ÖZEL HABER/Güneş OCAĞA
2015 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak tescillenen ve binlerce yıllık geçmişiyle Diyarbakır’ın en önemli simgelerinden biri olan tarihi surlara yönelik tahribat ve müdahaleler kamuoyunda büyük tepkilere neden oldu. Tarihi surlara PVC boruları takılırken, tarihi bir binaya da klima motoru monte edildi. Konuyla ilgili gazetemiz Güneydoğu Ekspres'e açıklamalarda bulunan Diyarbakır Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi ve Mimar Selma Aslan, yapılan uygulamaların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırı olduğunu ve bu tür izinsiz müdahalelerin yasal olarak suç teşkil ettiğini söyledi.
TARİHİ SURLARA PVC BORULARI TAKILDI
Söz konusu müdahalenin izinsiz ve bilinçsiz bir şekilde yapıldığını dile getiren Aslan, "Tarihi yapılar üzerinde geçmişten günümüze pek çok müdahale yapılmıştır. Bu fotoğrafta da görüldüğü gibi, söz konusu müdahaleler izinsiz ve bilinçsiz bir şekilde gerçekleştirilmiş. Mevcut bedenin taş örgüsüne baktığımızda, bu borunun uzun bir süredir burada bulunduğunu ve büyük ihtimalle bedenin arka kısmında yapılan küçük bir işlem veya belki de dönemin restorasyon çalışmalarından kalan bir iz olduğunu görebiliyoruz" dedi.
“KLİMA SUYU KALICI TAHRİBATA NEDEN OLUYOR”
Klima motorlarından akan suyun sur duvarlarına teması kalıcı tahribatlara neden olduğunu vurgulayan Aslan, şöyle devam etti: "Bir süre önce sur duvarına yapılan balkon uygulaması da oldukça dikkat çekiciydi. Ayrıca, tarihi yapının bitişiğinde oluşturulan yeni mekanlar nedeniyle sur duvarlarına monte edilen klima soğutucuları gibi modern müdahaleler de var. Bu tür uygulamalar, özellikle sur duvarlarının su ile teması sonucu ciddi tahribatlara yol açabiliyor. Bu tür tahribatların kalıcı etkiler oluşturduğu göz önünde bulundurulmalıdır.”
TARİHİ SURLARA KURUMSAL VE BİREYSEL MÜDAHALELER
Daha önce Keçi Burcu üzerinde yapılan tuvaletin yol açtığı tahribatları da hatırlatan Aslan, "Bir diğer örnek ise Keçi Burcu üzerine yapılan tuvalet uygulamasıdır. Bu tür müdahalelerin izleri uzun süre kaldı ve yapının yapısal bütünlüğünü bozdu. Elbette ki bu tür tahribatların bir kısmı resmi kurumlar tarafından yapılmış olabilir. Ancak durum, vatandaşa kadar ulaşınca daha da karmaşık hale geliyor. Sonuç olarak, hem kurumsal hem de bireysel müdahaleler, tarihi yapılar üzerinde geri dönülmesi zor tahribatlara yol açabiliyor. Bu tür müdahalelerin önüne geçebilmek için daha sıkı denetimler, bilinçlendirici çalışmalar ve uzman kişilerin restorasyon süreçlerine dahil edilmesi gerektiği aşikardır. Hem geçmişi korumak hem de geleceğe taşımak adına daha dikkatli ve özenli bir yaklaşım sergilenmesi büyük önem taşımaktadır" dedi.
“YASA DIŞI MÜDAHALELERE CEZA VAR”
Yapılan uygulamaların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırı olduğunu belirten Aslan, şöyle devam etti: “Bu tür izinsiz müdahaleler yasal olarak suçtur. Kanuna göre para cezası ya da hapis cezası uygulanabilir. Bu yapılar sadece Diyarbakır’a değil, tüm insanlığa aittir.”
UNESCO MİRASINA GÖLGE DÜŞÜYOR
Yerel yönetimlerin koruma kültürünü geliştirmeye yönelik bilgilendirme çalışmaları düzenlemesi gerektiğini söyleyen Aslan, vatandaşlara da tarihi yapılara sahip çıkma çağrısında bulundu. Aslan, “Sadece kurumların görevi değil. Vatandaşlar da bu mirasa zarar gelmesini engellemekle yükümlüdür. Bu tür müdahaleler sadece fiziki değil, kültürel bir yıkım anlamına da geliyor. Diyarbakır Surları UNESCO statüsünün korunabilmesi için gerekli denetimlerin artırılması ve bilinçlendirme çalışmalarının hızlandırılması gerekir" diye konuştu.