Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de yaşayan ve çevre mühendisliği eğitimi alan Behêz Kerîm, “biyoekonomi” bilimi kapsamında kahve atıklarını değerlendiren bir proje üzerinde çalışıyor. Ülkenin en temel sorunlarından birine çözüm üreten Kerîm, Rûdaw TV’de yayımlanan Diaspora Programı’na konuk olarak, yürüttüğü projeyi ve hikâyesini anlattı.
Kerîm, projesinin adını “T Seven Percent Coffee Waste and Biodegradable Ingredients” olarak tanımladı ve şunları söyledi:
“Projemiz kahve telvesi atığı sorununa pratik bir çözüm bulmak ve bu atığı temiz bir yakıta dönüştürmek üzerine kurulu. Kafe, restoran ve evlerden kahve telvesi ve atıklarını topluyoruz. Daha sonra basit bir mekanik ve kimyasal işlemle bunları ‘yakacak odun’ veya pelet şeklinde katı bir yakıta dönüştürüyoruz. Bu yakıt, ısıtma amacıyla kullanılabiliyor.”
Süleymaniye doğumlu olan Behêz Kerîm, kendisini şöyle tanıttı:
“Ben Şarbajêr bölgesindenim ve Süleymaniye'de doğdum. Eğitim amacıyla yurt dışına geldim. Önce bir yıl Almanya'da bulundum, ardından Finlandiya'da bir üniversiteye kabul edildim ve yaklaşık 6 yıldır burada yaşıyorum. Alanımı ‘çevre mühendisliği veya biyoekonomi’ olarak tanımlıyorum. Alanımızın özeti, atıkları ve atılan malzemeleri nasıl yeniden kullanabileceğimiz ve onlara nasıl yeni bir yaşam verebileceğimizdir.”
Kerim, projenin çıkış noktasını ise şu sözlerle anlattı:
“Üniversitede bizden 'örnek bir şehir' oluşturmak için bir proje hazırlamamız istendi. İçinde hiçbir çöpün atılmadığı ve tüm malzemelerin yeniden kullanıldığı bir şehir. Araştırma yaparken, nüfusu sadece 5,5 milyon olan Finlandiya'da inanılmaz miktarda kahve tüketildiğini ve atıkların çoğunun boşa gittiğini fark ettik. Kahveyi toplayıp ona başka bir yaşam vermek istiyoruz. Çevreye yük olmak yerine, geleneksel yakıtlara iyi bir alternatif olacak temiz bir enerji kaynağına dönüştüreceğiz.”
Projeyi daha da geliştirmek istediklerini belirten Kerîm, hedefini şu sözlerle ifade etti:
“Bu sadece bir başlangıç ve gelecekte daha çok haberimizi duyacaksınız. Projeyi ticari düzeyde büyütmek ve sadece Finlandiya’da değil, benzer sorunların yaşandığı dünyanın herhangi bir yerinde uygulanabilir hale getirmek istiyoruz.”