Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü Yüksel Mutlu, Alevi toplumunun Kürt meselesinin çözümüne dair yürütülen süreçten beklentilerini, sürece yaklaşımını ve oynayabileceği role ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Mezopotamya Ajansı’na konuşan Mutlu, mevcut sürecin Türkiye’de yaşayan farklı kimlik ve inançların sorunlarını kapsadığını belirtti. Çerçeve yasanın kabul edilmesinin önemli bir eşik olduğunu ifade eden Mutlu, ancak toplumun somut adımlar görmek istediğini söyledi.
Çerçeve yasa öncesinde farklı inanç ve halklarla çalışmalar yürüttüklerini aktaran Mutlu, toplumun sürece temkinli yaklaştığını belirterek şöyle konuştu:
“Çerçeve yasa çıkmadan önce komisyon olarak, farklı inanç ve halklarla çalışmalar yürüttük. Toplumun bütünün ya da bütün farklı inanç ve kimliklerin bütünün çerçeve yasaya kucak açmasını bekleyemeyiz. Böyle bir gerçeklik yok çünkü. Temkinli bir durum, bekleyen bir hal var. Somut bir sonuç görmek istiyorlar. Çerçeve yasa somut bir adım. Ama çerçeve yasadan sonra da somut adımları görmek istiyorlar. En azından cezaevlerinin boşalması, kayyımların gitmesi ya da kimi demokratik adımların atılmasının toplum tarafından görülmeye ihtiyaç var”
‘Aleviler Kürt sorunu çözüldüğünde bundan yararlanacaktır’
Alevi toplumu ile görüşmeler ve istişareler gerçekleştirdiklerini belirten Mutlu, Alevilerin tarihsel olarak yaşadığı baskı ve katliamları hatırlattı.
Alevilerin Kürt meselesinin çözümünden doğrudan etkileneceğini ifade eden Mutlu, farklı halkların ana dili ve kimlik taleplerinin de aynı demokratik zeminde ele alınması gerektiğini söyledi:
“Aleviliğin inanç gereği 72 millete aynı nazarda bakan, el uzatan, mağdurun yanında olan, zalimin karşısında olan bir inanç. Aleviler bu ülkede tarihsel olarak bunun acısını, çilesini, cezasını katliamlarla, soykırımlarla, asimilasyon politikalarıyla, günümüze kadar çekiyor. Sonuçta Aleviler, Kürt sorunu çözüldüğünde Alevi sorununun da çözüleceğin farkında. Eğer Kürt sorunu bir aşamaya gelirse elbette ki Aleviler de bundan yararlanacaktır. Aleviler de demokrasiye kavuşacaktır. Bu durum, Çerkezler için de söz konusu. Mesela Çerkezler anadillerinde eğitim almak istiyor. Kendi çocuklarına, kendi dillerini yaşatmak istiyorlar. Yani Türkiye’deki tüm farklı kesimlerin yaşadığı sorunun adı Kürt sorunu. İsmi değişmiştir. Birinci yüzyıl bitti. İkinci yüzyıla girerken devam ediyor ve bunun çözümü gerçekten tüm halkların ve inançların bir arada olmasıyla gelişebilir.”
‘Alevilerin hafızasında katliamlar hala taze’
Farklı kimlik ve inançların demokrasi mücadelesinde yer alması gerektiğini vurgulayan Mutlu, Alevi toplumunun geçmişte yaşadığı katliamların hafızalarda canlılığını koruduğunu söyledi.
Alevilerin güven sorununun devam ettiğini belirten Mutlu, AK Parti döneminde Alevilerin taleplerinin karşılanmadığını ifade ederek şunları söyledi:
“Alevi toplumu bir taraftan da AKP’ye karşı özellikle yaşam biçimlerine müdahale edebileceği yönünde ciddi bir kaygı var. Alevilerin taleplerinden biri bile, 25 yıllık AKP iktidarı döneminde gerçekleşmedi. Aynı kaygılar Süryaniler, Êzidîler için de geçerli”
‘Kemal Öztürk’ün ifadeleri Alevifobi oluşturuyor’
Alevi toplumunun ve farklı inanç gruplarının halen tehdit olarak görüldüğünü belirten Mutlu, gazeteci Kemal Öztürk’ün bir televizyon programında Suriye’deki Arap Alevileri (Nusayriler) için kullandığı “Hepsi kurşuna dizilse yeridir” sözlerine tepki gösterdi.
Bu tür ifadelerin Alevilere yönelik korkuyu ve ayrımcılığı beslediğini belirten Mutlu, Aleviliğin başkaları tarafından tanımlanmasına da karşı çıktı:
“Bu ifade bir Alevifobi oluşturuyor. Bu cümlenin kendisi Türkiye’deki Alevi’yi de korkutuyor. Zaten Türkiye’de bunun bir altyapısı var, bir Alevifobi durumu var. Yine bazı kesimler tarafından bir siyasal Alevilik cümlesi kullanılıyor. Sürekli egemen, yöneten ya da baskın inanç neyse sürekli Aleviliği tanımlama yoluna gidiyor. Mesela bunun en bariz örneği Altan Tan’ın bir programda söylediği ‘Siyasal Alevilik, Alisiz Alevilik’ ifadeleridir. Altan Tan’ın Alevileri tanımlamak gibi bir görevi yok. Bıraksın Aleviler kendini tanımlayabilir. Alevi mi, Alisiz mi nasıl tartışıyorlar? Bu Alevilerin bileceği bir şey. Yani bir siyasal İslam, siyaset aktörünün kalkıp Aleviliği böyle tanımlıyor olması bence çok yanlış. Buna Aleviler tepki gösteriyor. Hacı Bektaş anmalarına Eş Genel Başkanımız Tülay Hatimoğulları ile birlikte katıldık. Sabahat Akkiraz, ‘Benim deyişlerim herkese nasip olmaz’ demiş partimizi kastederek. Deyişler, Alevi toplumun yüzyıllar boyu kendi acılarından süzdüğü deyişlerdir. Bu sözler ve yaklaşımlar sürece negatif bir atmosfer yaratıyor.”
‘Sürecin öznesi olmaları çok önemli’
Alevilerin süreçte aktif rol alması gerektiğini vurgulayan Mutlu, Alevi örgütlerinin de kendi toplumlarını yürütülen süreç hakkında bilgilendirmesi gerektiğini söyledi.
Alevi temsiliyetinin süreç kapsamında oluşturulacak kurullarda yer almasının önemine vurgu yapan Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sürecin öznesi olmaları çok önemli. Oluşacak kurullarda Alevi temsiliyetinin olması önemli. Bu coğrafyada büyük acılar çekmiş bir inanç topluluğu olarak eğer demokrasi istiyorlarsa sürece ve barışa olabildiğince güçlü destek vermeleri önemli. Aynı zamanda Alevi örgütleri, kendi toplumunu yürüyen süreçle ilgili bilgilendirmeleri ve bunun çalışmalarını yürütmeleri gerekir.”




