ÖZEL HABER-Ceren AKYIL

Barış Anneleri, Öcalan ile görüşmek için başvuracak
Barış Anneleri, Öcalan ile görüşmek için başvuracak
İçeriği Görüntüle

Van’da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma sürerken, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın kurulması ve Gülistan Doku dosyasında yaşanan yeni gelişmeler, Türkiye’de yıllardır sonuçsuz kalan kadın dosyalarını yeniden gündeme taşıdı. Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e konuşan Rojin Kabaiş’in ailesinin avukatı ve Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi İrem İlhan, dosyaya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, “Asıl mesele yeni mekanizmaların kurulmasından çok, devletin mevcut soruşturma yükümlülüğünü neden en başta etkin şekilde yerine getirmediğidir” dedi.

“DOSYANIN İLK AŞAMASINDAKİ CİDDİ İHMALLER GERÇEĞE ULAŞMAYI ZORLAŞTIRDI”

İlhan, Rojin Kabaiş dosyasındaki soruşturmanın teknik olarak devam ettiğini, ancak hâlâ aydınlatılmayı bekleyen birçok temel başlıklar bulunduğunu belirterek, “Özellikle dosyanın ilk aşamasında yaşanan ciddi ihmaller, bugün soruşturmanın ilerleyişini doğrudan etkiliyor. Olay yerinin yeterince korunmaması, delillerin usulüne uygun şekilde toplanmaması, kamera kayıtlarının eksik incelenmesi ve soruşturmanın daha en başta “intihar” ihtimali etrafında daraltılması, maddi gerçeğe ulaşmayı zorlaştırdı. Oysa ceza soruşturmalarında ilk aşama en kritik aşamadır; deliller o anda toplanır ve olay sıcakken sağlıklı inceleme yapılabilir” dedi.

“DNA ÖRNEKLERİ CİDDİ BİR BULGUDUR”

Dosyanın aydınlatılması açısından kritik önemde deliller bulunduğunu açıklayan İlhan, Rojin Kabaiş’in bedeninde tespit edilen iki farklı erkeğe ait DNA örneklerine dikkat çekti. İlhan, “Bu DNA’nın intravajinal ve sternal bölgede bulunması son derece ciddi bir bulgudur ve dosyanın tüm yönleriyle, özellikle de suç şüphesi kapsamında ele alınmasını gerektirir. Ancak DNA’nın kime ait olduğu hâlâ tespit edilmediği gibi, ölüm saati ve ölüm nedeni gibi temel adli tıp bulguları da netleştirilmiş değildir” diye konuştu.

“BUGÜN YENİ EKİPLERİN KURULMASI, İLK AŞAMADA YAPILMASI GEREKENLERİN YAPILMAMIŞ OLMASIDIR”

İlhan, Rojin Kabaiş dosyasında telefonun incelenmesi için özel bir ekip kurulması ve öte yandan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın oluşturulmasının önemli olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

“Burada asıl mesele yeni mekanizmaların kurulmasından çok, devletin mevcut soruşturma yükümlülüğünü neden en başta etkin şekilde yerine getirmediğidir. Çünkü bu dosyada bugün konuştuğumuz birçok eksiklik, teknik imkânsızlıktan değil; soruşturmanın ilk aşamasındaki yaklaşım ve ihmallerden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bugün yeni ekipler kuruluyorsa, bunun sebebi aslında ilk aşamada yapılması gerekenlerin yapılmamış olmasıdır.”

İLHAN DOSYADAKİ TEHLİKE BOYUTUNA İŞARET ETTİ

Dosya kapsamında sadece teknik bir başlık olarak değil; aynı zamanda kadınların yaşam hakkının ne ölçüde korunduğuna ilişkin politik bir tablo olarak da gördüklerini ifade eden İlhan, “Kadınların şüpheli ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmemesi, cezasızlık algısını büyütüyor ve topluma çok tehlikeli bir mesaj veriyor. Dolayısıyla kurulacak ekiplerin ya da yeni birimlerin gerçekten anlamlı olabilmesi için, bu dosyalarda yıllardır süren ihmallerle yüzleşilmesi ve soruşturmaların kadınların yaşam hakkını merkeze alan bir anlayışla yürütülmesi gerekiyor. Bizim açımızdan ölçüt açıklamalar değil, somut sonuçtur. DNA’nın kime ait olduğunun bulunması, dijital verilerin çözülmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır” diye kaydetti.

“AİLELER VE KADIN HAREKETİ ISRARCI OLDU”

Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni gelişmelere de değinen İlhan, “Burada aslında umut verici olandan çok, Türkiye’de kadınların kaybedildiği ya da şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği dosyaların neden yıllarca sonuçsuz bırakıldığı gerçeğini konuşmamız gerekiyor. Çünkü ne Gülistan Doku dosyasında ne de Rojin Kabaiş dosyasında aileler ve kadın hareketi bu kadar ısrarcı olmasaydı, bu dosyaların büyük ölçüde sessizliğe terk edilme ihtimali vardı. Bu durum bize şunu gösteriyor: Türkiye’de kadınların şüpheli ölümü dosyalarında etkin soruşturma çoğu zaman devletin kendiliğinden işlettiği bir mekanizma değil; ailelerin, kadın örgütlerinin ve kamuoyu baskısının zorladığı bir süreç haline geliyor. Oysa hukuk devletinde olması gereken bu değildir. Devletin yükümlülüğü, özellikle kadınların yaşam hakkını ilgilendiren dosyalarda ilk andan itibaren hızlı, şeffaf ve etkili soruşturma yürütmektir” ifadelerini kullandı.

638 FAİLİ MEÇHUL DOSYA İNCELENMEYE BAŞLANDI

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı" toplam 638 dosya alırken, Diyarbakır'da ise işlenen ve “Faili meçhul” bırakılan cinayet dosyalarına ilişkin 1 başsavcı vekili ve 1 savcıyı görevlendirdi.

Kurulan bu heyet, ilçelerden gelen dosyalar da dahil olmak üzere 2002’den bugüne kadar “Faili meçhul” bırakılan 70 dosyayı incelemeye almaya başladı.

Muhabir: Ceren AKYIL