Tarihin, kültürün ve mutfak mirasının izinde; ustadan çırağa aktarılan bilgi ve tecrübenin kıymetini bilenlerdeniz. Köklü bir tarihî mirasla anılan Mîr Bedirxan Beg’in torunu Haldun Tüzel, gastronomi alanındaki yazarlığı, eğitmenliği ve mesleki birikimiyle mutfak kültürünün gelecek nesillere aktarılmasına katkı sunuyor.
Ben de bir şef olarak, Haldun Hocamdan aldığım eğitim, mesleki bilgiler ve edindiğim tecrübeler için kendisine gönülden minnettarım. Bizlere yalnızca mutfağın tekniklerini değil; yemeğin arkasındaki tarihi, kültürü, coğrafyayı ve insan hikâyelerini anlamanın önemini de öğreten ustalarımızın emeği çok değerlidir.
Özellikle Ermeni, Kürt ve Mezopotamya mutfaklarının zenginliği ile saray mutfağının köklü geleneği, gastronomi yolculuğumuzda bizlere geniş bir bakış açısı kazandıran önemli kültürel miraslardır. Bu mutfakların izini sürmek; farklı toplulukların biriktirdiği lezzetleri, pişirme tekniklerini ve gelenekleri tanımak, korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak demektir.

Gastronomi benim için yalnızca yemek pişirmek değil; geçmişin hafızasını korumak, kültürler arasında köprü kurmak ve edinilen bilgiyi paylaşarak çoğaltmaktır. Bu yolculukta bizlere rehberlik eden, bilgi ve tecrübesiyle ufkumuzu açan Haldun Hocamın emeği benim için ayrı bir yere sahiptir.
Üstadım Haldun Tüzel’e; bizlere kattığı mesleki bilgi, paylaştığı tecrübe ve gösterdiği yol için saygı, sevgi ve minnetlerimi sunuyorum. Çünkü gerçek ustalık, yalnızca lezzet yaratmak değil; bilgi aktarmak, insan yetiştirmek ve mesleğin geleceğine kalıcı bir iz bırakmaktır.