsiliyetini kendi partisi üzerinden veremez. Ulusal kongre sağlanmalı. Ben ulusal kongre için Barzani ve Leyla Zana’yı eşbaşkan olarak öneriyorum’ demişti. 17 yıl geçti üzerinden ama ulusal kongre sağlanmadı. Kürt halkı bir araya gelmeli. Biz hukukçularda olarak bir araya gelip, birliğimizi; Kürt Hukukçular Birliği’ni sağlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘KÜRTLER SAVUNMASIZ BİR HALKTI AMA SAVUNULMAYAN BİR HALK DEĞİLDİ’
Muş Baro Başkanı Kadir Karaçelik, Kürt halkının sistem dışında bırakıldığını, sistemin Kürtlerin hukuki ve siyasi haklarına karşı büyük bir kuşatma gerçekleştirdiğini belirterek, “Tarihsel gerçeklik ve hak dediğimiz değerle çatışma içinde olan bu tutum, demokratik değerlerle olan ilişkisi son derece sorunlu bir şekilde ilerleyecekti. Herkesi kapsamayan toplumsal sözleşme, temel hakları tanımayan bir hukuksal sistem olarak karşımıza çıkacaktı. Bu kuşatma karşısında hayatta kalmak elbette kolay değildi. Kürtlük bulduğu her çatlaktan sızıp filizlenmeye çalışırken, sürekli ağır müdahalelere maruz kaldı. Bu aynı zamanda hukukla ve adaletle hiçbir alakasının olmadığı yerdir. Kürt halkı yüzünü barıştan ve demokrasiden çevirmeyen bir mücadele ortaya koydu, koymaya devam ediyor. Bu yorucu ve ölümcül ilkimde Kürt hak hareketi öncüleri de tarihsel mevzide yerini almaktan geri durmayacaktı. Kürtler savunmasız bir halktı ama savunulmayan bir halk değildi. Kıymetli öncülerimiz vardı. Var olma hikayesini tamamlayan Kürt hareketi, barış ve demokratik toplum şiarıyla mücadele hattında yeni bir aşamaya geçmiştir. Bizler hukuk ve kurum ve insanları olarak toplumsal barış sürecine katkı sunmak, inşa sürecindeki hukuksal formları tartışmak ve rasyonel önerilerde bulunmak gibi tarihsel hükümlülükle karşı karşıyayız” diye belirtti.
Ardından söz alan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, Kürtlerin yakın dönemde hukuk dışına itildiği belirterek, eşit yurttaşlık talebine işaret etti. Aydın, “Bu paradigma diğer etnik kimliklerin kendi diliyle, inançlarıyla özgür şekilde cumhuriyete entegre olmasıdır. Cumhuriyetin tekçiliğinden kurtulduğu, tüm kimliklerin kendini içinde bulduğu Demokratik toplum paradigmasına ihtiyaç duyulmaktadır” diye konuştu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin tek hedefinin silahsızlanma olmaması gerektiğini vurgulayan Aydın, “Silahların susması sürecin başarısı açısından çok önemlidir. Hedef sorunun çıkış nedenini odaklanarak, ülkede yaşayan tüm inanç, grup, kültürlerin birlikte yaşamasının yollarına ulaşmaktır” diye kaydetti.
‘ÇERÇEVE YASA SAYIN ÖCALAN’LA MÜZAKERE EDİLMELİ’
Uzun süredir tartışılan çerçeve yasaya dair de konuşan Aydın, “Muhataplarıyla müzakere edilmeyen, mütabakata varılmayan bir çerçeve yasa ve onun getireceği düzenlemelerin sorunun ihtiyaçlarına cevap verme ihtimali yok. Onun için mutlak suretle bu yasanın muhataplarıyla, özellikle Sayın Öcalan’la müzakere edildikten sonra meclise gelmesinin hayati önemde olduğunu düşünüyoruz. Uygulama kabiliyeti olmayan bir yasa, meclisin gündemine gelir ve yasalaşırsa, uygulanmazsa sürecin çökme riski var” diye kaydetti.
‘ABDULLAH ÖCALAN’IN STATÜSÜ İÇİN KANUN ÇIKARILMALI’
Hukuki Araştırma ve Eğitim (DADSAZ) Eşbaşkanı Sipan Gökan ise, yaptıkları dil çalışmalarına dair aktarımlarda bulunarak, iki ay içinde bir Kürtçe hukuk terminolojisi sözlüğünün yayımlanacağını duyurdu. Son olarak Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çeken Gökan, “Abdullah Öcalan'ın rolünü ve misyonunu yerine getirebilmesi adına kendisinin içinde bulunduğu koşullar ele alınmalıdır. Statüsünü belirleyecek kanun çıkarılarak, meclise gelmeli. Bizler Kürt hukukçular olarak bu onurlu çalışmayı Kürtçe diliyle yürütmeliyiz" dedi.
Abdullah Öcalan’ın avukatı ve İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol konuşarak, Abdullah Öcalan’la 2024’te görüşmeler başladığını hatırlatan Erol, “Sayın Öcalan’ın durumuna ilişkin olarak, tecridin çözüm ve diyaloğun önünde bir engel teşkil ettiğini sıklıkla dile getirdik. Bu süreçte ayrıca, Kürt hukuk ilkeleri bağlamında demokratik bir hukuki çerçeve üzerinde de durmalıyız” dedi. Kürt halkının cumhuriyetten bu yana kollektif bir şekilde cezalandırıldığını, ,ötekileştirildiğini belirten Erol, “Kollektif olarak cezalandırılan, ötekileştirilen bir sorun ancak toplumsal tanımayla giderilir, Kürdün hukukun ve entegrasyonu toplumsal tanımayla gerçekleştirilebilir. Kürtlerin haklarının tanınması ve yasallık kazanması gerekir. Bu nedenle bizim payımızı düşende Kürtlerin kollektif varlığı için mücadele etmek” diye konuştu.
ABDULLAH ÖCALAN’DAN KONFERANS KATILIMCILARINA SELAM
Faik Erol, 24 Mayıs’tan bu yanadır İmralı’da görüşme gerçekleştirmediklerini hatırlatarak, “Öcalan’ın bütünlüklü bir mesajını iletmek isterdik. Ama yaklaşık 40 günlük süredir adaya gidemedik. Bu tuhaf bir durum. Bu denli önemli bir eşikteyken, doğal olarak bizim her hafta İmralı’da haber alabilmemiz gerekir. Bu sürecin en önemli gerekliliklerinden biridir. Bu heyet olur, avukat, aile, gazeteciler olur ama bu mevcut durumun aşılması gerekir. 24 Mayıs’taki görüşmemizde kısa bir çerçeveyle görüşmüştük. Sayın Öcalan’ın konferansın tüm katılımcılarına başarı dileklerini, saygı ve sevgilerini gönderdiğini iletmekten onur duyarım” aktarımında bulundu.
Mesajların ardından konferans basına kapalı şekilde devam etti.




