Diyarbakır’da yaklaşık 1,5 yıldır tamamlanamayan Seyrantepe–Silvan karayolu çalışması, kentin ulaşım yönetimindeki sorunları gözler önüne seriyor. Dicle Üniversitesi’ne ulaşımın yanı sıra altı ilçeyi, Bingöl güzergahını ve yüzlerce köyü ilgilendiren bu arterde trafik felç olmuş durumda. Karayolları ile belediyelerin bu krizi yönetme biçimi ise ciddi soru işaretleri yaratıyor.

BİR YOL ÇALIŞMASI, BÜTÜN KENTİ ETKİLİYOR

Seyrantepe–Silvan güzergahı; öğrencilerden hastalara, sağlık çalışanlarından esnafa kadar binlerce kişinin günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Lice, Silvan, Kulp, Hani, Kocaköy ve Hazro ilçelerinden gelenlerin yanı sıra Bingöl yönüne gidenler ve köylerde yaşayan vatandaşlar da bu yolun yükünü taşıyor. Üstelik trafik yoğunluğu, ambulansların geçişi açısından da ciddi risk oluşturuyor.

Altyapı çalışmaları elbette gerekli. Ancak yaklaşık 1,5 yıldır devam eden çalışmaların neden tamamlanamadığı kadar, bu süreçte trafik akışını rahatlatacak önlemlerin neden yeterince etkili olmadığı da sorgulanmalı. Yağışlı mevsimin getireceği zorluklar önceden hesaplanamaz mıydı? Alternatif güzergâhlar ve trafik yönlendirmeleri daha iyi planlanamaz mıydı?

KARAYOLLARI VE BELEDİYELER KRİZİ YÖNETEBİLİYOR MU?

Sorunun merkezinde yalnızca yol çalışmasının gecikmesi değil, kurumlar arasındaki koordinasyonun ve kriz yönetiminin yeterliliği de bulunuyor.

Karayolları ana arterdeki çalışmalarını yürütürken belediyelerin kent içi trafik ve bağlantı yollarına ilişkin düzenlemeleriyle ne ölçüde eş güdüm sağlanıyor? Yoğunluğu azaltmak için ortak bir plan hazırlandı mı? Vatandaşın mağduriyetini en aza indirecek somut bir takvim var mı? Mevcut tablo, bu sorulara açık yanıt verilmesini zorunlu kılıyor.

Kamu yönetimi, yalnızca çalışma yapmak değil, çalışma sürerken ortaya çıkan krizi de yönetebilmektir. Kurumların görev alanları farklı olabilir; ancak koordinasyon sağlamak ve vatandaşın mağduriyetini azaltmak ortak sorumluluktur.

KAYYUM DÖNEMLERİ DE SEÇİLMİŞ YÖNETİMLER DE SORGULANMALI

Diyarbakır’ın ulaşım sorunu, bugünkü yol çalışmasıyla açıklanamayacak kadar köklü. Yıllardır büyüyen kentin nüfusu ve yerleşim alanları karşısında ulaşım altyapısının ne ölçüde geliştirildiği tartışılmalı.

Kayyum dönemlerinde hangi projeler hayata geçirildi, hangileri tamamlanamadı? Önceki seçilmiş belediye yönetimleri uzun vadeli ulaşım planlamasında ne kadar başarılı oldu? Bugünkü yönetimler devraldıkları sorunları çözmek için hangi adımları atıyor?

Bu sorular, siyasi tercihlerden bağımsız biçimde, somut veriler ve tamamlanan yatırımlar üzerinden yanıtlanmalı. Geçmişte görev yapan yönetimler kadar bugünkü yöneticiler de kendi dönemlerinin kararlarından ve sonuçlarından sorumludur.

DİYARBAKIR MAZERET DEĞİL, PLAN İSTİYOR

Karayolları ve belediyeler, yolun tamamlanma takvimini açıklamalı; gecikmenin nedenlerini kamuoyuyla paylaşmalı ve trafik yoğunluğunu azaltacak ortak önlemleri devreye sokmalı. Uzun vadede ise kentin bütün ulaşım ağını kapsayan, kurumların birlikte hareket ettiği kalıcı bir plan oluşturulmalı.

Diyarbakır’da sorun yalnızca bitmeyen bir yol değil; büyüyen kentin ihtiyaçlarına zamanında yanıt veremeyen ulaşım yönetimidir.

Yolun neden bitmediği kadar, bu süreçte trafik krizinin neden etkili biçimde yönetilemediği de açıklanmalı. Çünkü vatandaşın kaybettiği zamanın, aksayan yaşamın ve yaşanan mağduriyetin hesabını kimse görmezden gelemez.