ÖZEL HABER-Ceren AKYIL/ Mehmet Rumet SOYLU

Çözüm süreci kapsamında “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun 6’ncı toplantısında özel rapor sunan Diyarbakır Baro Başkanı Adbulkadir Güleç, Güneydoğu Ekspres’e önemli değerlendirmelerde bulundu.

Süreci sadece bir “silahsızlanma süreci” olarak değil, şiddetin sonlanmasının ardından ortaya çıkan yeni bir fırsat olarak değerlendirdiğini ifade eden Güleç,. Bu fırsatın da Kürt meselesinin çözümü için bir imkân sunduğunu aktardığını ve komisyonun yalnızca talepler ve önerileri alan bir yapı olmaktan çıkması gerektiğini söyledi. Aynı zamanda komisyonun Kürt meselesinin çözümünde aktif ve mutlak bir görev üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Diyarbakır’dan Ankara’ya Özel Rapor3

Diyarbakır Kent Konseyi: “Ana dilini konuşma kültürü geliştirilmelidir”
Diyarbakır Kent Konseyi: “Ana dilini konuşma kültürü geliştirilmelidir”
İçeriği Görüntüle

“KÜRTÇE ÖNÜNDE BİRÇOK ENGEL VAR”

Yeni bir anayasanın şart olduğunu ifade eden Güleç, “Sorun şiddet sarmalından çıksa bile, Kürt meselesi çözülmedikçe varlığını sürdürmeye devam edecektir. 86 milyonu kapsayan ve herkesin kendisini içinde bulabildiği bir anayasanın hazırlanması gerektiğini ifade ettim. Kürtlerin en temel sorunlarından birinin anadilde eğitim hakkı olduğunu vurguladım. Meclis Komisyonu’na gelen bir annenin kendi anadiliyle acısını ifade edememesi, bunun doğrudan Kürt meselesinin bir yansımasıdır. Bu durumun ortadan kalkmasının tek yolu anadilde eğitim hakkının tanınmasıdır. Ayrıca devletin artık Kürtçe ile barışması gerektiğini, Kürtçenin kamusal alanda kullanılmasına rağmen hâlâ birçok engelin bulunduğunu söyledim. Milletin sesinin yankılandığı Meclis’te bir annenin konuşamaması, sorunun devam ettiğini açıkça göstermektedir. Bu nedenle anadilde eğitimin ve dil hakkının anayasal güvence altına alınması zorunluluktur ” dedi.

Diyarbakır’dan Ankara’ya Özel Rapor2

DİYARBAKIR BAROSU ÖZEL RAPOR SUNDU

Anayasanın bütün toplumsal kesimlerin kendisini içinde görebileceği, toplumun tamamının katkı sunabileceği bir “sözleşme” niteliğinde bir hukuk metni olması gerektiğinin altını çizen Güleç, “Bunun yanı sıra, yerel yönetimlere dair 1921 Anayasası’nı referans alınarak ademi merkeziyetçi bir yapının Türkiye’nin hem demokratikleşme sorununa hem de Kürt meselesinin çözümüne katkı sağlayacaktır. Ayrıca hasta mahpusların durumu, silahları bırakan örgüt yöneticilerinin yeni bir yasal düzenleme ile toplumsal ve siyasal yaşama katılabilmeleri gerektiğini, Cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş, Bekir Kaya, Figen Yüksekdağ gibi Kürt siyasetçilerin tutukluluklarının süreci olumsuz etkilediğini, tahliye edilmeleri halinde sürecin olumlu yönde ilerleyeceğini belirttim. Umut verici sonuçları hep birlikte göreceğiz. Ancak devletin nasıl bir çözüm öngördüğüne dair hiçbir şey söylenmedi. Komisyon yalnızca dinleyip tutanaklara geçiriyor. Biz Diyarbakır Barosu olarak yeni anayasa kapsamında yapılması gereken önerilere dair hazırladığımız özel bir çalışmamızı da sunduk.”

Muhabir: Ceren AKYIL / Mehmet Rumet SOYLU