Özel Haber- Mümin AĞCAKAYA
Çıkardığı müzik albümleriyle, yaptığı bestelerle dikkat çeken Burhan İşiyok’un 23. Kitabı ‘Değirmen Taşı’ okurlarla buluştu. İşiyok yazarlık, şair ve besteciliğini Güneydoğu ekspres’e değerlendirdi.
Birçok şiirin bestelendi, müzik dünyasında ayrı bir yere sahipsin, bu üretkenliği nasıl sağlıyorsun, ilham kaynağın neler oluyor?
Bugünkü Türkiye’de ben ilham alamıyorum diye bir şey yok. Sokakta yürüdüğünüzde, pazara indiğinizde, halkın arasına girdiğinizde, herhangi bir haber izlerken dahi birçok sinema için senaryolar yazabilirsiniz. Şiirler, hikâyeler, şiirler yazabilirsiniz. Yani kaynağını halktan, sokaktan alan bir yazar, bir şair, bir sanatçının üretim sorunu olmaz. Bu coğrafyada yaşayıp da haber olsun, edebiyat, şiir, resim olsun sanatın bütün dallarında konu sıkıntısı çeken, üretemeyen biri; göremeyen, duyamayan, hissedemeyendir.
Çünkü bu coğrafyada yaşayan insanların başka yerlerde yaşayanlar gibi tek düze olmamıştır. Yani trajediden drama, komediden kara mizaha kadar adeta ya dibinin ya da zirvesinin yaşandığı bir coğrafyadır. Kişilerin kendileri yaşamamış olsa bile en azından tanığı olmuş ya da birincil şahıslardan dinlemiştir. Bu yüzden kime dokunsan anlatacak bir hikâyesi var.

Kitapta 17 farkı hikâye var. Öyküler nasıl oluştu?
Geride bıraktığımız 30-40 yıllık süreç içerisinde yaşanan bazı olayları kaleme aldım. Birebir gördüklerim var. Kitaba ismini verdiğim Değirmen Taşı hikâyesi; Kulp ilçesinin bir köyünde geçiyor. Elektriği, yolu ve okulu olmayan bir köy. Ekmek yapmak için ihtiyaçları olan unu köyün ortak kullandığı değirmeninden karşılıyorlar. Kışın değirmen taşı kırılıyor. Dolayısıyla o kışın büyük sıkıntı çekiyorlar. Ekmek yapmak için köylüler birbirlerine ödünç un veriyorlar. Sıkıntı büyümeye başlıyor. Köyün yaşlısı Salih dede ben yapabilirim diyor. Değirmen taşı için uygun olan taşı yaylada buluyorlar. Ancak taşı getirmek büyük sıkıntı. Köylüler el birliğiyle bin bir zorlukla getirdikleri taşı Salih dede ilkel koşullarda çalışarak değirmen taşı haline getiriyor.
Tabi bu öyküde olanaksızlığı, gereken hizmetlerin götürülememesine sitem, birçok insanın imece usulü çalışarak taşı derelerden tepelerden nasıl azimle taşıdıklarını azimle anlatan bir hikâye.
Kastamonu sarımsağı
Kitapta Kastamonu sarımsağı adlı bir hikâye var. Burada sokaklarda arabalarla rahatlıkla satılıyor. Hiç birimizin aklına bu sarımsak Batıdan geldi ben almıyorum diye düşünmüyor. Fakat batıya giden işçilere tahammül edilmiyor. Aradaki çelişkilere dikkat çekmeye çalıştım. Cevizinden halısına kadar buraya getirilip sokak sokak rahatlıkla satılıyor. Ergani’de Yozgatlı köylünün çalışırken yanan traktörü için aralarında para toplayarak yardım ediyorlar. Ama çalışmak için batıya giden mevsimlik işçilere tahammül edilmiyor. Kitapta buna benzer hikâyelere yer verdim.
Önünüzde nasıl bir program var?
Bu kitapla TÜYAP 10. Diyarbakır Kitap Fuarına katılacağız Fuar’da hem dinleti hem de imza günleri olacak. Fuardan sonra İstanbul’da son çıkan ‘Nar Dalıdır’ albümüyle ilgili bazı sanatçı arkadaşlarla beraber televizyon programlarına katılacağız.


