Raporda, mültecilere yönelik doğrudan bir vakaya rastlanmadığı ancak bunun ihlallerin yaşanmadığı anlamına gelmediği belirtildi.
Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER), 1 Nisan ile 30 Haziran 2026 tarihlerini kapsayan “Kürtler, Aleviler ve Mültecilere Yönelik Irkçı Saldırılara İlişkin Basın Taraması Raporu”nu kamuoyuyla paylaştı.
Raporda, üç aylık süreçte ulusal ve yerel basına yansıyan olaylar incelenerek, Kürtlere ve Alevilere yönelik en az 7 ayrımcılık, nefret söylemi ve ırkçı içerikli vaka tespit edildiği belirtildi. Değerlendirmeye alınan olayların; ifade ve sanat özgürlüğüne yönelik müdahaleler, siyasetçilere ve kamuoyunda tanınan kişilere yöneltilen nefret söylemleri ile kimlik temelli ayrımcı uygulamaları kapsadığı ifade edildi.
SANAT VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALE
Raporda, yönetmen Özkan Küçük’ün “Rojbaş” filminin ikinci kez yasaklanmasına da yer verildi. Daha önce yasaklanan ve mahkeme kararıyla yeniden gösterime girme hakkı kazanan filmin, 24 Nisan’da Ankara’da tekrar yasaklanmasının yargı kararlarının idari işlemlerle etkisiz bırakılabildiğini gösterdiği değerlendirmesi yapıldı. Raporda, Kürt kimliğini konu alan sanatsal çalışmaların sistematik baskılarla karşı karşıya kaldığı görüşü dile getirildi.
AMEDSPOR VE SİYASETÇİLERE YÖNELİK SÖYLEMLER
Raporda, İstanbul İstiklal Caddesi’nde yapılan bir canlı yayın sırasında “Şampiyon Amedspor” diyen bir gence yönelik kullanılan ifadeler de nefret söylemi örnekleri arasında gösterildi. Bu olayın, Kürt kimliğine ilişkin en sıradan ifadelerin dahi kamusal alanda hedef haline getirilebildiğine işaret ettiği belirtildi.
Ayrıca Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinin ardından Ahmet Türk’ün yaptığı açıklamaya yönelik bazı siyasi isimlerin kullandığı ifadelerin de raporda nefret söylemi kapsamında değerlendirildiği aktarıldı. Raporda, siyasetçilerin kullandığı dilin ayrımcı söylemlerin toplumda yaygınlaşmasına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuldu.
KAMUSAL ALANDA AYRIMCI UYGULAMALAR
SAMER’in raporunda, Ankara’da düzenlenen “Turkomania Fest” etkinliğinde JİTEM’i çağrıştıran kostüm ve temaların kullanılması da ayrımcı uygulamalar arasında sıralandı. Belediyeye ait bir alanda gerçekleştirilen etkinliğin, kamusal kaynakların ayrıştırıcı söylemlerin yeniden üretilmesine zemin hazırladığı değerlendirmesi yapıldı.
Raporda ayrıca gazeteci Mine Kırıkkanat’ın sosyal medya paylaşımında kullandığı “kılıç artığı” ifadesi Alevilere yönelik nefret söylemi örneği olarak gösterildi. İş insanı Rahmi Koç’un İzmir’de düzenlenen bir etkinlikte Kürt kadınlarına yönelik kullandığı ifadeler de kimlik temelli ayrımcılık kapsamında değerlendirildi.
KİMLİK TEMELLİ GÖZALTI UYGULAMALARI
İzmir’de 17 yaşındaki E.A.’nın, Selahattin Demirtaş posteri ile Federe Kürdistan Bölgesi bayrağı taşıdığı gerekçesiyle gözaltına alınmasına da raporda yer verildi. SAMER, sembolik ifade biçimlerinin dahi cezai işlem konusu yapılmasının özellikle gençler açısından kimlik temelli ayrımcılık riskini artırdığı değerlendirmesinde bulundu.
MÜLTECİLERE İLİŞKİN UYARI
Raporda, incelenen üç aylık dönemde mültecilere yönelik basına yansıyan doğrudan bir ırkçı saldırı ya da ayrımcılık vakasının tespit edilmediği belirtildi. Ancak bu durumun mültecilere yönelik hak ihlallerinin yaşanmadığı anlamına gelmediği vurgulanarak, yalnızca basına yansıyan ve tespit edilebilen olayların rapora yansıdığı ifade edildi.


