HABER/Mehmet Rumet SOYLU
Kürt halkının demokrasi ve eşitlik mücadelesinin öncülerinden, Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın, 34 yıl önce, 5 Temmuz 1991 gecesi evinden zorla alındıktan sonra katledildi. Aydın’ın işkence görmüş bedeni 7 Temmuz’da Elazığ-Maden karayolunda bulundu. Aradan geçen onlarca yıla rağmen, faillerin kim olduğuna dair çok sayıda itiraf ve tanıklık bulunmasına rağmen, cinayet cezasız bırakıldı. Anısı ise Diyarbakır’dan İstanbul’a, Van’dan Batman’a her yıl binlerce insanın katıldığı anma etkinliklerinde yaşatılıyor. Bu yıl da 34. ölüm yıldönümünde bir kez daha soruluyor: “Vedat Aydın’ı kim öldürdü? Devlet neden susuyor?”
POLİS GÖRÜNÜMLÜ İNFAZ TİMİ, İŞKENCE VE CEZASIZLIK ZİNCİRİ
5 Temmuz 1991 gecesi Vedat Aydın, kendilerini polis olarak tanıtan silahlı kişiler tarafından “ifade vermek üzere” evinden alındı. Ailesinin başvurularına rağmen gözaltına alındığına dair hiçbir resmi kayıt oluşturulmadı. İki gün sonra cansız bedeni, Elazığ-Maden yolu yakınında ağır işkence izleriyle bulundu.
Cinayet sonrası eski JİTEM mensubu Abdulkadir Aygan ve itirafçı Murat Demir’in beyanları, infazın planlı ve resmi koruma altında gerçekleştiğini ortaya koydu. Murat Demir ifadesinde, “Yargısız infaz olacağı için polis araçları bize eskortluk yaptı. Sabaha kadar işkence yapıldı, sonra infaz edildi” dedi.
CENAZEDE İKİNCİ KATLİAM
10 Temmuz 1991’de Diyarbakır’daki cenaze törenine on binlerce insan katıldı. Tören sırasında açılan ateş sonucu çok sayıda kişi yaralandı. Resmi açıklamalara göre 3 kişi hayatını kaybetti. Ancak dönemin Emniyet İstihbarat Müdürü Hanefi Avcı, ölü sayısının en az 23 olduğunu belirtti. Yüzlerce kişi günlerce gözaltında tutuldu. Bu katliam da tıpkı Vedat Aydın cinayeti gibi yargıdan kaçırıldı. Soruşturma yıllarca sürüncemede bırakıldı, 2021 yılında ise zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı.
34 YIL SONRA BUGÜN: ANILAR HÂLÂ TAZE, ADALET HÂLÂ YOK
Vedat Aydın, sadece bir siyasetçi ya da insan hakları savunucusu değildi. O, Kürt halkı için “kendi diliyle konuşma”, “kendi kimliğiyle yaşama” talebini açıkça dile getiren ilk kitlesel figürlerden biriydi. Ankara’da İHD Genel Kurulu’nda yaptığı Kürtçe konuşma nedeniyle tutuklandı, ama yılmadı. Cezaevinde de Kürtçe savunma yaptı. Beraat etti, ama hedef olmaktan kurtulamadı.
Bugün Aydın’ın ölüm yıldönümünde Diyarbakır başta olmak üzere pek çok kentte anma etkinlikleri düzenleniyor. Siyasi partiler, hak örgütleri ve ailesi adalet talebini yinelemeye devam ediyor.
İnsan hakları örgütleri ve siyasi çevreler, Aydın’ın ölümünü 1990’lı yılların derin devlet yapılarının ürünü olan JİTEM tarafından planlanmış ve icra edilmiş bir infaz olarak nitelendiriyor. Eski istihbaratçıların kitaplarında ve itiraflarında defalarca adı geçen failler yargılanmadı. Dosya ise zamanaşımı bahanesiyle kapatıldı.
Ancak kamu vicdanında bu dosya kapanmış değil. Anmalarla, yürüyüşlerle, yazılan kitaplarla ve tanıklıklarla Vedat Aydın’ın mirası yaşatılıyor. Her ölüm yıldönümünde olduğu gibi bu yıl da şu cümle tekrar ediliyor: “Vedat Aydın’ın hikâyesi, bu ülkede hem Kürt halkının hem de hakikat ve adaletin susturulamayacağını hatırlatmaya devam ediyor.”