ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın duyurduğu Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hızlı tren hattı ile seyahat süresi 2 saat 15 dakikaya düşürülecek. Bölge ulaşımında önemli bir dönüşüm olarak değerlendirilen projeye, Diyarbakırlı iş insanlarından hattın kente uzatılmaması nedeniyle eleştiri geldi.
Diyarbakır Organize Sanayi (OSB) Başkanı Mustafa Fidan, Diyarbakır Sanayici ve İş Dünyası Derneği (DİSİDER) Başkanı Şeyhmus Akbaş ve iş insanı Süleyman Yıldırhan, Gaziantep’in limana güçlü demiryolu ve karayolu entegrasyonuyla bağlandığını ifade ederek, Diyarbakır’ın ise bu ağın dışında kalmasının ekonomik açıdan dezavantaj oluşturduğunu kaydetti. Mersin Limanı’nın bölge ekonomisi için hayati öneme sahip olduğunu da vurgulayan Fidan, Akbaş ve Yıldırhan, Diyarbakır’ın hızlı tren ve otoyol ağına entegre edilmemesinin kente yönelik yatırım kararlarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.
MUSTAFA FİDAN: ÇABAMIZIN SONUCUNDA SOMUT YATIRIMLAR ALAMIYORUZ
Verdikleri çabaların karşılığını somut adımlarla alamadıklarını ifade OSB Başkanı Mustafa Fidan, Biz Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşları ve iş insanları olarak, Diyarbakır sanayisini daha ileriye taşıyalım diye hareket ediyoruz. Ancak ne yazık ki, bu çabamızın karşılığını kentin ihtiyaçlarına yönelik somut yatırımlarla alamıyoruz” dedi.

“SÜREKLİ SÖZ VERİLİYOR, AMA SAHADA HİÇBİR İLERLEME YOK”
Otoban yolunun Diyarbakır’a da yönlendirebileceğini dile getiren Fidan,
“Bugün otobanı incelediğinizde, Urfa’dan geçtiğini görüyorsunuz. Yıllardır bu yol Diyarbakır’a da yönlendirilebilir. Üstelik bunun yapılması teknik olarak mümkün. Ama ne yazık ki sürekli söz veriliyor, “yakında yapılacak” deniliyor, ama sahada hiçbir ilerleme yok.
Bunu neden söylüyoruz? Çünkü ulaşım altyapısı bir kentin sanayi gücünü doğrudan belirler. Yüksek hızlı trenin Antep’e kadar gelmesiyle birlikte, Antep’in sanayi kenti olduğu vurgulanıyor. Biz de Diyarbakır’ın sanayi kenti olduğunu söylüyoruz. Ve bu gerçekten de böyle” diye kaydetti.
“DİYARBAKIR’A HIZLI TRENİN GELMESİ ŞART”
Hızlı trenin gelmesinin şart olduğunu ifade eden Fidan, şunları söyledi:
“Biz, Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşları ve iş insanları olarak, hızlı trenin Diyarbakır’a gelmesinin şart olduğunu her platformda dile getiriyoruz. Çünkü hızlı tren, sadece bir ulaşım projesi değil, kentimize dışarıdan sanayi ve yatırım çekmenin anahtarıdır. Şu an Antep’te hızlı tren var, İskenderun’da hızlı tren var. Peki bir yatırımcı olarak bu şehirlerde yatırım yapar mısınız? Elbette yaparsınız. Ama aynı yatırımcı Diyarbakır’a gelip yatırım yapar mı? Bu soru çok hayati. Cevap da çok açık, Hayır. Bu konuyu Diyarbakır’daki STK’lar olarak sürekli gündeme getirdik. Her seferinde ‘tamam, bakılacak, edilecek’ denildi. Siyasilerle, genel müdürlerle, bakanlarla görüştük. Ama hala somut bir adım atılmadı. Mersin’den Antep’e kadar hızlı tren yapılacak deniliyor. Peki bu hat sadece “Mersin–Antep” için mi planlandı? Türkiye tek bir şehirden ibaret değil. Biz diyoruz ki; Diyarbakır’ı büyütelim, Diyarbakır’ı geliştirelim.”
“GÖRÜŞMELERDE AYNI CEVABI ALIYORUZ”
Tüm görüşmelerde aynı cevabı aldıklarını aktaran Fidan, “Bize, ‘Devletin bütçesi yok’,kaynak eksikliği var’ deniliyor. Ama bugün bakıyoruz; Sivas’a hızlı tren yapıldı. Sivas’a kadar hızlı tren tamamlandı. Benim kanaatim şudur; Diyarbakır, Sivas’tan daha büyük bir kent. Potansiyel olarak da Sivas’tan daha güçlü bir potansiyele sahiptir. Ama ne yazık ki Diyarbakır’a istenilen yatırımlar yapılmıyor. Hep geriden geliyoruz, hep geç kalıyoruz. Bu sadece bir eksiklik değil; Diyarbakır’ın geleceğine yapılan büyük bir haksızlıktır. Ama bu konuda durmayacağız. Yine devlet yetkililerimizle görüşmeye devam edeceğiz” diye kaydetti.
“BU DURUM HAKSIZLIKTIR”
Diyarbakır sanayisinin daha da kalkındırılması gerektiğini ifade eden Fidan, “Bir görüşmemizde, hızlı trenin sadece Diyarbakır’a değil, Urfa’ya da ciddi katkı sağlayacağını ifade ettik. Çünkü sonuçta Urfa’dan gelen yol, Diyarbakır’a ulaşacak. Bu nedenle bu konuda biraz daha baskı ve stratejik politika uygulamamız gerekiyor ki, hızlı tren bir an önce Diyarbakır’a getirilsin ve Diyarbakır sanayisi daha da kalkındırılsın. Devlet yetkilileri Diyarbakır’a geldiğinde bu konuyu her zaman dile getirdik. Ancak bu yetmedi; milletvekillerimizle birlikte TCDD Genel Müdürlüğü’ne giderek konuyu bizzat orada da anlattık. Diyarbakır’ın stratejik planını, Orta Anadolu’nun merkezi konumunu ve kentin sanayi potansiyelini detaylarıyla aktardık. Bu durumu biz bir haksızlık olarak değerlendiriyoruz” dedi.
ŞEYHMUS AKBAŞ: HAYAL KIRIKLIĞI OLDU
Diyarbakır’da hayal kırıklığı yaşandığını dile getiren DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş şunları ifade etti:
“Bilindiği üzere Gaziantep, limana hızlı tren ve güçlü karayolu bağlantılarıyla entegre oluyor. Diyarbakır’a henüz yüksek hızlı tren hattının uzatılmaması ise doğal olarak kentimizde bir beklenti ve kısmi bir hayal kırıklığı oluşturdu.

“2027 YILI SONRASI GÜNDEME GELECEK”
Diyarbakır, Gaziantep kadar büyük bir sanayi hacmine sahip olmasa da, önemli bir üretim gücü, genç nüfusu ve turizm potansiyeli olan bir şehirdir. Gaziantep’in bu yatırımı almış olması aslında bizim için de bir umut kaynağıdır. Çünkü bu tür büyük projeler etap, etap ilerler. Antep’e kadar gelmiş bir hattın, potansiyeli bu kadar yüksek bir şehre ulaşmaması düşünülemez.
Bu konuda bizler de ciddi çalışmalar yürüttük. STK’larımız, milletvekillerimiz ve Sayın Valimiz gerekli temasları gerçekleştirdi, raporlar sunuldu ve belirli bir mesafe alındı. Bu yıl yatırım programına alınmamış olması, hiçbir zaman alınmayacağı anlamına gelmez. Umut ediyoruz ki 2027 ve sonrasında yeniden gündeme gelecektir.
“BU TÜR PROJELER BÜYÜK YATIRIMLARDIR”
Elbette bu tür projeler büyük yatırımlardır ve kısa sürede hayata geçirilmesi mümkün değildir. Ancak hızlı trenin özellikle Mersin Limanı’na entegrasyonu, bölge sanayisi için stratejik bir adımdır. Diyarbakır son 5 yılda sanayi anlamında ciddi bir gelişim gösterdi. Bu ivmenin devamı için ulaşım altyapısının güçlenmesi kritik önemdedir.
“DİYARBAKIR’A GELİRSE ÇEVRE İLLERE DE KATKI SAĞLAYACAK”
Hızlı trenin Diyarbakır’a ulaşması yalnızca kentimize değil, Batman gibi çevre illere de katkı sağlayacaktır. Ürünlerin daha hızlı ve düşük maliyetle limana ulaşması rekabet gücünü artıracaktır. Sürecin uzaması sanayimizi tamamen olumsuz etkilemez; ancak rekabet gücümüzü zayıflatabilir. Bu nedenle bu yatırımın hayata geçmesi büyük önem taşımaktadır.
“HIZLI TREN İSTİHDAMI DA ARTTIRACAK”
Hızlı tren sadece ulaşımı kolaylaştırmayacak; istihdamı artıracak, yatırımları teşvik edecek ve bölgesel gelişmişlik farkının azaltılmasına güçlü katkı sunacaktır. Diyarbakır, tarihi, genç nüfusu, üretim kapasitesi ve bölgesel merkez olma sorumluluğuyla bu projenin doğal bir parçasıdır.
“UMUTSUZ OLMAYA GEREK YOK”
Umutsuz olmak için hiçbir neden yok. Gerek siyasi irade gerekse sivil toplum kuruluşları bu konuda çalışmalarını sürdürüyor. Gerekli raporlar ve teknik veriler yetkililere sunulmuş durumda. Biz inanıyoruz ki önümüzdeki yıllarda bu konu yeniden gündeme gelecek ve Diyarbakır da bu stratejik projeye dahil edilecektir.
SÜLEYMAN YILDIRHAN: PROJENİN DİYARBAKIR İÇİN ÖNEMİ BÜYÜK
Projenin Diyarbakır için önemine dikkat çeken iş insanı Süleyman Yıldırhan ise, şunları söyledi:
“Bu projenin neden önemli olduğunu bir kez daha söylemek gerekiyor. Otoyol da yüksek hızlı tren de aslında sadece bir ulaşım aracı değildir. Bunlar aynı zamanda üretim ve ticaret hattıdır. Tarih bize gösteriyor ki; ulaşım hattı bağlantısı güçlü şehirler büyür, bağlantısı zayıf şehirler geride kalır. Diyarbakır özelinde durumu iki başlıkta değerlendirebiliriz; yük taşımacılığı ve yolcu taşımacılığı.

“DİYARBAKIR’IN ÜRETİM POTANSİYELİ VAR, AMA LİMANA DOĞRUDAN BAĞLI DEĞİL”
Bir kentin limana bağlanması, uluslararası ticarete çok daha hızlı entegre olması demektir. Diyarbakır üretim potansiyeli olan bir şehir, ancak limana doğrudan bağlı değil. Bu nedenle Mersin Limanı’na hızlı trenle bağlanmak, tarım ve ticaret ürünlerinin daha hızlı ve daha düşük maliyetle sevki anlamına gelir. Bu da lojistik maliyetlerimizi düşürür, dolayısıyla rekabet gücümüzü artırır.
Lojistik maliyetleri düştüğünde, tarımın, tarımsal ürünlerin ve diğer üretim alanlarının yoğun olduğu bölgede yatırımcı ilimize daha iştahla bakar. Bu da istihdamı büyütür. Yük taşımacılığının bu avantajları net bir şekilde ortadadır.
“YOLCU AÇISINDAN DA PROJENİN SOSYAL ETKİSİ BÜYÜKTÜR”
Yolcu taşımacılığı açısından da bu projenin sosyal etkisi büyüktür. Yüksek hızlı tren uçaktan daha uygun fiyatlı, karayollarından daha hızlı, daha konforlu ve daha güvenli bir alternatiftir. Diyarbakır’ın batı illeriyle bağının güçlenmesi eğitim, sağlık, turizm ve genel olarak kentimizin ülke içindeki etkileşim gücünü yükseltecektir. Diyarbakır, hem genç nüfusu hem de bölgedeki stratejik konumu itibarıyla bunu fazlasıyla hak ediyor.
“DOĞU İLE BATI ARASINDA CİDDİ BİR SOSYOEKONOMİK FARK VAR”
Bir diğer noktada bölgeler arası gelişmişlik farkı var. Türkiye’de bölgeler arasında ciddi bir gelişmişlik farkı bulunuyor. Özellikle doğu ile batı arasında ciddi bir sosyoekonomik fark var. Bu farkı kapatmanın yollarından biri, ulaşım ve altyapı yatırımlarının doğrudan doğu illerine, yani bizim bölge illerimize daha hızlı taşınmasıdır. Antep, sanayide çok gelişkin bir şehir ve limana direkt bağlanıyor. Yatırımın sadece gelişmiş şehirlerde yoğunlaşması, bölgeler arası farkı azaltmaz aksine büyütür. Bunun da sosyal etkileri olur.
DİYARBAKIR AÇISINDAN İKİ TEMEL RAHATSIZLIK
Diyarbakır açısından temel rahatsızlıklar şunlardır:
Ulaşım noktasında otoyolun Şanlıurfa’da kesilmesi ve yüksek hızlı tren projesinin Antep’te sonlanmasıdır.”
İlerleyen tarihlerde, 2035’lerden sonra belki projeye eklenir gibi konuşmalar var, ama bunlar temellendirilmiş konuşmalar değil. Bu da Diyarbakır’ın bölgenin ulaşım ağının dışında kaldığını gösteriyor.
“BU PROJENİN BÖLGE İLLERİNE UZAMASI GEREK”
Bu projelerin Diyarbakır ve bölge illerine uzanması gerekiyor.
Limana bağlanan, batıyla entegre bir demiryolu, kentimiz için çok stratejik bir ihtiyaçtır.
“ULAŞIM HATLARININ BAŞLADIĞI YERLER KALKINIR”
Bu aynı zamanda bölgesel kalkınma, eşitlik ve en önemlisi ülke bütünlüğü meselesidir.
Ulaşım hatlarının bittiği yerler değil, başladığı yerler kalkınır.
Biz de bu kalkınmayı hak eden bir kentiz.
Diyarbakır’ın bu hatların dışında kalması, hem şehir için hem bölge için hem de Türkiye’nin dengeli büyümesi için kritik önemdedir. En basitinden söyleyelim: İstanbul’da bir trafik sorunu olduğunu görüyoruz. Marmara Bölgesi’nde imalat sanayinin oraya yığıldığını, nüfusun o bölgeye yığıldığını görüyoruz.
“100 YLI ETKİLİYECEK BİR PROJE”
Nüfusun dengeli dağıtılması, gelir gruplarının eşitlenmesi ve adil bir gelir paylaşımı için bu gibi meselelerin üzerinde durmamız gerekiyor. Konu sadece bir demiryolu veya yüksek hızlı tren projesi gibi görülmemelidir. Bu proje, kentimizin önümüzdeki 20, 50, 100 yılını etkileyecek bir projedir. Bu noktada ses çıkarmamız gerekiyor.
“LOBİ FAALİYETLERİNİ YAPMAMIZ GEREK”
Bu talebin yerine getirilmesi için gerekli tüm lobi faaliyetlerini yapmamız gerekiyor. Kent adına bir bütün olarak hareket etmeliyiz. Diyarbakır’da güçlü bir sivil toplum yapılanması var.
İLGİLİ BAKANLIKLARA TALEPKAR OLMAMIZ LAZIM
Buradan ilgili bakanlıklara talepkar olmamız gerekir ve bu talebi çok net, güçlü bir dille ifade etmeliyiz. Vekillerimizin tamamının bu konuyu Meclis gündemine getirmesini ve ilgili bakanlıktan proje süreçlerine dahil edilmesini talep etmeleri gerekir.
Bununla yetinilmemelidir. Yapılması gereken, ses çıkarmak anlamında demokratik tüm yöntemlerin uygulanmasıdır. Çünkü maalesef ülkemizde “ağlamayana emzik vermiyorlar.” Bizim de bu noktada talepkar olmamız gerekiyor. Kent için çok önemli, bölge için çok önemli.
İnsanlarımızın bu kolay ulaşıma, kolay lojistiğe, ucuz lojistiğe ulaşabilir olmasını istiyoruz.”




