Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Urfa İl Örgütü, "Birlikte değiştireceğiz, demokratik bir geleceği inşa edeceğiz" şiarıyla Urfa Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nnda halk buluşması düzenledi.

Toplantıda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yaşamını yitiren ya da katledilen siyasetçileri anarak konuşmasına başladı.

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan anmalara da işaret eden Bakırhan, yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diledi, bir daha ölümlerin olmaması için mücadele ettiklerini ifade etti.

HALKLARIN ORTAK MÜCADELESİ

Sürecin halkların ve inançların birlikte yaşamasına bir fırsat sunduğunu belirten Bakırhan, şöyle devam etti: "Bir zamanlar cephede başta Urfa olmak üzere birlikte kavga eden Türkler, Kürtler, Araplar değil mi? Onun için Şanlı diyorlar. Yurt savunmasına katıldığı için, fedakarca mücadele ettiği için Kürt'ü, Arap’ı, Türk'ü birlikte durduğu için buraya Şanlı diyorlar. Şimdi bu süreç eksikleri onarma, giderme, cephede birlikte olan Arap’ın, Türk'ün, Kürt'ün, Alevi'nin, Sünni'nin kardeşçe, eşitçe yaşaması mücadelesidir" dedi.

"Biz asla birbirimize düşman değiliz" diyen Bakırhan, “Kürt'ün dilini ve kimliğini yok saymamalı, tehdit olarak görmemeli. Kürt'ün seçilmiş iradesine kayyum atamamalı. Düşünce ve ifadelerini dile getirdikleri için insanlarımız cezaevine atılmamalı. Kürt'le birlikte bu topraklarda yaşayan Arapları da mağdur etmemeli. Birbirimizden eksilerek değil birbirimizi tamamlayarak güvende olabiliriz. Birbirimizi tamamlayarak bu Suriye'de, Ortadoğu'daki esen o savaş rüzgarlarından korunabiliriz" diye konuştu.

'YASA ÖNEMLİDİR'

Sürece dair halktaki kaygılara dair de konuşan Bakırhan, “100 yıllık Meclis tarihinde ilk defa Kürt meselesi yasal bir zeminde tartışıldı. İlk defa Kürt meselesi için bir yasa geçti. İçeriğinden bağımsız Kürt yok denilen, kimliği inkar edilen, diline bilinmeyen dil denilen Meclis’te Kürt meselesiyle ilgili bir yasa geçti. Bu çok önemlidir. Bütün eksiklerine rağmen. Bu önemi herkes bilmelidir. E peki ne oldu? E dilimize ne oldu? E kimliğimize ne oldu? Kayyumlar atandı, belediyelere ne oldu? Cezaevinde Selahattin'lere, Figen'lere, Ayşe Gökkan'lara, bir zamanlar belediye eş başkanlığınızı yapan Leyla Güven'lere ne oldu? Sürgündeki Emrullah Cin'e ne oldu. Biz açık siyaset yapan, açık konuşan bir siyasi partiyiz. Başarısız olduğumuz zaman özeleştiri veriyoruz. Hatta en son mecliste yaptığım konuşmada çok önemli bir şey söyledim. Dedim ki farz sayın bizim terazi şaştı. Ama kantar halkımızın elindedir. Urfalıların elindedir. Kürtlerin, Arapların, kadınların, gençlerin elindedir. Bizim terazimiz şaşsa bile kantarı elinde bulunduran sizler asla yanlış yaptırmazsınız bize. Şimdi onu tekrar ediyorum. Şimdi bu yasa Kürt meselesinin çözüm yasası değil. Yazıp çiziyorlar. Ben de şaşırıyorum. Yasanın temel amacı silahı ve şiddeti devreden çıkarıp Kürt meselesini hukuki ve siyasi zemine taşıyıp orada tartışmak ve çözmekti. Yani yasanın kendisi ben Türkiye'de Kürt meselesini bu aşamada çözeceğim. Kürtlerin bütün sorunlarını ortadan kaldıracağım. Bölgedeki sorunları ortadan kaldıracağım yasası değildi. Peki, bu talepleri unuttuk mu? Bu talepleri dile getirmeyecek miyiz? Bu taleplerimiz gerçekleşmeyecek mi? Tabii ki dile getireceğiz, savunacağız. Bu taleplerin çözümü için mücadele edeceğiz. Ama o yasa bu yasa değil. Nedir bu yasa? Diyor ki Selahattin'ler, Figen'ler, Al Ürküt'ler, Ayşe Gökkan'lar, Leyla Güven'ler, cezaevindeki binlerce Kürt siyasi tutsak dışarı çıkacak. Ne diyor bu yasa? Diyor ki çeşitli sebeplerden dolayı, baskılardan dolayı yurt dışına sürgüne giden Emrullah Cin ve benzeri Kürt, Türk, devrimci ve siyasetçileri ülkeye dönecek. Ne diyor yasa? Diyor elinde silah olan, silahla mücadele eden PKK'nin dağ kadroları demokratik, sosyal, siyasal yaşama katılacak.

CHP Sözcüsünden Mansur Yavaş açıklaması
CHP Sözcüsünden Mansur Yavaş açıklaması
İçeriği Görüntüle

YASA KAPI ARALIYOR

100 yıllık bir mesele bu yasayla çözülmeyecek. Biz de çok iyi biliyoruz. Bu yasa bir ilktir. Bu yasa bir kapı aralıyor. Sonrasını Urfa halkımıza bırakıyor. Şimdi bir kapı aralandı. Diğer taleplerimizi ve isteklerimizi ne kadar gerçekleştireceğimiz bize bağlıdır. Ana dilinde eğitim görmek talebi Kürtlerin, Arapların, diğer halkların ortak temel talebi olursa daha kolay gerçekleşir. Türkiye'nin altına çekince koyduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı bugün belediyeleri kayyum atanan ya da görevinden alınan bütün partilerin iktidarın bir ortak talebi olursa vallahi daha kolay gerçekleşir. O zaman hiç kimse Amed'in, Siirt'in, Van'ın iradesine kayyım atayamaz. Dolayısıyla bu bir kapı aralıyor. Bir eşiktir. Meselenin tam anlamıyla tüm boyutlarıyla çözümü değil. Bazı sosyal medya ve basın yayın organlarında okuyoruz. Ya diyor ki ana dile ne oldu? Eğitime ne oldu? Yerel demokrasiye ne oldu? Daha henüz onları tartışmadık. Daha henüz onlar diğer aşamaların meseleleri olarak bekliyor. Bekliyor derken mücadelesini birlikte yürüteceğiz. Onun için bu yasayı küçümsememek lazım" şeklinde konuştu.

KÜRT KİMLİĞİNİN AŞAĞILANMADIĞI BİR DÜZEN

"Peki, silahların susması her şeye yeter mi" diye soran Bakırhan, "Hayır, yetmez. Silahlar sustu ama eşit yurttaşlar olduğumuz bir düzen kurulmalıdır. Kürt'ün ötekileştirilmediği, stadyumlarda sarı torbaların gösterilmediği, Kürt’ün onurunun kimliğinin aşağılanmadığı bir düzen kurulmalıdır. İşte bu düzenin ön adımları bu yasadır. Barış sadece çatışmanın bitmesi değil. Barış Kürt'ün korkmadan, çekinmeden, endişe duymadan kendi kimliğiyle, Alevinin kendi inancıyla, Arap yurttaşlarımızın kendi kimliğiyle onurluca yaşadıkları bir düzen kurmaktır. Dolayısıyla demek ki henüz yolun başındayız. Bu yasa her şey değil. Bu yasa önemlidir. Bir adımdır. Bir kapı araladı. İnşallah Urfa'da Arabı, Kürt'ü, Türk'üyle birlikte dinimizle, kimliğimizle onurluca eşit yaşadığımız yarınları da birlikte inşa edeceğiz" dedi.

4 BİN TUTUKLU ÇIKACAK

Yasa ile yaklaşık 4 bin kişinin çıkacağını söyleyen Bakırhan, "Sürgündeki insanlarımız dönecek. Elinde silah olan yurttaşlarımız, insanlarımız demokratik siyasal yaşama katılacak. Gelip artık demokratik zeminde taleplerini savunacak. Bunlar kıymetli şeylerdir. Ortadoğu kan gölü. Ortadoğu'da henüz neyin ne olacağının belli olmadığı, her gün savaş tantanalarının çaldığı bir yerde Türkiye'nin kendi Kürt meselesini sulhla, müzakereyle, diyalogla çözmeye kalkışması bence önemli ve değerlidir. Şimdi biz Sayın Öcalan'a gittik. Bu arada Urfa'dan Sayın Öcalan'ın doğduğu topraklarından da Sayın Öcalan'a selam, saygı ve sevgilerimizi yolluyoruz. Sayın Öcalan o zaman biz anlam verememiştik. Metnin başına 'barış ve demokratik toplum süreci' yazmıştı. Yani sadece barış değil. Barış ve demokratik toplum. Şimdi demek ki neymiş? Barış sonrasında demokratik toplumun sorunlarını tartışacağız. Demokratik toplum nasıl olur? Demokratik topluma giderken kadının, gencin, işçinin, esnafın köylünün sorunlarını, demokrasi sorunlarını tartışacağız. Niye barış ve demokratik toplum dedi? Şimdi daha iyi anlaşılıyor. Şimdi ekonomide adaleti tartışacağız. Ekonomide gerçekten adalet var mı? Emekli arkadaşlara sormak istiyorum. Asgari ücretle yaşamını idame ettirmeye çalışanlara soruyorum. Özgürce örgütlenebiliyor muyuz? Henüz örgütlenemiyoruz. Hala devlet bürokrasisi ve kimi devlet kurumları daha bu sürece uygun bir dil ve pratik içerisinde değiller. Olsalar da AİHM kararlarını uygulayarak Kobanê kumpas davasında içeride yatan arkadaşlarımızı bırakabilirlerdi. AİHM kararlarını uygulayarak Can Atalay'ı bırakabilirlerdi. Yine en son AİHM kararını uygulayarak Kavala'yı bırakabilirlerdi. Demokrasiyi tartışacağız. Evet, sulh geldi, silahlar sustu. Silahlar bırakılıyor ama hala demokrasi yok. Demek demokratik toplumun oluşması için hala demokrasiyi tartışacağız. İşte en son Urfa'da kadınlara dönük şiddet, katliam ve benzeri şeyler henüz devam ediyor. Kadınların özgürlüğünü tartışacağız. İşsizliği tartışacağız" diye konuştu.

BİRLİKTE YAŞAM

Kürt, Türk, Arap fark etmeden her bireyin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, "Barışın sadece siyasette değil tarlada, stadyumlarda, iş yerlerinde ve okullarda hayat bulmasının mücadelesini birlikte yürüteceğiz. Sayın Öcalan'ın dediği gibi Bin km'lik yolun başlangıç noktasıdır. İnşallah beraber büyüteceğiz, ilerleteceğiz. Kimliğimizle, dilimizle bu ülkede, bu topraklarda eşit yurttaşlar olacağız. Dışlanmayan, itilmeyen, ötekileştirilmeyen, aşağılanmayan, dili ve kimliğinden dolayı horlanıp içeri atılmayan bir toplum, bir topluluk olarak birlikte yaşayacağız" diye konuştu.

SINIR KAPILARI

Bakırhan şunları dile getirdi: "Hemen yanı başımızda Akçakale ile Mürşitpınar'ın altında akrabalarımız yaşıyor, insanlarımız yaşıyor. Ortak bir hafızaya, ortak bir tarihe sahibiz ama zamanda sınırlar araya girmiş. Maalesef sınırlar halkları birbirinden koparan bir misyon yüklenmiş. İşte biz diyoruz ki ya bu sınırlar yerinde kalabilir ama halkların birbiriyle ekonomik, siyasal, kültürel olarak etkileşimini sağlasın bu sınırlar. Sınırlar araya beton ören işte halkları birbirinden uzaklaştıran değil, birbirine yakınlaştıran, birbiriyle duyguda birleştiren bir rol oynasın. Sanırım her geçen yurttaştan 164 dolar mı alıyorlar? Biz yurt dışına çıkarken bile, Avrupa'ya giderken bu kadar para ödemiyoruz. Fakir, fukara, Arap, Kürt buradan Akçakale'den geçerken niye 164 dolar ödesin? Yani açıyorum ama geçmeyin. Açıyorum ama akrabalarınıza gitmeyin. Açıyorum ama ticaret yapmayın. Açıyorum ama işte etkileşmeyin diyor. Böyle olmaz” diyerek uygulamanın kaldırılmasını istedi.

SURİYE’DE ENTEGRASYON

Suriye’deki entegrasyona dair çıkartılan kararnamelerin önemli olduğunu ve Kürtlerin Suriye’nin geleceğinde kilit rolde olduğunu belirten Bakırhan, orada elde edilen kazanımların küçümsenmemesi gerektiğini ifade etti.

Bakırhan, “Şam daha önce Kürt'ü tanımıyordu. Kürt'ün kimliği yoktu. Yeterli mi? Değil tabii ki. Ama yaşam akışkan bir şeydir. Zaman, süreç, olanaklar, fırsatlar, oradaki halkın örgütlülüğü, oradaki halkın taleplerine sahip çıkmasıyla birlikte sadece orada değil dünyanın neresinde olursa olsun haklar ve inançlar mücadelesiyle haklarını alırlar. Umarım Suriye'de de mevcut bu ortaya çıkanlar önemli ama bununla yetinmeyip başta dil olmak üzere, ana dilde eğitim olmak üzere bu mesele Kürtleri tatmin edebilecek bir noktaya gelir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi biz bizlerin de her kazanımı büyük bedellerle oldu. Bu kazanımlarda emeği geçen, bedel ödeyen herkesin aziz hatırasını kendi adıma, partim adına yüreğimizde taşıyoruz ve taşımaya devam edeceğiz. Onlara layık olmaya çalışacağız” dedi.

KONGRE

6 Eylül'de parti olarak yapacakları kongreyi hatırlatan Bakırhan, “Bu kongre yeni bir dönemin kapısını aralayacak bir kongre olacak. Türkiye'nin önünde yeni bir dönem var. Biz de bu yeni döneme eski alışkanlıklarla değil, biz de alışkanlıklarımızı, dilimizi değiştireceğiz. Cesaretle yeni bir ufukla, yeni bir siyaset anlayışıyla önümüzdeki döneme hazırlayacağız” diye konuştu.

Kaynak: MA