ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA-Mehmet Rumet SOYLU
Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinde kentsel dönüşüm tartışmaları sürerken, Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi, dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesi olarak ele alınmaması gerektiğine dikkat çekti.
Şube Eşbaşkanı Serhat Meydan ve Şube Saymanı Baran Altuğ, Bağlar’ın kendi ihtiyaçlarına ve yerel verilerine dayanan, halkın sürece doğrudan katıldığı bir “yerinde dönüşüm” modelinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Serhat Meydan, daha önce Bağlar’da “Kentsel dönüşüm nedir, nasıl yapılmalıdır?” başlığıyla bir çalıştayın düzenlendiğini söyledi. Çalıştaya Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra İstanbul’dan KİPTAŞ ve İzmir’den uzmanların katılarak farklı kentlerde uygulanan dönüşüm modelleri, karşılaşılan sorunlar ve çözüm yöntemlerinin aktarıldığını ifade eden Meydan, çalıştayın temel yaklaşımının, başka kentlerdeki deneyimlerin Bağlar’a doğrudan aktarılması yerine ilçenin kendi koşullarına uygun bir model geliştirilmesi olduğunu belirtti. Meydan, uzmanların deneyimlerini aktardığını ve bu işin matematiğin ise kendilerine bıraktığını söyledi.
“SAHADA İNCELEME YAPACAK BİR TEKNİK EKİP OLUŞTU”
Meydan, bu doğrultuda Bağlar Belediyesi’nin kendi personelinden oluşan bir teknik ekip kurduğunu belirterek, ekibin sahada yapıların mevcut durumu, nüfus, konutların kullanım durumu, mülkiyet ilişkileri ve sosyal yapı üzerine çalışma yürüteceğini söyledi. Belediyenin aynı zamanda bir veri havuzu oluşturduğunu ve çalışmanın nasıl yürütülmesiyle ilgili TMMOB ile ortak yürütülmesinin hedeflendiğini aktaran Meydan, ayrıca anketlerin nasıl uygulanacağı, hangi verilerin toplanacağı, yapıların aciliyet durumlarının nasıl belirleneceği ve yıkım-yeniden yapım süreçlerinde hangi kriterlerin kullanılacağına ilişkin de TMMO ve Bağlar Belediyesi arasında yakın zamanda bir protokolün imzalanacağını kaydetti.

BAĞLAR’IN EN BÜYÜK SORUNU YOĞUNLUK
Şehir Plancıları Odası Diyarbakır Şubesi Saymanı Baran Altuğ ise Bağlar’ın dönüşümündeki en önemli sorunlardan birinin yüksek yapı ve nüfus yoğunluğu olduğunu belirtti.
Yerinde dönüşümün temel hedefinin, mevcut halkın mümkün olduğunca yaşadığı yerde kalmasını sağlamak olduğuna dikkat çeken, Altuğ, ancak yoğunluk nedeniyle bölgedeki nüfusun tamamının aynı alanda tutulmasının mümkün olmayabileceğini ifade etti. Altuğ, sağlıklı bir kent için yeşil alan, park, okul, sağlık tesisi, ulaşım altyapısı ve diğer sosyal donatı alanlarına da ihtiyaç olduğunu söyledi.

Deprem sonrasında Bağlar’daki nüfusun bir bölümünün bölgeden ayrıldığını belirten Altuğ, geçmişte ilçede 100-160 bin, bazı değerlendirmelerde ise 190 binlere ulaşan nüfus yoğunluğundan söz edildiğini hatırlattı. Altuğ, buna rağmen dönüşümün temel hedefinin halkı mümkün olduğunca Bağlar’da tutmak olması gerektiğini, bölgeden ayrılması zorunlu olan yurttaşlar için ise sosyal konut ve benzeri çözümler geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
“DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNDE MÜTEAHHİT DEĞİL, YURTTAŞ OLMALI”
Altuğ, dönüşüm sürecinde yurttaş ile müteahhidin doğrudan karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirterek, belediye şirketlerinin sürecin yönetiminde rol üstlenebileceğini söyledi. Mevcut sistemde yurttaş ile müteahhit arasındaki anlaşmaların çoğunlukla arsa payı ve kar paylaşımı üzerinden yürüdüğünü belirten Altuğ, bir yapının yeniden yapılması karşılığında binanın yarısının müteahhide verilmesinin tek başına kamu yararı anlamına gelmediğini söyledi. Altuğ, bunun yerine belediyenin süreci yönettiği, maliyet ve kar marjlarını belirlediği, yurttaşın ise hak sahibi olarak korunduğu bir modelini önerdi.
“YERİNDE DÖNÜŞÜM, KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN KENDİSİDİR”
Altuğ, Türkiye’de “kentsel dönüşüm” kavramının özellikle TOKİ uygulamalarıyla özdeşleştiğini belirterek, gerçek anlamda kentsel dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesinden ibaret olmadığını söyledi. Yerinde dönüş modelinin içeriğini açıklayan Altuğ, “Dönüşüm; yapıların yanı sıra ulaşımın düzenlenmesini, sağlık ve eğitim hizmetlerinin geliştirilmesini, sosyal donatıların ve yeşil alanların artırılmasını ve bütün bunlar yapılırken mevcut sosyal dokunun korunmasını kapsamalı” dedi.
“YURTTAŞLAR, GÜVENLİK VE SOSYAL KÜLTÜR YAŞAM HAKKINA SAHİPLER”
Bu nedenle can güvenliği ile sosyal ve psikolojik yapının korunmasının birbirine alternatif olarak görülmemesi gerektiğini belirten Altuğ, insanların hem güvenli yapılarda yaşama hem de sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamlarını sürdürme hakkı olduğunu ifade etti.
“ÖNCE VERİ, SONRA PLAN”
Dönüşümün önündeki temel sorunlardan birinin veri eksikliği olduğu belirten Altuğ, mevcut konutların ne kadarının dolu, ne kadarının boş olduğunun tespit edilmesi gerektiği ifade etti. Boş konutların sahiplerinin nerede yaşadığı, mülk sahipleri ile konutlarda fiilen yaşayan kişiler arasındaki ilişkinin ne olduğu ve kiracıların durumunun da belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Altuğ, mevcut mevzuatın ağırlıklı olarak tapu sahibini esas aldığını ancak yerinde dönüşüm modelinin merkezinde bölgede yaşayan yurttaşın bulunması gerektiğini söyledi. Bağlar’da yaşayan kiracı ile başka bir kentte yaşayan ve ilçede birden fazla boş konutu bulunan mülk sahibinin aynı şekilde değerlendirilmesinin doğru olmayacağını belirten Altuğ, hukuki düzenlemelerin yanı sıra sosyolojik ve ekonomik verilerin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
BÜTÜN BAĞLAR İÇİN ANA PLAN ÖNERİSİ
Bağlar’ı tamamını kapsayan bütüncül bir planın hazırlanması ve ardından da uygulamaların etaplara ayrılması gerektiğini de vurgulayan Altuğ, Bağlar Belediyesi’nin bu konuda iki kapsamlı çalışma yürüttüğünü ve önümüzdeki döneme ilişkin bir yol haritası oluşturacağını söyledi. Altuğ, bundan sonraki aşamada kooperatif modeli, halkın doğrudan katılımı veya belediye şirketi üzerinden yürütülecek bir model gibi seçeneklerin netleştirilmesi gerektiği de ifade etti.
Altuğ, Kaynartepe’de Bakanlık eliyle başlatılacak bir dönüşümün tek başına Bağlar’ın sorunlarını çözmeyeceğini belirterek, “Bütün Bağlar için ana plan oluşturulmalı; ardından iki binayla, 500 binayla veya bin binayla etap etap uygulamaya geçilmeli” yaklaşımını savundu.
“VATANDAŞ YIKIMDAN SONRA NE OLACAĞINI BİLMELİ”
Dönüşümün başarısında güven unsurunun belirleyici olduğunu belirten Altuğ, yurttaşın binasının yıkılmasına onay verirken ne zaman evine döneceğini bilmek istediğini söyledi. Bu nedenle yıkım, yeniden yapım ve geçici barınma sürecinin önceden planlanması gerektiğini belirten Altuğ, belediyelerin sosyal konut veya misafirhaneler aracılığıyla geçici barınma imkanları oluşturabileceğini ifade etti. Dönüşümün yalnızca yıkım ve inşaat süreci olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Altuğ; geçici barınma, ulaşım, eğitim, sağlık ve sosyal yaşamın da planlamanın parçası olması gerektiğini söyledi.
“DÖNÜŞÜM 10-15 YIL SÜRE BİLİR”
Bağlar’ın dönüşümünün 10 veya 15 yıl sürebileceğini belirten Altuğ, sürecin uzun olmasının çalışmalara başlanmasına engel olmadığını, önemli olanın önce bütüncül planın hazırlanması olduğunu ifade etti.
DÖNÜŞÜM İSTİHDAM ALANINA DÖNÜŞEBİLİR
Bağlar’daki işsizlik ve düşük gelir düzeyinin de dönüşüm modelinde dikkate alınması gerektiği ifade eden Altuğ, belediyenin süreci yönetmesi halinde dönüşümün aynı zamanda bir istihdam ve meslek edinme programına dönüştürülebileceğini söyledi. Altuğ, sıvacı, boyacı, elektrikçi, tesisatçı ve mobilyacı gibi mesleklerde çalışan yurttaşların dönüşüm sürecinde istihdam edilmesi, gençlere yönelik meslek eğitimleri verilmesi önerdi. Altuğ, bu modelle yurttaşların hem gelir elde etmesinin hem de yaşadığı mahallenin dönüşümüne katkı sunmasının sağlanabileceğini ifade etti.



