Yeni yılın ilk saatlerinde peşe gelen zam furyasında, en fazla dikkat çeken elektrik zammı olmuştu. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun ‘kademeli tarife’ dediği yüzde 50 ile 125 arasındaki zammın etkilerini şimdiden hissetmeye başladık. Çünkü bazı uyanık dağıtım şirketleri, Aralık ayı faturalarına Ocak ayından birkaç gün ilave ederek zamlı tarifeye geçti bile.

Konutunun veya işyerinin Aralık ayı faturasını alan vatandaş, artışın yüzde 100’ün üzerinde olduğunu, Ocak ayı faturalarının bunun çok daha üzerinde olacağından endişe duyduklarını yüksek sesle dile getiriyor ve bir başka tehlikeye dikkat çekiyor. Vatandaş diyor ki, ‘böyle giderse salgın döneminde zaten büyük zorluk yaşayan küçük işletmeler ve esnaflar, daha hızlı kepenk kapatacak. Bu da zaten yüksek olan işsizliği arttıracaktır.’

Böyle serzenişte bulunan vatandaş yerden göğe kadar haklı… TEDAŞ tarafından 21 farklı bölgeye ayrılarak özelleştirilen Türkiye elektrik dağıtım altyapısı, günümüzde tamamen özel sektör tarafından işletiliyor ve tamamen kar amacı güdüyor. Zaten son 4 yılda elektriğin kilovat saatine yapılan yüzde 400'e yakın zam de bunun kanıtı.

Bugünlerde kara kış tüm ülkeyi esir almış durumda. Zaten artışta olan elektrik tüketimi, her tarafın buz kestiği bir dönemde daha da artacaktır. Dolayısıyla faturalar tahminlerin çok üzerinde gelebilir. Önümüzdeki süreçte faturalarını ödeyemedikleri için elektriği kesilen konut ve işyeri sayısının artış göstermesi kaçınılmaz olacak galiba.

Elektrik dağıtım şirketleri, elektriğini kestiği vatandaşa uyguladığı yüksek faiz, açma-kapatma gibi birçok kalemde fahiş ücret uyguluyor. Ücretleri tahsil etmek içinde ise hiç taviz vermiyor. Yani anlayacağınız bir soygun düzeni kurulmuş ve takır takır işliyor.

Başka bir soygun şekli var ki, neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Elektrik kesintilerinin sık sık ve uzun süreli yaşandığı bir dönemdeyiz. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu, bir basın toplantısı düzenleyerek cebimizden onca paranın çıkmasına neden olan o yöntemi anlattı.

Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Dilber Önen Üngür, elektriğin bir insan hakkı olduğunu, içinde bulunduğumuz teknoloji çağında kaliteli ve kesintisiz elektrik sağlamanın hükümetin başta gelen görevi olduğunu ifade ederek, şu önemli noktalara dikkat çekti:

‘Halka elektrik enerjisini kaliteli ve sürekli ulaştırmak hükümetin temel görevidir. Maalesef ülkemizde bu hizmet özelleştirme adı altında kamunun elinden çıkarılarak, tamamen kar amacı güden kamusal kaygı taşımayan şirketlerin insafına terk edilmiştir.

2013 yılında yapılan özelleştirme sonucu; Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak illerini kapsayan dağıtım bölgesinde elektrik dağıtım faaliyetleri, özel şirket olan DİCLE EDAŞ’a devredilmiştir. DİCLE EDAŞ tarafından hiçbir gerekçeye mahal verilmeden kaliteli ve kesintisiz olarak halka sunulması gereken elektrik enerjisi, çeşitli nedenlerle sık sık kesintiye uğramaktadır. Ancak, DEDAŞ yaşanan bu kesintileri başka gerekçelere dayandırarak kusurlarını örtmeye çalışmaktadır.

Yaşanan kesintiler nedeniyle halk, elektriğe ulaşmak için jeneratör kullanmak zorunda bırakılmaktadır. Bilindiği üzere kullanılan jeneratörler yakıt ile çalışmakta ve bu yakıtı da vatandaşlarımız kendisi satın almaktadır. Aldığı yakıt ile çalıştırdığı jeneratörler, ölçü sayaçlarında endeks akışına neden olmaktadır. DEDAŞ tarafından faturalandırılan bu enerjiye de ödeme yapılmaktadır. Yani halkımız iki defa ödeme yaparak mağdur olmaktadır. Böylece DEDAŞ satmadığı elektriğin bedelini haksız bir şekilde vatandaştan faturalandırma ile almaktadır.

Oysa jeneratörler tarafından üretilen elektrik enerjisinin ana elektrik şebekesinden bağımsız olarak yani sayaçlardan geçmeyecek şekilde jeneratörler tesis edilmesi gerekirken, jeneratörlerin ürettiği elektrik enerjisi ölçü sayaçlarından geçecek şekilde tesis edilmiştir. Ancak bu jeneratör tesislerinin birçoğunun kabulü, DEDAŞ tarafından mevcut hali ile onaylanmıştır.’

Konu ilgili düzenleme Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmenliği’nin 37. maddesinin 4. fıkrasında yer almaktadır. Fakat buna rağmen dağıtım şirketleri gereğini yapmıyor. Çünkü işine gelmiyor. Günde ortalama 3-4 saat yapılan kesinti ile hizmet vermeden kasalarını dolduruyor. Yani her şekilde bir soygun düzeni kurulmuş. Olan yine vatandaşa oluyor.

Sevgiyle kalın.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol