Dün akşam oynanan ve 3-3 sona eren Iğdır-Amedspor karşılaşması, Dünyada yaşayan bütün Kürtler için yıllara yayılan zorlu bir direnişin zaferle taçlanmasıydı.
Mehmet TÜRK - YAZDI

Amedspor’un Süper Lig’e çıkışı, Türkiye futbolunda alışılmış başarı öykülerinden farklı bir yerde duruyor. Çünkü bu yol, yalnızca sportif rekabetle değil; saha dışındaki sert gerçeklerle de şekillendi.
Yıllar boyunca ırkçı saldırılara maruz kalınması, kulüp yöneticilerinin fiziki saldırıya uğraması, deplasman yasaklarıyla taraftarın takımdan koparılmaya çalışılması ve bazı deplasmanlarda provokatif, toplumsal hafızayı yaralayan sembollerin (Beyaz Toros-Yeşil) tribünlere taşınması…
Tüm bunlar, Amedspor’un mücadelesini sıradan bir lig yarışının ötesine taşıdı.
Bunun yanında, neredeyse her hafta Türkiye Futbol Federasyonu tarafından verilen ve kamuoyunda sıkça tartışma konusu olan ağır cezalar da kulübün önünde ayrı bir engel oluşturdu.
Önceki yazılarımda sıkça bahsettim; Mücadelenin takımı Amed, zoru sever.
İşte tüm bu baskı unsurlarına rağmen Amedspor’un sahada kalmayı başarması, takımın Süper Lige yükselişini çok daha anlamlı kılıyor.

Bu başarı hikayesinde yalnızca Amedspor’un sahadaki performansı değil, dolaylı katkılar da dikkat çekiyor.
Geçtiğimiz hafta Sarıyer ile Esenler Erokspor’u mağlup eden teknik direktör Servet Çetin ve bu hafta Pendikspor ile Erokspor karşısında 1-1 kalan Sinan Kaloğlu da bu sürecin görünmeyen mimarları arasında yer aldı. Her iki teknik adamın da geçmişte Amedspor’a verdiği emek, bu tabloyu fazlasıyla anlamlı hale getiriyor.
İşte futbol böyle bir şey. Futbolun bazen sadece sahada oynanmadığını, yolların ve emeklerin farklı noktalarda birleşebildiğini gösteren bir detay bu.

Teşekkürler Sinan Kaloğlu...
Teşekkürler Servet Çetin....
Bu sabah Sinan Kaloğlu ile konuştum. Hem teşekkür ettim, hem tebrik ettim, hem de başarılar diledim. Servet hocaya da ulaşmaya çalıştım ama ulaşamadım..
Bu süreçte taraftarın rolü çok belirleyiciydi.
Amedspor taraftarı, Türkiye'de belki de en zor şartlarda takımını destekleyen gruplardan biri olarak, sadece tribünde değil, psikolojik olarak da takımın arkasında durdu.
Bu destek, futbolcuların sahadaki direncine doğrudan yansıdı. Yeşil kırmızılı taraftar, bu hikayenin en güçlü taşıyıcılarından biri oldu. Deplasman yasaklarına rağmen yılmadan, kimi zaman sadece ekran başında ama her zaman yürekten verilen destek, bu başarının temel taşlarından biri haline geldi.

Sonuç olarak; Amedspor’un Süper Lig’e yükselişi, yalnızca bir takımın lig atlaması değil. Bu, zorluklara rağmen ayakta kalmanın, baskıya rağmen üretmenin ve inançla yürüyen bir camianın hikayesi. Türk futbolu artık sadece yeni bir takımı değil, çok daha derin bir hikayeyi ağırlamaya hazırlanıyor.
Bir tebrik de tabi ki Amedspor yönetimlerine.
Amedspor'un bugünlere gelmesine katkıları olan başkan ve yöneticiler ile istişare kurulu üyelerini de kutlamak lazım.
Yıllara yayılan planlamalar, yapılan organizasyonlar...
Sportif başarının yanında bölge takımı, Kürtlerin takımı olma yolunda ismi hiç geçmeyen kahramanlar...

Lig maçları devam ederken hep, "Em tên" dedik.
Şimdi, "Em hatîn" diyoruz.
Bundan sonra da, "Jîme bîtîrsîn" diyeceğiz...
Amedspor, Süper Lig'e büyük değer katacak, marka değerini artıracak...