İran dini lideri Mücteba Hamaney, yaşanan son gelişmelere dair X sanal medya hesabından paylaşımlarda bulundu. Halka meydanlara çıkma çağrısında bulunan Hamaney, "Bugün ve Kutsal Savunma’nın üçüncü destanının bu aşamasına kadar, cesaretle söylenebilir ki siz, kahraman İran halkı, bu meydanın kesin galibi olmuşsunuzdur. ‘Güçlü bir İran’a ulaşmak için, aziz halkımızın son kırk gündür gösterdiği gibi varlığını sürdürmesi elzemdir. Düşmanla müzakerelerin ilan edilmesi, sokaklardaki varlığın artık gerekli olmadığı yönünde bir algı oluşturmamalıdır. Varsayalım ki askeri çatışma sahnesinde bir sessizlik dönemine girilmesi gerekmiş olsun; bu durumda, meydanlarda, mahallelerde ve camilerde bulunma imkânına sahip olan tüm halk kesimlerinin sorumluluğu eskisinden daha da ağır görünmektedir" dedi.
Hamaney, devamında şunları söyledi: "Şüphesiz ki meydanlardaki sesiniz, müzakerelerin sonucunu etkilemektedir. Efendimize (Allah onun zuhûrunu acele eylesin) hitaben arz ederiz ki, düşmana karşı gerek müzakere masasında gerekse savaş meydanında kesin bir zafer elde etmek için, tüm varlığımızla onun özel duasına sığınmış bulunuyoruz. Biz savaş talep etmedik ve etmiyoruz; ancak meşru haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Bu doğrultuda direniş cephesinin tamamını yekpare olarak görmekteyiz. Yüce Allah’ın izniyle, saldırgan suçluları asla cezasız bırakmayacağız. Uğranılan tüm zararlar için tazminat talep edeceğiz; şehitlerin kan bedelini ve bu savaşta yaralananların haklarını mutlaka isteyeceğiz. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nın yönetimini yeni bir aşamaya taşıyacağız. İran’ın güney komşularına sesleniyorum, bir mucizeye tanıklık ediyorsunuz; o hâlde doğru görün, doğru anlayın, doğru yerde durun ve şeytanların yalan vaatlerine karşı şüpheci olun. Kardeşliğimizi ve iyi niyetimizi gösterebilmemiz için sizden hâlâ uygun bir tepki bekliyoruz; bu da ancak sizin müstekbir güçlerden yüz çevirmenizle mümkün olacaktır. Zihin ve kalbin penceresi olan kulaklarımızı, düşman tarafından desteklenen ya da onlarla aynı çizgide olan medya karşısında korumak gereklidir. Ya onlarla tamamen ilişkimizi kesmeliyiz ya da en azından sundukları her şeye büyük bir şüpheyle yaklaşmalıyız.”



