ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU

Diyarbakır’da giderek derinleşen yoksulluk, maddi imkanları yetersiz vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini de zorlaştırıyor. Sağlık hizmetlerinin giderek ticarileştiğine dikkat çeken Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı (DTO) Dr. Veysi Ülgen, kamu hastanelerinde dahi katılım payları, fiyat farkları, randevu sorunları ve çeşitli imkansızlıklar nedeniyle vatandaşın cebinden para çıktığını belirterek, “Ücretsiz sağlık hizmetinden söz etmek giderek zorlaşıyor” dedi.

ACİL SERVİSLERDE DE DAHİ YOKSULUN CEBİNDEN PARA GİDİYOR

Acil servislerde uygulanan yeşil, sarı ve kırmızı alan sistemine de değinen Ülgen, yeşil alandan ücret alındığını, sarı alanda da çeşitli durumlarda vatandaşlardan ödeme talep edildiğini belirtti. Kırmızı alanın ise gerçekten hayati ve ağır acil durumlarla sınırlı olduğunu ifade eden Ülgen, bu nedenle acil servise başvuran vatandaşların dahi birçok durumda cebinden para çıkabildiğini söyledi.

ÜCRETSİZ VE EŞİT BİR ERİŞİM OLMALI

Sağlık hizmetlerinin vatandaşın gelirinden mutlaka bir pay ayırmak zorunda kaldığı bir alana dönüştüğünü belirten Ülgen, sağlık hizmetinin temel bir kamu hizmeti olduğunu ve ücretsiz, eşit ve erişilebilir olması gerektiğini vurguladı.

“YOKSUL KESİMLER AÇISINDAN CİDDİ ERİŞİM SORUNU”

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin ücretsiz kalması için yıllardır Türk Tabipleri Birliği, sendikalar, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve diğer meslek örgütlerinin mücadele ettiğini belirten Ülgen, sağlığın ücretli hale gelmesinin özellikle yoksul kesimler açısından ciddi bir erişim sorununa yol açtığını söyledi.

Ülgen, sağlık sorunu veya kronik hastalığı bulunan ve kamu hastanesinden randevu alamayan vatandaşların mecburen özel hastanelere yöneldiğini belirterek, akut ve acil durumlarda da benzer bir tablonun ortaya çıkabildiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde ise mesai dışı ödeme (MDÖ) veya öğretim görevlilerine ödenen farklar nedeniyle vatandaşların ek ücret ödemek zorunda kalabildiğini söyleyen Ülgen, bu ödemeler yapılmadığında kısa vadede sağlık hizmetine erişimin oldukça güçleştiğine dikkat çekti.

“BİR SAĞLIK BAŞVURUSUNUN MALİYETİ ASGARİ ÜCRETİ AŞABİLİYOR”

Vatandaşın cebinden para çıktığı noktada yoksul insanların sağlık hizmetine erişiminin çok daha zor hale geldiğini dile getiren Ülgen, asgari ücretle çalışan bir kişinin özel hastaneye gitmesinin dahi ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu söyledi.
Muayene, tetkik, ileri inceleme, MR ve tomografi gibi işlemlerin eklenmesi halinde tek bir sağlık başvurusunun maliyetinin bir asgari ücreti dahi aşabildiğini belirten Ülgen, vatandaşların bu durumda borçlanmak, çevresinden para bulmak veya sahip olduğu bir şeyi satmak zorunda kalabildiğini ifade etti.

“YOKSULLUK AYNI ZAMANDA HASTALIK ÜRETİYOR”

Sağlık alanındaki en büyük sorunlardan birinin yoksulluk olduğunu vurgulayan Ülgen, yoksulluğun yalnızca sağlık hizmetine erişimi zorlaştırmadığını, aynı zamanda hastalık üreten bir mekanizmaya dönüştüğünü söyledi. Yoksulluğun dengesiz beslenme ve kötü yaşam koşullarını beraberinde getirdiğini belirten Ülgen, özellikle çocukların yeterli vitamin, protein ve karbonhidrat alamamasının sağlık sorunlarını artırdığını ifade etti. Ülgen, yoksulluğun kendisinin de hastalık üretme mekanizmasına dönüştüğünü, hastalığın tedavisinin de ücretli hale gelmesiyle birlikte çok ciddi bir erişim eşitsizliğinin ortaya çıktığını kaydetti.

DİYARBAKIR’DA SAĞLIK HİZMETLERİNDE EŞİTSİZLİK

Diyarbakır’da da sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizliğin açık biçimde görüldüğünü belirten Ülgen, kentte yedi özel hastanenin bulunduğunu söyledi. Kentin daha yoksul bölgelerinde bulunan özel hastaneler ile daha varlıklı kesimlerin yaşadığı bölgelerdeki özel hastanelerin ücretleri ve sundukları hizmetlerin aynı olmadığını ifade eden Ülgen, yoksul olarak nitelendirilebilecek bölgelerdeki bazı hastanelerin fiyatlarının görece daha uygun olduğunu ancak bütün tetkiklerin bu hastanelerde yapılamadığını dile getirdi.

Diyarbakır Bağlar’da 1 ayda 32 metruk yapı yıkıldı
Diyarbakır Bağlar’da 1 ayda 32 metruk yapı yıkıldı
İçeriği Görüntüle

Bu durumun vatandaşın sağlık hizmetine erişimini daha da zorlaştırdığını belirten Ülgen, bazı özel hastanelerin hastaları yeniden aile hekimlerine yönlendirebildiğini söyledi. Ülgen, hastalara “Seni burada muayene edelim ama tahlillerini aile hekiminde yaptır” veya “İlacını aile hekiminden yazdır” denilebildiğini belirterek, bu uygulamanın bir yandan vatandaşın işini zorlaştırdığını, diğer yandan zaten yoğun olan aile hekimlerinin üzerine ek bir iş yükü getirdiğini ifade etti.

“KAMUSAL VE ÜCRETSİZ SAĞLIK HİZMETİ ANLAYIŞI AŞINDI”

Türkiye’de gerçek anlamda bir kamu sağlık hizmetinden söz etmenin giderek güçleştiğini belirten Ülgen, kamu kurumlarının varlığını sürdürdüğünü ancak yıllardır uygulanan taşeronlaştırma, özelleştirme, ticari anlayış, öğretim görevlilerine ödenen farklar ve benzeri uygulamalar nedeniyle kamusal ve ücretsiz sağlık hizmeti anlayışının büyük ölçüde aşındırıldığını söyledi.

Bu durumun yeniden tersine çevrilebileceğini belirten Ülgen, bunun için sağlık bütçesinin artırılması, kamu kaynaklarının doğru ve etkin kullanılması ve nüfusun ihtiyaçlarına uygun bir istihdam politikasının uygulanması gerektiğini kaydetti. Ülgen, bu adımların atılması halinde birkaç yıl içerisinde kamusal sağlık hizmetinin yeniden güçlendirilebileceğini ifade etti.

“YENİ BİR MODEL İCAT ETMEYE GEREK YOK”

Türkiye’nin geçmişinde uygulanmış sağlık modellerinin bulunduğuna dikkat çeken Ülgen, sağlık hizmetlerinin sosyalizasyonunun bunlardan biri olduğunu söyledi. Özellikle 1970’li yıllarda bu model kapsamında önemli başarılar elde edildiğini belirten Ülgen, aşılama çalışmalarının oldukça başarılı olduğunu ve o dönemde tam gün yasasının da uygulandığını hatırlattı.

Dünyada da farklı sağlık modellerinin bulunduğunu ifade eden Ülgen, temel meselenin kamu sağlık hizmetinin sistem içerisinde yer alıp almayacağı, sağlık bütçesinin yeterli olup olmayacağı ve ülkenin gerçek nüfus ve ihtiyaçlarına uygun sağlık çalışanı istihdamının sağlanıp sağlanamayacağı olduğunu söyledi.
Yeni bir model icat etmeye gerek olmadığını belirten Ülgen, geçmişte Türkiye’de ve dünyanın farklı ülkelerinde uygulanmış başarılı modellerden yararlanılabileceğini dile getirdi.

“ÖZELLEŞTİRME MODELİ SAĞLIK SORUNLARINI ÇÖZMEDİ”

Türkiye’de bugün uygulanan sağlıkta özelleştirmeci ve neoliberal politikaların temellerinin 1980’li yıllarda atıldığını belirten Ülgen, söz konusu politikaların yalnızca Türkiye’de değil, birçok ülkede uygulandığını söyledi. Aradan yaklaşık 30 yıl geçmesine rağmen bu modelin sağlık sorunlarını çözmediğini ifade eden Ülgen, “Eğer sağlıkta özelleştirme modeli başarılı olsaydı bugün bu sorunları tartışıyor olmazdık” değerlendirmesinde bulundu. Ülgen, bu modelin hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde sağlık sorunlarını çözme konusunda başarılı olmadığının açık olduğunu savundu.

PANDEMİ KAMUNUN ÖNEMİNİ GÖSTERDİ

Son pandeminin kamu sağlık sistemlerinin önemini bütün dünyaya gösterdiğini belirten Ülgen, Covid-19 sürecinde kamunun sağlık alanındaki rolünün yeniden ortaya çıktığını söyledi. Pandemi sonrasında Avrupa ülkelerinin de sağlık politikalarını yeniden değerlendirmeye başladığını belirten Ülgen, Almanya’da sağlık sisteminde kamunun rolünün güçlendirilmesine yönelik tartışmalar ve dönüşüm çabalarının yaşandığını ifade etti.
Almanya’nın aynı zamanda başka ülkelerden hekim istihdam ettiğine dikkat çeken Ülgen, Türkiye’den Almanya’ya yönelik hekim göçünün de bu tablonun bir parçası olduğunu söyledi.

Pandemi sonrasında kamusal, toplumcu ve erişilebilir sağlık hizmetinin öneminin daha net görüldüğünü belirten Ülgen, ekonomik sorun yaşayan ülkelerin ise böyle bir dönüşümü gerçekleştirmekte daha fazla zorlandığını kaydetti. Kaynakların eşit ve etkin kullanılmadığına dikkat çeken Ülgen, sağlığa yeterli kaynak ayrılmadığında sistemin yeniden özelleştirmelere ve özel sektörle yürütülen hizmet modellerine yöneldiğini ifade etti.

“ÖZEL HASTANE EVİNİZİN KARŞISINDA OLSA DA MARS KADAR UZAK”

Sağlık hizmetlerinin ücretli hale gelmesinin toplumdaki ekonomik eşitsizlikleri doğrudan sağlık eşitsizliklerine dönüştürdüğünü belirten Ülgen, ekonomik gücü olmayan vatandaşların özel sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını söyledi. Ülgen, “Evinizin karşısında özel bir hastane olabilir. Ancak ekonomik imkânınız yoksa o hastane sizin için Mars kadar uzaktır. Mars’a nasıl gidemiyorsanız, paranız olmadığı için evinizin karşısındaki özel hastaneden de hizmet alamazsınız” dedi. Ülgen, bu nedenle sağlığın satın alma gücüne göre erişilen bir hizmet olmaktan çıkarılması, herkes için eşit, ücretsiz ve kamusal bir hak olarak yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Güneş OCAĞA - Mehmet Rumet SOYLU