ÖZEL HABER-Faruk BALIKÇI-Güneş OCAĞA

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, belediyenin son 2,5 yıllık çalışmalarını ve kentin öncelikli sorunlarını Gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e değerlendirdi.

Ulaşımdan raylı sistem projesine, altyapı yatırımlarından ana dilde belediyecilik politikalarına, özel halk otobüslerinin zam talebinden kültür-sanat ve spor yatırımlarına kadar birçok başlıkta sorularımızı yanıtlayan Bucak’ın değerlendirmeleri şöyle:

-Doğan Hatun istifasının ardından yeni eşbaşkan olarak Emin Ay göreve geldi. Bununla ilgili değerlendirmeniz nedir?

Öncelikle kentimize hayırlı olmasını diliyorum. Eşbaşkanlık sistemi bizde sürdürülebilirliği ve devamlılığı olan, kişilere bağlı olmayan bir mekanizma. Asıl olan, seçimle birlikte aynı kampanyayı yürüterek eşbaşkanlık sistemini görev süresinin sonuna kadar sürdürebilmek.

Eş Başkan Serra Bucak’tan, Ekspres’e Özel Röportaj6

Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda, yine meclis yapımızdan ve Büyükşehir Meclisimize gelen encümenler içerisinden uygun bir arkadaşımızı partimizin, yerel kurulumuzun, meclis üyelerimizin ve benim ortak önerilerimiz doğrultusunda, ortak bir konsensüsle belirledik. Arkadaşımız da bu görevi kabul etti. Layıkıyla yapacağına inanıyoruz.

Hep birlikte kurmuş olduğumuz eşbaşkanlık sistemini ve devam eden süreci daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz. Emin Ay siyasette deneyimli bir isim. Partimizin çeşitli kademelerinde görev almış, Demokratik İslam Kongresi’nde yer almış bir arkadaşımız.

Diyarbakır’daki yön tabelaları bazı siyasi parti başkanlarının eleştirilerine neden olmuştu. Siz de sosyal medyanızdan buna yanıt vermiştiniz. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?

“TABELALAR TEKNİK BİR KONU DEĞİL, KİMLİK VE DİL MÜCADELESİNİN PARÇASIDIR”

Yön tabelalarının bir kısmı Karayolları Genel Müdürlüğüne ait yollarda, bir kısmı da Büyükşehir Belediyesine ait yollarda bulunuyor. Kent çıkışları ve girişleri, Mardin, Urfa ve Elazığ yönündeki ana arterlerin önemli bir bölümü Karayollarına ait. Ancak bu yön tabelalarının bir geçmişi ve emeği var. Bunu görmek gerekiyor. Bu, yalnızca statik ve teknik bir konu değil. Ben bunu halkın kimlik ve dil mücadelesinden ayrı ele alamıyorum.

Eş Başkan Serra Bucak’tan, Ekspres’e Özel Röportaj5

Diyarbakır, gibi bir kent her zaman hem demokratik anlamda hem barış kültürü, dil politikaları ve kimlik mücadelesi açısından öncü olmuş bir kenttir. Bu kentin çok dilli olması, ana dilinin kullanılması ve aynı zamanda diğer dilleri de kapsaması, dışlamaması gerektiğini düşünüyorum. Bir ana dilde ısrar etmek diğer dili dışlamak anlamına gelmemeli. Bu kentin ana dili Kürtçe ve onun lehçeleridir; Kurmancî ve Zazakîdir. Ama pekala Ermenice ve Süryanice de bu topraklarda vardır, yaşamıştır. Bunları yaşatmak isteyen küçücük bir topluluk bile varsa yerel yönetimin görevi bunu desteklemektir.

Bizim tabelalarımız en az 12-13 yıllık. İlk kayyumlar atanmadan önceki yönetimlerimize ait tabelalar ve daha öncesi de var. Dolayısıyla bu kentte yerel hizmetlerin, kamusal hizmetlerin yalnızca belediye boyutuyla değil, sağlık alanında da ana dilde verilmesi, insanların kullandığı dilin yaygınlaştırılması hizmeti kolaylaştırır. Aslında bizim daha büyük taleplerimiz var. Bütün kamusal kurumlarda ana dil kullanılabilmeli. Ana dil üzerindeki yasaklar, sansürler, baskılar ve etiketlemeler kaldırılmalı. Tabelalar teknik bir konu değil, Kimlik ve dil mücadelesinin parçasıdır.

Yıllarca insanlarımız ana dilinde konuşamadığı için sağlık sorunlarını ifade edemedi. Bunun değişmesinde, kimliğin ve dilin savunuculuğunu yapan hekimlerin, meslek birliklerinin, sivil toplumun, meslek odalarının ve kentin ortak sözünün büyük rolü var. Kürt hekimleri ana dilinde sağlık kongreleri düzenlemeseydi, buna eşlik eden bir yerel yönetim anlayışı olmasaydı, dilin gelişmesi ve kabul görmesi çok daha zor olurdu. Bir dilde tıp literatürü oluşturulacaksa buna destek vermek gerektiğini savunduk. Bunların hepsi aşama aşama ilerleyen süreçler. Bu nedenle tabelalara takılmak, ancak sığ bir bakışın ürünü olabilir. Bu ülkenin yüz yılda neleri kaybettiğini görmeyen bir anlayışın sonucu olabilir.

Eş Başkan Serra Bucak’tan, Ekspres’e Özel Röportaj4

Biz tabelalarımıza ve ana dilimize sahip çıkıyoruz. Bunun gelişmesi için yerel yönetim olarak 2,5 yıllık pratiğimiz ortada. Öncesi elbette var, bundan sonra yapacaklarımız da var. Bunların tamamı barışa, hoşgörüye ve birbirini anlamaya hizmet eder. Biz bu barış ve anlama dilini burada kurmayacaksak nerede kuracağız?
Diyarbakır’da raylı sistem uzun süredir gündemde. Büyükşehir Belediyesi olarak proje de hazırladınız. Van’a öncelik tanındı. Diyarbakır bekliyor ne diyorsunuz?

“HER HAFTA ANKARA’YI ZORLUYORUZ”

Van’da da olsun, Diyarbakır’da da olsun. Kentlerimizin ulaşım master planlarında raylı sistem mutlaka yer almalı. Şehirlerimiz uygunsa metro da olmalı. Ancak bunlar pahalı yatırımlar. Bunun için devlet mekanizmalarının, başta Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların, yerel yönetimlerle eşgüdümlü çalışması gerekiyor.
Bizim temel sorunumuz eşgüdümlü çalışmamak. Biz 2024’te seçildik ve ilk indirdiğimiz dosyalardan biri raylı sistem dosyası oldu. Çünkü bu kentin trafik sorununu, ulaşım çilesini gördük. Otobüs filomuzun ne kadar tahrip edildiğini, bakım ve onarımdan ne kadar uzak olduğunu gördük.

2040 Ulaşım Master Planımız raylı sistemin gerekliliğini ortaya koyuyor. Mevcut tren hattına peronlar koyularak Çarıklı-Çayönü hattı oluşturulması gibi seçeneklerin de bu planda yeri var. Bunun yanında yaklaşık 14 kilometrelik bir sistem hattı öngörülüyor. Sonraki aşamalarda yeni raylar döşenerek ulaşım ağı 2040 vizyonuna uygun hale getirilebilir.

Eş Başkan Serra Bucak’tan, Ekspres’e Özel Röportaj3

Biz iki yıldır bu dosya üzerinde çalışıyoruz. Teknik olarak hazırız. İmar sorunlarımızı çözdük. Kentteki diğer kurumlarla ilgili ve yol hattı sorunlarını çözdük. UKOME’de gerekli kararlarımızı aldık. Yani kent ve belediye olarak üzerimize düşen görevi yaptık.

Önünüzdeki engel ne?

Ben iki engel görüyorum. Birincisi, gerçekten devletin bütçe sorunu var. Bunu hepimiz günlük hayatımızda da görüyoruz. Daha makro ölçekte İLBANK’tan Ulaştırma Bakanlığına, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına kadar devlet kurumlarının önünde projeler var. 81 ile yetişmek zorundalar. Ancak bunun için gerekli finansman şu anda sınırlı.

Dış kredilerin kullanımıyla ilgili de sorunlar var. Bütün bunlar makroekonomik krizle ilişkili. Diyarbakır da bütçesel olarak yatırım sıralamasında gerilerde kalıyor. Van’ın neden tercih edildiğini bilemem. Ben Van’ın da tercih edilmesini, Diyarbakır’ın da tercih edilmesini isterim. Ancak teknik olarak şunu söyleyebilirim: Diyarbakır’ın raylı sistem dosyası şu anda bölgedeki kentler arasında en hazır dosyalardan biri.

Dosyamız Japonya’da, Fransa’da, AFD’de ve IFC’de biliniyor. Dış diplomasi açısından yoğun bir çalışma yürüttük. Avrupa’dan uzmanları buraya davet ettik. Almanya Belediyeler Birliği’nden şehir plancılarını getirdik. Japonya’ya eğitim için daire başkanlığımızı gönderdik.

Eş Başkan Serra Bucak’tan, Ekspres’e Özel Röportaj1

Özel Halk Otobüsleri Kooperatifi:  Amacımız sorunları diyalogla çözmek
Özel Halk Otobüsleri Kooperatifi: Amacımız sorunları diyalogla çözmek
İçeriği Görüntüle

Her hafta Ankara’yı zorluyoruz. İl Valimizin gündemine bu dosyayı yaklaşık bir buçuk yıldır sunuyoruz. Ancak günün sonunda kendimizi belediye olarak yalnız hissediyoruz. Sanki bu sadece belediyenin projesiymiş gibi davranılıyor. Oysa Ulaştırma Bakanlığı, Samsun’da, Kayseri’de, Konya’da, Bursa’da ve Gaziantep’te raylı sistem kurduysa Diyarbakır için de bunu yapmakla yükümlü bir bakanlıktır.

Biz, “Bizi borçlandırın” diyoruz. En son Sayın Ulaştırma Bakanına sunduğumuz teklif buydu. Dosyanın Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü üzerinden Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulmasını ve onaylanmasını istedik.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı sistemiyle yönetilen bir ülke. Ancak bir projenin hayata geçmesi için mutlaka Cumhurbaşkanının dikkatine sunulmasının beklenmesi, yerel yönetimin önemini vurguladığımız anlayışla çok doğru bir yöntem değil. Toplumun ihtiyacı ortada. Yaklaşık 1 milyon 800 bin nüfuslu bir kentten bahsediyoruz. Üstelik hatta iki önemli hastane bulunuyor; biri Eğitim ve Araştırma Hastanesi, diğeri Şehir Hastanesi. Yaklaşık 10 kilometrelik bölüm bu güzergah üzerinde. Son derece fizibil bir hat.

Toplum istiyor, sivil toplum istiyor, belediye hazır. Biz iki yıldır borçlanmıyoruz, banka kredisi kullanmıyoruz. Mevcut borçlarımızı azaltıyoruz. Çünkü bu proje hayata geçtiğinde finansman kapasitemizin güçlü olmasını istiyoruz.

Eş Başkan Serra Bucak’tan, Ekspres’e Özel Röportaj2

DİYARBAKIR HALA ÜVEY EVLAT MUAMELESİ GÖRÜYOR

Bence burada iki mesele var. Birincisi devletin bütçe sorunu. İkincisi ise Diyarbakır’a yönelik bir ayrımcılık olduğunu düşünüyorum. Diyarbakır hala üvey evlat muamelesi görüyor. Bu kadar ticari aksın ortasında bulunan, sınır ülkelerine ve komşu kentlere yakınlığı olan metropol bir kentten bahsediyoruz. Ticaretinin, ekonomisinin ve lojistiğinin gelişmesi gerekiyor. Bu ay kritik bir ay. Ayın 21’ine kadar yeni yatırım programına dosyamızı güncelleyerek yeniden sunacağız. Fiyatları güncelleyip “Biz buradayız, biz varız, biz talep ediyoruz” diyeceğiz.

Biz bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Ancak belediyenin de bir görev süresi var. İki-üç yılımızı bitirmek üzereyiz. Halkımız şunu bilsin: Belediye bu konuda son derece ciddi. Diplomasi, teknik hazırlık ve bütçe boyutunda son derece öngörülü çalışıyor.

Özel halk Otobüsleri zam istiyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bir çözüm var mı?

“HALK OTOBÜSÇÜLERİNİN SORUNUNU YENİ ZAMLARLA ÇÖZEMEYİZ”

Çözümü var. Yılda bir defa zam yapılabilir. Yılda bir kez yapılan bir zam, bir yıl boyunca esnafı da halkı da mağdur etmemeli.Ancak istikrarsız bir ortamdayız. Benzin fiyatlarının sürekli arttığı, bakım, onarım ve sanayi maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda esnafın da sıkıştığını görüyoruz. Fakat bu sıkışmanın halkın üzerinden çıkarılmasını doğru bulmuyoruz.

Eş Başkan Serra Bucak’tan, Ekspres’e Özel Röportaj

Bu nedenle yılda bir defa yaptığımız zammın dört ay daha ertelenmesini istedik. 2026’yı bitirmek istiyoruz. Devlet kemer sıkıyor, bütçelerimiz kısılıyor, gelir artışlarımız azalıyor. Böyle bir atmosferde halk otobüsçülerinin okulun açıldığı ilk gün grev yapmasını manidar buluyorum. Kamuoyuna tartışmalı ve gerçeği yansıtmayan bazı ifadeler kullanılıyor. “Meclise getireceklerdi, vazgeçtiler” deniyor. Böyle bir şey yok. Hiç meclise getirmedik ve getirmek istemedik.

Bizim bir ulaşım komisyonumuz ve koordinasyonumuz var. Sürekli istişare halindeyiz. “Bizimle görüşmüyorlar, iletişim yok” deniyor. Bunu kabul etmiyorum. Her gün WhatsApp üzerinden iletişim halindeyiz. Eşbaşkandan genel sekretere kadar herkes birbirine ulaşabiliyor. Haftanın üç günü görüşme gerçekleştiriyoruz. Kendilerine zam yapamayacağımızı söylüyoruz. Onlar bunu kabul etmedikleri için farklı bir yöntem izliyorlar.

Biz göreve geldiğimizde halk otobüsleri kayyum döneminde düzenlenmişti. Sayıları 100’den 200’e çıkarılmış, büyük araçların yerine daha küçük araçlar konulmuştu. Bunlar insani ve konforlu ulaşımın önünde engeldi. Buna rağmen “Olan olmuş, bundan sonra neyi düzeltebiliriz?” diyerek protokol görüşmelerine başladık.

Türkiye’nin pek çok kentinde olduğu gibi ücretsiz taşınan yolcular için belediyenin sübvansiyon sağlamasını kabul ettik. Ücretsiz ve indirimli kart sahipleri için her ay üç kooperatife milyonlarca lira ödeme yapıyoruz. Aylık yaklaşık 15 milyon liralık sübvansiyon sağlıyoruz. Bu protokolden sonra taşınan yolcu sayısı katbekat arttı. Daha önce indirimli veya ücretsiz kartlı yolcuları taşımıyorlardı. Biz sübvansiyon sağlayınca yolcu sayısı üç, üç buçuk katına çıktı. Buna rağmen hala memnuniyetsizlik olması bizi üzüyor.

Ulaşım bir bütündür. Raylı sistem, banliyö, toplu ulaşım protokolü, belediyenin otobüs filosu ve hizmet kalitesi birlikte ele alınmalı. Biz otobüs sayısını ve konforunu artıracağız. Master planın bütün unsurlarını birlikte hayata geçirmek istiyoruz.

“KRİZİN FATURASINI SADECE HALKA ÇIKARMAYIN, ANKARA’DA BAKANLIĞIN ÖNÜNDE ÖTV PROTESTOSU YAPIN”

Benzin ve mazot fiyatları sürekli artıyor. Ortadoğu’daki savaşın, krizin ve ekonomik yansımalarının faturasını sadece halka çıkaramayız. Halk otobüsleri ve minibüs kooperatiflerinden ricam, Ankara’da ÖTV protestosu yapmalarıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve Ulaştırma Bakanlığının önünde ÖTV indirimi, vergi indirimi ve bakım-onarım kalemlerinde vergi muafiyeti talep etsinler. Biz de kendi içimizde neyi daha iyi yapabileceğimize kafa yoruyoruz. Mart ayında protokolümüz bitiyor. Bir sonraki yıl için hangi şartlarda daha iyi bir sistem kurabileceğimizi değerlendireceğiz.

Toplu ulaşım bir kamu hakkıdır. Bunu halkın çıkarına ve esnafı da mağdur etmeden nasıl iyileştirebileceğimizi tartışıyoruz.Ancak şu anda bu krizi yeni bir zamla aşamayız. 2027’de elbette yeniden değerlendirme yapılabilir.

-Mehdi Zana’nın adının yeniden caddeye verilmesi gündeme gelebilir mi?

“MEHDİ ZANA’NIN ADI YAŞATILMALI”

Mehdi Zana, bu kentin kimliği, kültürü ve Kürtlük mücadelesi açısından çok önemli bir belediye başkanıdır. Olağanüstü şartlarda aday olmuş, olağanüstü şartlarda seçilmiş ve yine olağanüstü şartlarda bir darbe eliyle görevinden alınmıştır. İlk kez bağımsız seçilen Kürt siyasetçilerden biridir. ütün bu ilkleri, yaşamını ve mücadelesini göz önünde bulundurduğumuzda, bu kentte isminin layıkıyla yaşatılacağı bir cadde, bulvar veya geçmişiyle özdeşleşmiş bir lokasyonun onun adıyla anılmasını elbette halkımız çok ister.Ailesi, sevenleri, yol ve mücadele arkadaşları da bunu ister. Biz de bunun meclisimiz ve kamuoyunda ortak bir konsensüsle hayata geçmesi için üzerimize düşen sorumluluğu alırız.

Bugüne kadar sorun olup da çözdüğünüz sorunlar neler?

“ULAŞIMDA PEYDERPEY RAHATLAMAYI SAĞLADIĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM”

Çok fazla sorun vardı. Birkaç başlık altında ifade edebilirim. Belki en zor yerden başlayayım: ulaşım. Basından arkadaşlardan da çok duyuyordum: “Kentte birçok soruna hızlıca el atıyorsunuz ama ulaşım çok çetrefilli. Ne zaman çözülecek?” diyorlardı. Ben peyderpey ulaşımda rahatlamayı gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Filomuza yeni otobüsler kattık. 15 yeni hat açtık. 22 hattın güzergâhında iyileştirme ve revizyon yaptık. Sekiz ay boyunca Diyarbakır Üniversitesi’nden aldığımız hizmetle iniş-binişleri saydık, sahada veri analizi yaptık. Şimdi bu verilerin yansımalarını 22 hatta uygulamaya başladık. Bu kapanmış bir süreç değil. Hat ve güzergah iyileştirmelerimiz devam edecek. Raylı sistem için Ankara’nın, bürokrasinin, kentin ve siyasetin gündemini zorlamamız da Diyarbakır’ın kronikleşmiş sorunlarından birini çözme çabamızın parçasıdır.

“YEREL YÖNETİM ÇALIŞTIKÇA MERKEZİ HÜKÜMET DE ÇALIŞMAK ZORUNDA KALIYOR”

DİSKİ’nin çözmüş olduğu çok sayıda altyapı, su, kanalizasyon ve yağmur suyu sorunu var. Ancak altyapı görünmüyor. Musluktan temiz su aktığı sürece bunun nasıl sağlandığı, ne kadar bütçe harcandığı ve Ankara’da hangi kapıların zorlandığı görülmüyor. Deprem sonrasında Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’nın (JICA)verdiği hibelerden vazgeçilmek istendi. Ergani ve Silvan’ın içme suyu ve yağmur suyu projeleri gibi bu halka ait projelerin iptal edilmemesi için mücadele ettik.
1996’da DİSKİ yaklaşık 1.098 kilometrekarelik alana hizmet götürmekle sorumluydu. 2026’da sorumluluk alanı 15 bin 272 kilometrekareye çıktı. 17 ilçenin kırsal yerleşimleri ve yaklaşık 1 milyon 833 bin nüfus söz konusu. Kesintisiz ve sağlıklı içme suyu sağlamak, atık suları toplamak ve arıtmak, su kaynaklarını ve havzaları korumak zorundayız.

Deprem rezerv konut alanlarında ciddi içme suyu ve altyapı sorunları vardı. 27 bin 720 metre uzunluğunda içme suyu şebeke hattı yaptık. Sur ilçesi Yeşildere Grup İçme Suyu Projesi gibi önemli projeleri hayata geçirdik.

Eski, asbestli boru sistemlerini yüksek yoğunluklu polietilen borularla değiştirdik. Kırsal mahallelerde sondaj kuyuları açtık. Atık su ve kanalizasyon sistemlerinde 12 bin 376 metre boru hattı döşedik. Tek bir ana isale hattımız vardı. DSİ ile birlikte ikinci ana isale hattını, ikinci içme suyu arıtma tesisini ve biyolojik arıtmanın kapasitesini artıracak çalışmaları başlattık. Böylece kentin 2050’ye kadar içme suyu ve altyapı sorununu çözmeye yönelik önemli hamleler yaptık. Burada önemli olan şu; yerel yönetim kendi görev alanlarını çözdükçe merkezi kurumları da işbirliğine zorluyor. Biz çalışmasaydık DSİ belki ikinci ana isale hattına girmeyecekti. Yerel yönetim çalıştıkça merkezi hükümetin kurumları da çalışmak zorunda kalıyor. Bence 2,5 yılda bunu başardık. Kopmuş olan işbirliğini yeniden hayata geçirdik. Yerel yönetim çalıştıkça, merkezi hükünet de çalışmak zorunda kalıyor.

“YENİ SOSYAL VE KAMUSAL ALANLAR OLUŞTURDUK”

Göreve geldiğimizde yeni projeler de yaptık. Halk lokantaları açtık. Üç halk lokantamız var. Sosyal hizmetler bünyesinde yemek üreten büyük bir mutfak kurduk. Halk Ekmek Fabrikası açtık. Bölgedeki en büyük fabrikalardan biri. Şu anda kapasitesini kontrollü kullanıyoruz çünkü yaz döneminde açıldı ve önümüzü görmemiz gerekiyordu. Sosyal hizmetlerden gençlik ve spora, engelli ve yaşlı politikalarından itfaiyeye kadar pek çok alanda bütçeleri artırdık.

İtfaiyede çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. 2024 başlangıç ödeneği 42,5 milyon liraydı. 2026 başlangıç ödeneğini 380 milyon liraya çıkardık. Yaklaşık yüzde 795 artış yaptık. Çünkü itfaiye hayat kurtarır. Kent büyüdü. Yeni itfaiye hangarlarına, araçlara, merdivenli araçlara ve personele ihtiyacımız var. Ulaşım ve otobüs işletmesinde de 2024 başlangıç bütçesi 545 milyon liraydı. Gerçekleşen harcamayı 862 milyon liraya çıkardık. 2025 yılında başlangıç ödeneğini 1 milyar 260 milyon liraya yükselttik ve gerçekleşen harcama 1 milyar 937 milyon lira oldu. 2026’da ise mali disiplin içerisinde bütçelerimizi yeniden değerlendirdik. Hizmet görünür hale geldikçe bütçeleri de gerçekçi hale getirdik.

Raylı sistem için kredi çekmedik. Mevcut borçlarımızı azaltıyoruz. Uzun vadeli borçlarımızı sonlandırmak üzereyiz.

“2027’DE İKİ BÜYÜK PARKI HALKIN KULLANIMINA AÇACAĞIZ”

2027-2028 döneminde hayata geçireceğimiz önemli projelerimiz var. İki büyük park projemiz olan Mezopotamya Park ve Natura Park var.İkisinin toplamı yaklaşık 540 bin metrekare. Natura Park yaklaşık 300 bin metrekare, Mezopotamya Park ise yaklaşık 260-270 bin metrekare büyüklüğünde olacak.Natura Park daha doğal bir park olarak tasarlanıyor. Doğal yürüyüş parkurları, bisiklet yolları ve doğal göletler olacak.Mezopotamya Park’ta halka açık kütüphane, açık hava kütüphanesi, ders çalışma alanları, belediyenin işleteceği iki sosyal tesis ve açık hava amfi alanı olacak.

Kentler iklim kriziyle mücadele etmek zorunda. Afetlerle mücadele sorumluluğumuz da var. Son 2-2,5 yılda sürdürülebilir kent, yeşil kuşak, ekoloji, afet ve iklim politikaları açısından ciddi bir altyapı oluşturduk.

Kırsal alanlarda da Ergani’den Çermik’e, Hani’den Kocaköy’e kadar mevcut göletlerin bakım ve onarımlarını yaptık, yeni göletler inşa ettik. Tarımsal sulama ve hayvancılık için ziraat kooperatifleri ve çiftçilerle işbirliği yaptık.

“KÜLTÜR VE SANAT GÜÇLENEREK DEVAM EDİYOR”

Kültür ve sanat çalışmaları kaldığı yerden, güçlenerek devam ediyor.

Bizim olmadığımız dönemde kültür ve sanat politikalarının başka bir kimlik ve siyasi söylem çerçevesine çekildiğini düşünüyoruz. Bunun kentte yaşayan herkes tarafından hissedildiğini gördük. Kürtçenin kullanımında azalma, kente ait kimlik, dil, kültür ve sanat politikalarında gerileme yaşandı. Bunları tersine çevirmek için ana dilin önemine vurgu yaptık. Ana dillerde kurslar açtık. Kurmancî, Zazakî, Ermenice ve Süryanice kurslarımız var. A1’den A3’e kadar farklı seviyelerde eğitimler veriyoruz ve talepler oldukça yoğun.Kürtçenin ve lehçelerinin yerel hizmetlerde ve belediye literatüründe gelişmesine yönelik politikaları destekledik. Çalıştaylar ve çalışma grupları düzenledik.ALO 153 hattını üç dilli, hatta dört dilli hale getirdik: Kurmancî, Arapça, Türkçe ve İngilizce.

“ANKET SONUÇLARINA İHTİYATLI YAKLAŞMAK GEREKİYOR”

ORC’nin Diyarbakır’da siyasetin en etkili 10 aktörüne ilişkin araştırmasında siz de üçüncü sıradasınız. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gönül ister ki yapılan kamuoyu araştırmalarının ve anketlerin hangi ölçütlerle, hangi kriterlerle ve nasıl değerlendirildiğini bilelim. Bir anket sonucunun arka planını, ve gerçekliğini görmek gerekiyor. Bu nedenle ihtiyatlı yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum.

Bazen politik saiklerle, politik algıyı yönetmek veya gündem değiştirmek amacıyla bu tür çalışmalar yapılabiliyor. Toplumun gerçek eğilimini, ihtiyacını ve talebini görmek için yapılıp yapılmadığı konusunda soru işaretlerim var. Yerel yönetim halka en yakın yönetimdir. Halkın nabzını en iyi tutabilecek mekanizmadır. Bütçesiyle, kararlarıyla, fikirleriyle ve projeleriyle mümkün olduğunca özgün kararlar alabilmeli. Toplumun katılımcılığı, mahallenin ve sokağın sesi önemlidir. Yerel yönetimin sesi de önemlidir. Yerel siyasetçiler, eşbaşkanlar ve meclisler daha aktif rol almalı. Bunun anketlere de daha fazla yansıyabileceğini düşünüyorum. Buna bakılırsa ilk sırada olmamız gerekirdi.

-Belediye başkanı olarak sizi en çok zorlayan nedir?

“BENİ EN ÇOK ZORLAYAN ŞEY HALKA MAHCUP OLMAK”

Bu sorunun kendisi zor. Cevabı da çok fazla. Beni en çok zorlayan şey bu halka mahcup olmak olur. Maddi ve manevi olarak mahcup olmak istemem. Harcadığımız her kuruşun hesabını verebilmek, şeffaf olabilmek isterim. Partimizin anlayışı da budur. Bunu sürdürebilmek ve mekanizmalarını daha iyi kurabilmek önemli. Halkın ihtiyaçlarına kulak vermemek, taleplerine ve kronikleşmiş sorunlarına cevap verememek, bu mahcubiyeti yaşamak benim için en zor olan şey. Bunun yanında 2,5 yılın ardından bir kadın sistemi örmeye çalışıyoruz. Bu kadın sistemi tekil değil, kolektif bir sistemdir. Eşbaşkanlık kadın sistemidir. Mor çizgimizdir.
Kadının siyasette ve kamusal hayatta görünürlüğünün olması, kadın perspektifiyle siyaset örmenin daha barışçıl, eşitlikçi ve demokratik olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu sistemin topluma ve kente yansımasını istiyoruz. Genç kadınlara ilham olmasını, kadınları şiddet sarmalından kurtarmasını istiyoruz. Eşbaşkanlık yalnızca bir hizmet binasında kadın ve erkeğin birlikte bulunması değildir. Kadın özgürlükçü bakışın topluma yansımasıdır. Erkeği dönüştürmektir. Erkeğin binlerce yıllık eril şiddet kültüründen kadınla birlikte kurtulmasını sağlayabilmektir.

Bunu başarıyor muyuz? Elbette henüz başaramıyoruz. Kadın sistemimizin bu kentte şiddet sarmalını durdurabilmesini isteriz. Bu bizim hepimizin görevi ve ödevi. Kadına yönelik şiddetin birçok nedeni var. Tek sebep erkeklik kültürü değil. Ancak bu erkeklik kültürünü besleyen iktidar ilişkileri de var. Bunun yanında bu coğrafyanın özgün koşulları bulunuyor. 40 yıllık çatışma, kimlik mücadelesi, ekonomik ve toplumsal sorunlar, sürgünler, cezaevleri ve bütün bunların yarattığı yorgunluklar var. Bütün bu mücadele ortamının yarattığı sosyal sorunları da çözmek zorundayız. Aile içi şiddet ve toplumdaki şiddet gibi sorunların birbiriyle bağlantılı olduğunu görüyoruz. Buralarda zorlanmamak, bu sorunları çözebilmek isterim. Bir Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı olarak topluma değmemiz gereken en önemli alanlardan biri burası.

Amedspor çok iyi gidiyor. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

“AMEDSPOR SADECE BİR FUTBOL TAKIMI DEĞİL”

Amedspor bu kentin ve bölgenin gururu. Aynı zamanda bütün bir Kürt halkının büyük bir coşkuyla sahiplendiği bir takım.

Diyarbakır’danErbil’e, oradan diasporadaki Kürtlere kadar herkesi saran bir coşku var. Futbolun böyle bir kolektif gücü var. Tekçi değil, kolektif bir oyun ve toplumları, gençleri etkiliyor. Amedspor geçen yıl önemli bir şampiyonluk elde etti. Elbette ayrımcılıklar yaşadı. Sahada, maç sonrasında, cezalarla mücadelede sorunlar yaşadı. Batıya gittiğinde ırkçı saldırılarla da karşılaştı. Bunların bitmesi, en azından minimize edilmesi gerekiyor. Barış kültürünü güçlendirmek gerekiyor.

Amedspor’un yeni ligdeki performansını kutluyoruz. Beşiktaş maçına elbette geleceğiz. Takımımızı yürekten destekliyoruz. Çok daha büyük başarılara imza atmasını istiyoruz. Ancak yalnızca sportif başarı değil, toplumsal barışın da inşacılarından biri olmasını istiyoruz. Kulübüyle, altyapısıyla ve gençlere vereceği perspektifle önemli bir rol üstlenebilir. Burada hiçbir takımın, hiçbir kentin insanının ırkçı bir saldırıya veya yanlış bir söyleme maruz kalmasını istemiyoruz. Diyarbakır, barış kültürünü bütün Türkiye’ye örnek olacak şekilde geliştirebilecek bir potansiyele sahip. Futbol kitlesi genç ve daha fanatik bir kitle. Fanatizmin getirdiği söylemler bazen istemediğimiz yerlere gidebiliyor. Ancak bunun ötesine çıkabilecek bir Amedspor aklı ve kültürü olduğuna inanıyorum.

Amedspor sadece bir takım değil. Bu kentin pek çok mücadelesini içinde barındıran bir renk. Kırmızı-yeşil bir renk. Kadın mücadelesini de bu rengin yanına moru koyarak sahiplenen bir anlayış. Geçen yıl sosyal farkındalık ve sosyal projeler açısından da önemli çalışmalar yapıldı. Amedspor bu kentin değerini her anlamda yükseltecek bir değer. Biz de Büyükşehir Belediyesi olarak başta altyapı olmak üzere, çeşitli spor dallarında Amedspor’un yanında olacağımızı, maddi ve manevi desteği sunacağımızı ifade ediyoruz.

“DİYARBAKIR SPOR YATIRIMLARINI HAK EDİYOR”

Amedspor’un büyümesiyle birlikte kentte bazı ihtiyaçlar da ortaya çıkıyor. Bunlardan biri ulaşım.2040 Ulaşım Master Planımızda 14 noktayı kurduğumuzda Amedspor Stadyumu ve Şehir Hastanesi’ne de kılçık hatlar yapabileceğiz. Kenti bugünden planlamak ve önümüzdeki 20 yılda nereye ulaşacağımızı görmek zorundayız.

Amedspor’un yarattığı ziyaretçi akımı da çok önemli. Diasporadan, başka kentlerden maç izlemeye gelecek büyük bir kitle olacak. Bunun için kent içi ulaşımın, çevre yollarının ve bağlantıların güçlendirilmesi gerekiyor. Diyarbakır’ın metropol bir kent olması ve Amedspor’un Süper Lig’de oynaması kentte görünür bir değişime yol açmalı. Aynı zamanda Diyarbakır çok yoğun bir genç ve çocuk nüfusuna sahip. Futboldan voleybola, hentboldan engelli sporlarına kadar birçok spor dalına büyük ilgi var.Ancak bu potansiyele karşılık verecek spor sahalarımız yeterli değil. Türkiye’deki diğer büyükşehirlerle kıyasladığımızda Diyarbakır’ın olimpik yüzme havuzuna dahi ihtiyacı var.

Gençlik ve Spor Bakanlığına da çağrımız var: Diyarbakır spor yatırımlarını hak ediyor. Spor sahalarına, spor komplekslerine ve olimpik yüzme havuzuna ihtiyacı var. Gelin bize alanlar gösterin, hazine arazileri gösterin. Siz bütçenizi harcayın, belediye olarak biz de bütçemizi harcayalım. İşbirlikleri yapalım ve birlikte inşa edelim. Spor öyle bir alan ki zemin ve altyapıyı kurduğunuzda sponsorlarla, kulüplerle, ekonomik kaynaklarla ve iş dünyasıyla birlikte kenetlenebiliyorsunuz. Bu kenetlenmenin kentin çocuklarına ve gençlerine spor üzerinden gelecek inşa etmesini istiyoruz. Amedspor’un da böyle bir potansiyeli var.
Ancak bunun için yerel yönetim aklı ile devlet kurumlarının ve bakanlıkların ortaklaşması gerekiyor.

Muhabir: FARUK BALIKÇI - Güneş OCAĞA