ÖZEL HABER-Mehmet TÜRK
Pandemi döneminde ahşap boyama ile başladığı zaman yolculuğunda hayallerini tuvale dökmeye başlayan Atiye Özlem Çoban, resim yapmanın ruhunu iyileştirdiğini belirterek, “Üç çocuğumu büyüttükten sonra hayatımda oluşan boşluğu resim yaparak doldurdum” dedi.
ÜÇ ÇOCUK BÜYÜTTÜ, KENDİNİ SANATTA BULDU
1970 yılında Silvan’da doğan ve doğup büyüdüğü Diyarbakır’da yaşamını sürdüren Atiye Özlem Çoban, yıllarını ailesine ve çocuklarına adadı. Üç çocuğunu büyüttükten sonra hayatında oluşan boşluğu sanatla dolduran Çoban, bugün açtığı sergiler ve ürettiği eserlerle sanat çevrelerinde adından söz ettiriyor.
Pandemi döneminde ahşap boyama ve geri dönüşüm çalışmalarıyla sanata adım atan Çoban, aldığı eğitimlere rağmen aradığı duygusal bağı bu alanda bulamadığını söylüyor.

“Bir tahtaya dokunuyordum ama onda kendimi bulamıyordum. Yağlı boyanın verdiği hissi hiçbir şey vermedi” diyen Çoban, resim serüveninin gerçek anlamda yağlı boya ile başladığını ifade ediyor.
CİGERXWİN’DE BAŞLAYAN SANAT YOLCULUĞU
Yaklaşık yedi yıl önce Diyarbakır’daki Cigerxwîn Kültür Merkezi’nde resim eğitimine başlayan Çoban, üç yılın ardından ressam Mehmet Altıntaş ile çalışmaya başladı.
Altıntaş’ın kendisine yalnızca teknik bilgi vermediğini belirten Çoban, onun sayesinde resimlerin bir hikâyesi olması gerektiğini öğrendiğini söylüyor.
“Resim sadece güzel görünmek için yapılmaz. İçinde yaşanmışlık, duygu ve ruh olmalıdır. Mehmet Hocam bana önce bunu öğretti.”
KADINLARIN HİKAYELERİ TUVALE YANSIYOR
Atiye Özlem Çoban’ın eserlerinde en belirgin tema kadın.
Kadını; anne, kardeş, evlat ve hayatın tüm yükünü omuzlarında taşıyan güçlü bir figür olarak ele alan sanatçı, tablolarında kadınların bilinçaltını, yaşanmışlıklarını ve özgürlük arayışlarını işliyor.

“Eskiden gördüğüm bir manzarayı ya da başka bir ressamın eserini yapmak isterdim. Sonra anladım ki önemli olan insanın kendi iç dünyasını resmetmesidir.”
Çoban’a göre sanat, insanın en derin duygularını görünür kılan güçlü bir ifade biçimi.
“AMİDA’NIN RUHU” BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
Sanat yolculuğunun dönüm noktalarından biri ise Sur’da açtığı kişisel sergi oldu.
“Amida’nın Ruhu” adını verdiği sergi için yalnızca iki buçuk ay içinde yedi özel eser hazırlayan Çoban, her tablonun ayrı bir hikâyesi olduğunu söylüyor.
Beklentilerinin çok üzerinde bir ilgiyle karşılaştığını belirten sanatçı, serginin hem sanat çevrelerinden hem de sanatseverlerden büyük beğeni topladığını ifade ediyor.
Sosyal medyada eserlerinin paylaşılmasıyla farklı şehirlerden de dikkat çekmeye başlayan Çoban, özellikle İzmir’den aldığı olumlu geri dönüşlerin kendisini çok mutlu ettiğini dile getiriyor.
EŞİ VE ÇOCUKLARI EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ OLDU
Başarısının arkasında ailesinin büyük desteği olduğunu söyleyen Çoban, özellikle eşinin sanat yolculuğunda kendisine güç verdiğini vurguluyor.
“Her fırça darbemden sonra yanıma gelip benimle aynı duyguları hissettiğini söyledi. Eşim ve üç çocuğum her zaman arkamda kale gibi durdu.”
Sanat üretim sürecinde ailesinin desteğinin kendisine cesaret verdiğini belirten Çoban, bu desteğin eserlerine de yansıdığını ifade ediyor.

“SANAT BENİ İYİLEŞTİRDİ”
Sanatın insan ruhuna iyi geldiğine dair sözleri önceden uzak bulduğunu anlatan Çoban, bugün bunun en büyük tanıklarından biri olduğunu söylüyor.
“Sanat iyileştirir derlerdi, bana çok uzak gelirdi. Ama sanat beni gerçekten iyileştirdi. Ruhumu iyileştirdi.”
Resim yaparken yaşadığı heyecanı ve huzuru hiçbir şeyle kıyaslayamadığını ifade eden sanatçı, her eserinde kendi duygularının bir parçasının bulunduğunu belirtiyor.
HAYALİ: KADINLAR İÇİN BİR SANAT ATÖLYESİ
Bugün en büyük hayalinin kendine ait bir sanat atölyesi açmak olduğunu söyleyen Çoban, bu mekânın yalnızca resim yapılan bir yer değil, kadınların kendilerini keşfedecekleri bir yaşam alanı olmasını istiyor.
“Benim gibi ev hanımı olan, benim gibi anne olan kadınların evde kalmasını istemiyorum. Her kadının kendine ait bir dünyası, kendine ait bir üretimi olmalı.”
Atölyesinde genç kızları ve kadınları bir araya getirmeyi hedefleyen Çoban, sanatın maddi kazançtan çok daha büyük bir anlam taşıdığına inanıyor.
“Bir tabloya fiyat biçebilirsiniz ama benim için her fırça darbesi bir duygudur. Bunun parayla ölçüsü yok.”
KADINLARA ÇAĞRI:HAYATIN UCUNDAN TUTUN
Diyarbakırlı sanatçı, tüm kadınlara da önemli bir mesaj veriyor:
“Hepimiz anneyiz, ev hanımıyız, kardeşiz. Ama bunun yanında kendimize ait bir alanımız da olmalı. Ben hayalimi sanatla gerçekleştirdim. Kadınların da hayatın bir ucundan tutmasını, sanatla buluşmasını istiyorum.”
Yedi yıl önce yalnızca bir arayışla başlayan yolculuk, bugün Diyarbakır’da kadınların sesi olmaya aday bir sanat hikayesine dönüştü. Atiye Özlem Çoban’ın fırçasından çıkan her eser, kadınların, yaşamın ve özgürlüğün renklerle yazılmış hikayesi olarak dikkat çekiyor.




