ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Özden Gürbüz Sümer, kentte artan şiddet olaylarına ilişkin Gazetemiz Güneydoğu Ekspres'e değerlendirmelerde bulundu. Şiddetin nedenleri ve kadınlara yönelik yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Sümer, özellikle Diyarbakır’da sokakta kalan kadınlar gerçeğiyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

"ŞİDDET VAKALARI VE BAŞVURULAR ARTTI"

Sümer, kentte yılın ilk 6 ayında şiddet vakaları ve başvuruların geçen yıla göre arttığını belirterek, dijital şiddetin de giderek yaygınlaştığına dikkat çekti. Sümer, dijital şiddetin telefon ve sosyal medya üzerinden gerçekleştirilebildiğini, kadınların önemli bir bölümünün bunun suç olduğunu ve başvuru mekanizmalarını bilmediğini söyledi.

Dbb Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Sümer Diyarbakır’da Sokakta Kalan Kadınlar Gerçeği Var

"KADINLAR ARTIK DAHA KOLAY MERKEZLERİMİZE ULAŞIYOR"

Sümer, artışta kadın dayanışma merkezlerinin sayısının çoğalmasının ve kadınların bu merkezlere daha kolay ulaşabilmesinin de etkili olduğunu söyledi. Ancak şiddetin artarak devam ettiğine dikkat çeken Sümer, kadınların çoğunlukla en yakınlarındaki erkekler tarafından şiddete maruz bırakıldığını ve katledildiğini ifade etti.

“ŞİDDET HER KESİMDEN KADINI ETKİLİYOR”

Şiddetin yoksullukla doğrudan bağlantılı olmadığını belirten Sümer, her eğitim ve sosyoekonomik gruptan kadının şiddete maruz kaldığını söyledi. Özellikle ekonomik şiddetin farklı gelir gruplarındaki kadınlar açısından önemli bir sorun olduğuna işaret eden Sümer, varlıklı ailelerde yaşayan bazı kadınların ekonomik imkanların içerisinde dahi ciddi bir yoksunluk yaşadığını dile getirdi. Bu kadınların bazılarının üzerlerinde herhangi bir mal varlığı ya da ekonomik güvencenin bulunmadığını aktaran Sümer, adli yardım desteğine başvuran kadınların da bulunduğunu belirtti.

Dbb Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Sümer Diyarbakır’da Sokakta Kalan Kadınlar Gerçeği Var1

"ŞİDDET TEK BİR NEDENLE AÇIKLANMAZ"

Şiddetin tek bir nedenle açıklanamayacağını ve çok boyutlu bir sorun olduğunu vurgulayan Sümer, bu nedenle mücadele yöntemlerinin de çok boyutlu olması gerektiğini kaydetti.

EN FAZLA PSİKOLOJİK VE EKONOMİK ŞİDDET

Kadınların başvurularına ilişkin verilerde psikolojik ve ekonomik şiddetin öne çıktığını belirten Sümer, bunları fiziksel, cinsel ve dijital şiddetin takip ettiğini söyledi.

Amedspor’dan Erzurum FK maçı için ek tribün açıklaması
Amedspor’dan Erzurum FK maçı için ek tribün açıklaması
İçeriği Görüntüle

"DİJİTAL ŞİDDET DAHA FAZLA GÜNDEME GELDİ"

Dijital şiddetin son yıllarda daha fazla gündeme geldiğini ifade eden Sümer, bunun telefon, bilgisayar ve sosyal medya gibi araçlar üzerinden gerçekleştirilebildiğini belirtti. Israrlı takip, dolandırıcılık, fotoğrafların paylaşılması yönünde tehditler ve cinsel tehditlerin dijital şiddetin biçimleri arasında yer aldığını aktaran Sümer, bu yöntemlerle kadınlara aynı zamanda psikolojik ve ekonomik şiddet uygulanabildiğini söyledi.

“DİJİTAL ŞİDDET HER AN YANINIZDA”

Dijital şiddetin diğer şiddet biçimlerinden farklı olarak kişinin bulunduğu her yerde devam edebildiğine dikkat çeken Sümer, sokakta yaşanan fiziksel bir şiddetin kişinin eve girmesiyle sona erebildiğini, dijital şiddetin ise telefon ve bilgisayar aracılığıyla sürekli kadınların yanında olduğunu ifade etti. Bu durumun kadınların şiddetten kurtulma sürecini daha da zorlaştırdığını belirten Sümer, haklara ve başvuru mekanizmalarına ilişkin yeterli bilgiye sahip olmayan kadınların yaşadıkları sorunları kendi başlarına çözmeye çalışırken daha fazla zarar görebildiğini söyledi.

HER YAŞ GRUBUNA YÖNELİK FARKINDALIK ÇALIŞMASI

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi olarak farklı yaş gruplarına yönelik dijital şiddet modülleri ve farkındalık çalışmaları yürüttüklerini aktaran Sümer, yaşlıların daha çok telefon üzerinden dolandırıcılıktan, gençlerin ise sosyal medya üzerinden dijital şiddetten şikayetçi olduğunu belirtti. Orta yaş grubunda da sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dijital şiddetin önemli bir sorun haline geldiğini söyledi.
Sümer, birçok kadının dijital şiddetin suç olduğunu ve bu durumda nereye başvurabileceğini bilmediğini belirterek, farkındalık ve bilgi çalışmalarının önemine dikkat çekti.

Çocuklara yönelik güvenli internet kullanımına ilişkin çalışmaların da başladığını kaydeden Sümer, Çocuk Şubesi ile ortak çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Bu kapsamda çocuklara telefon ve sosyal medyanın güvenli kullanımı, şifreleme yöntemleri ve çeşitli güvenlik önlemleri konusunda eğitimler verildiğini belirten Sümer, çalışmalardan olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade etti.
Dijital şiddetin giderek artan bir sorun olduğunu vurgulayan Sümer, bu alanda farkındalık ve mücadele çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

"KADINLARIN BARINMA PROBLEMİ VAR"

Diyarbakır’da kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların başında barınma probleminin geldiğini belirten Sümer, sokakta yaşayan kadınların şiddet ve istismara daha açık hale geldiğini söyledi. Sümer, “En önemlisi ise maalesef Diyarbakır’da artık sokakta kalan kadınlar gerçeğiyle karşı karşıyayız. Gidecek yeri olmayan, sokakta yaşamak zorunda kalan; bu nedenle madde bağımlılığına sürüklenen ya da madde bağımlısı olduğu için sokakta yaşayan kadınlar var” dedi.

"ŞİDDET VE İSTİSMARA DAHA AÇIK HALE GELİYORLAR"

Sokakta yaşayan kadınların karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çeken Sümer, barınma sorununun kadınların güvenliği açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Sümer, “Bu kadınlar ne yazık ki şiddete ve istismara çok daha açık hale geliyor. Barınma talebiyle bize başvuruyorlar” ifadelerini kullandı.

BAŞKA İLLERDEN GELEN KADINLAR DA SOKAKTA KALIYOR

Diyarbakır’a farklı illerden gelen bazı kadınların da barınma sorunu yaşadığını belirten Sümer, kadınların otogar ve sokaklarda yaşamaya başladığını aktardı. Sümer, “Başka illerden Diyarbakır’a gelip otogarda ya da sokakta kalan kadınlar da var. Şiddet gördüğü için evini terk etmek zorunda kalan ve sokakta veya otogarlarda yaşamaya başlayan kadınların sayısının da arttığını görüyoruz” diye konuştu.

"SOKAKTA YAŞAYAN KADINLAR DİYARBAKIR’IN GERÇEĞİ HALİNE GELDİ"

Geçmiş dönemlerde yürütülen çalışmalara da değinen Sümer, kayyum yönetimlerinden önce kadınlara yönelik önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini belirtti. Sümer, o dönemde Diyarbakır’da sokakta kalan kadınların bulunmadığını belirterek, bugün ise durumun değiştiğini söyledi. Sümer, “Kayyumlardan önce çok iyi çalışmalar yürüttük ve o dönemde Diyarbakır’da sokakta kalan kadınlar yoktu. Ancak bugün maalesef sokakta yaşayan kadınlar Diyarbakır’ın bir gerçeği haline geldi” dedi.

İHBARLAR GELİYOR

Kadınların sokakta yaşadığına ilişkin ihbarlar aldıklarını da belirten Sümer, belediyenin bu alandaki çalışmalarının önemine dikkat çekti. Sümer, “Artık geçici barınma yerleri meselesini daha kapsamlı biçimde tartışıyoruz. Bu yalnızca kadınlar açısından değil, erkekler açısından da ele alınması gereken bir konu. Özellikle kış aylarında sokakta yaşayan insanlarla ilgili ihbarlar ciddi biçimde artıyor. Dolayısıyla bugün ihtiyacımız olan şey yalnızca mevcut sığınma evlerinin kapasitesini artırmak değil; şiddetten kaçan, evini terk etmek zorunda kalan, başka bir kentten gelen ya da geçici olarak barınacak bir yere ihtiyaç duyan kadınların güvenli ve insan onuruna yakışır koşullarda barınabileceği yeni mekanizmalar oluşturmak" diye konuştu.

"13 MERKEZDE DANIŞMA VE DAYANIŞMA MERKEZİMİZ VAR"

Kırsal ilçelerle birlikte 13 merkezde kadınlara yönelik danışma ve dayanışma çalışmaları yürüttüklerini de aktaran Sümer, şunları ifade etti:

"Merkez ilçelerimizin tamamında DİKASUM kadın dayanışma merkezlerimiz bulunuyor. Bunun yanı sıra yaşam merkezlerimiz ve dayanışma merkezlerimizin sayısı da oldukça fazla. Dış ilçelerle birlikte toplam 13 merkezimizde kadınlara yönelik danışma, dayanışma ve başvuru hizmetleri sunuyoruz.

"KIRSALDA DA MERKEZLERİMİZ ERİŞİLEBİLİR HALE GELDİ"

Kırsal ilçelerimizde ise kadınların şiddet döngüsünden çıkma konusunda karar alması, feodal yapı ve erkek egemen zihniyetin yarattığı baskılardan uzaklaşması ve başvuru mekanizmalarına ulaşabilmesi daha güç olabiliyor. Ancak özellikle kırsal ilçelerimizde açılan danışma merkezlerinin etkisini açık biçimde görüyoruz. Bismil ve Silvan gibi ilçelerimizde danışma merkezlerinin açılmasıyla birlikte başvurularda ciddi bir artış yaşandı. Bu da merkezlerin kadınlar açısından daha erişilebilir hale gelmesinin başvuruları doğrudan artırdığını gösteriyor."

ALO ŞİDDET HATTI HER GEÇEN GÜN DAHA BİR BAŞVURU ALIYOR

Alo Şiddet Hattı'nın önemine dikkat çeken Sümer, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Herhangi bir kadın şiddete maruz kaldığında ya da acil bir durum yaşadığında Alo Şiddet Hattı'na başvurabiliyor. Hat üzerinden öncelikle kadının o andaki ihtiyacı ve güvenlik durumu değerlendirilerek gerekli acil yönlendirmeler yapılıyor. Eğer can güvenliği açısından bir risk söz konusuysa emniyet birimleriyle iletişime geçiliyor. Alo Şiddet Hattı temel olarak kadınlara psikolojik, hukuki ve acil müdahale alanlarında destek sunulabilecek mekanizmalara yönlendirme yapıyor. Örneğin kadının sığınak talebi veya acil bir barınma ihtiyacı varsa, gerekli yönlendirmeler kolluk birimleri üzerinden gerçekleştiriliyor.

PSİKOLOJİK VE HUKUKİ DESTEK İÇİN DİKASUM VE BARO DEVREDE

Kadın psikolojik destek talep ediyorsa DİKASUM'a yönlendiriliyor. Burada ön başvurusu alınarak ihtiyacına uygun destek mekanizmaları belirleniyor. Hukuki desteğe ihtiyaç duyması halinde ise, baroyla imzalamış olduğumuz adli yardım protokolü kapsamında gerekli hukuki destek sağlanıyor. Kadına süreç boyunca eşlik ediliyor; ön başvurunun ardından adli yardım süreci işletiliyor ve sonrasında izleme ve takip çalışmaları yürütülüyor.

"GEREKLİ İZLENİM VE TAKİBİ DE YAPIYORUZ"

Bizim yaklaşımımız, “Kadın bize başvurdu, biz yönlendirdik ve işimiz burada bitti” şeklinde değil. Kadının başvurusundan sonraki süreç de bizim için oldukça önemli. Sosyal hizmet uzmanlarımız, sosyologlarımız ve ilgili uzman arkadaşlarımız gerekli izleme ve takip çalışmalarını sürdürüyor.

"CAN GÜVENLİĞİ RİSKİ BULANAN KADINLAR İCİN GÜVENLİ PLANLAR HAZIRLANIYOR"

Can güvenliği riski bulunan durumlarda, ihtiyaç doğrultusunda yüksek güvenlikli bir sığınağa nakil gerçekleştirilebiliyor. Bunun yanı sıra uzman arkadaşlarımızla birlikte kadın için kişiselleştirilmiş bir güvenlik planı hazırlanıyor ve bu plan kadınla birlikte değerlendiriliyor.
Fiziksel olarak da kadınların bu merkezlere ulaşabilmesini kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Danışma ve dayanışma merkezlerimizin, yaşam merkezlerimizin adres ve konum bilgileri Jinnep uygulamamızda ve sosyal medya hesaplarımızda paylaşılıyor. Kadınlar bu kanallar üzerinden kendilerine en yakın merkeze ulaşabilir ve doğrudan başvuru yapabilirler.

Dolayısıyla burada temel amacımız, kadınların ihtiyaç duydukları anda ulaşabilecekleri erişilebilir ve güvenli mekanizmalar oluşturmak ve başvurunun ardından da kadını yalnız bırakmadan süreci izlemek ve gerekli desteği sunmak."

“6284 ETKİN İŞLETİLMİYOR”

6284 sayılı Kanun’un uygulanmasında sorunlar yaşandığını belirten Sümer, mahkemelerde de yasanın etkin şekilde işletilmediğini söyledi. Sümer, iyi hal ve haksız tahrik indirimi gibi uygulamaların cezaların önemli ölçüde düşmesine yol açtığını ve bunun caydırıcılığı zayıflattığını savundu.
Sümer, özellikle aile içi şiddet vakalarında faillerin düşük cezalarla karşılaşmasının ve yargı sistemi içerisinde “eş, dost ve ahbap ilişkileriyle işlerin çözülebileceği” yönünde bir algının oluşmasının mücadeleyi olumsuz etkilediğini dile getirdi.

“TOPLUMSAL ZİHNİYET DE EN AZ HUKUK KADAR BELİRLEYİCİ”

Şiddetin yalnızca hukuki düzenlemelerle önlenemeyeceğini vurgulayan Sümer, toplumsal yapının ve zihniyetin de belirleyici olduğunu söyledi.
Erkek egemen zihniyetin özellikle gençler arasında etkisini sürdürdüğünü belirten Sümer, genç kadınlarla yürüttükleri çalışmalarda farkındalık düzeyinin geçmişe göre azaldığını gözlemlediklerini aktardı. Sümer, “Gençlere yönelik çalışmaların çok daha kapsamlı ve ayrıntılı bir biçimde yürütülmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“ŞİDDETLE MÜCADELE TOPLUMUN TÜM KESİMLERİNİ KAPSAMALI”

Madde bağımlılığından kültürel çalışmalara kadar birçok alanın şiddetle mücadeleyle bağlantılı olduğunu belirten Sümer, mücadelenin yalnızca kadın alanında çalışan kurumların sorumluluğunda görülemeyeceğini söyledi. Sümer, şiddetle mücadelenin toplumun tüm kesimlerini kapsayan topyekûn bir yaklaşım gerektirdiğini ifade etti.

“KAMUSAL ALANLARIN GÜVENLİ OLMASI GEREKİYOR”

Yerel yönetimlerin politikalarının da şiddetle mücadelede önemli bir rol oynadığını belirten Sümer, kadın kentleri ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme gibi politikaların önemine dikkat çekti. Kamusal alanların güvenli hale getirilmesinin de şiddetin önlenmesinde etkili olduğunu söyleyen Sümer, aydınlatılmayan parklar şiddet ve çeşitli risklere açık hale getirebildiğini ifade etti.

“TOPLUMUN İTİRAZI GÜÇLENMELİ”

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet karşısında toplumsal itirazın güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Sümer, toplumun tüm kesimlerini ortak mücadeleye çağırdı. Sümer, “7’den 70’e, kadın ve erkek herkesin kadına yönelik şiddete, kadın cinayetlerine ve erkek egemen zihniyete karşı ortak bir itiraz geliştirdiği noktada, bu sorunla daha güçlü bir şekilde mücadele edebilir ve şiddetin önüne geçebiliriz. Kısacası mücadele hukuk, yerel yönetimler ve toplumun ortak sorumluluğuyla yürütülmeli" diye kaydetti.

Muhabir: Mehmet TÜRK