Geçen hafta bu köşede RojinKabaiş dosyasını yazdık. Yazı sadece bir yazı olarak kalmadı; Van’da bir vicdan dalgasına dönüştü. Sokakta, çarşıda, üniversite çevresinde konuşulan tek şey hâline geldi. Çünkü bu mesele artık sadece bir ailenin acısı değil; bir şehrin adalet arayışıdır.

Bu hafta aynı dosyaya devam ediyoruz. Çünkü ortada hâlâ cevap bekleyen sorular var. Ve o sorular artık daha yüksek sesle soruluyor.

Ben de Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş ile uzun bir telefon görüşmesi yaptım. Anlattıkları, bu olayın ne kadar derin ve ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

CEVAPSIZ SORULAR VE ŞÜPHELER

Baba Kabaiş açık konuşuyor.Diyor ki; ‘Ben kızımı üniversiteye emanet ettim. Ama bana verilen cevap yok.’

İddialar çok ağır.Olayın geçtiği bölge:Mollakasım ve Bardakçı köyleri ve Üniversite kampüsü…

Toplamda yaklaşık 2 bin 500 kişilik bir alandan bahsediliyor. Ancak bugüne kadar sadece 415 kişinin DNA’sı alınmış.Baba özellikle rektörün iki yeğenini işaret ediyor. Çevreden bu yönde duyumlar aldığını söylüyor ve sadece onların değil, rektör ve tüm akrabalarının da DNA incelemesine dahil edilmesini talep ediyor.

Daha da çarpıcısı şu; iddiaya göre bir kişi bu olayla ilgili ifade vermek istemiş. Ancak baskı gördüğü, gözaltına alındığı ve bir gün sonra serbest bırakıldıktan sonra tamamen geri çekildiği söyleniyor.Bu iddialar doğruysa; bu artık sadece bir ölüm değil, aynı zamanda bir karartma ihtimalidir.

Sorular büyüyor:

Kameralar neden çalışmıyordu?

Kampüse sonradan neden tel örgü ve duvarlar çekildi?

Rojin’in eşyalarını kim taşıdı?

Ceset neden günler sonra ve uzakta bulundu?

Ve en kritik soru; Bu süreçte kim neyi gizliyor?

GÜÇ DAĞILIRKEN YALNIZLAŞAN İSİMLER

Bu olayın ilk günlerini hatırlayın…

Vali Ozan Balcı, daha otopsi yapılmadan ‘intihar’ vurgusu yaptı.Ses tonunu yükseltti.Aileye bu yönde telkinde bulunulduğu iddiaları ortaya atıldı.Ancak kamuoyu bu yaklaşımı kabul etmedi. Tepki büyüdü.

Ardından Tunceli’de yaşanan olay…Bir valinin oğlunun karıştığı ağır suç iddiaları ve tutuklama süreci. Bu gelişmeler, devlet kademesinde görev yapan herkes için bir mesaj oldu.

Artık hiçbir dosya ‘görmezden gelinemez’.

Bugün gelinen noktada açıkça görülüyor ki;Valilik cephesinde bir geri çekilme var.

Sadece devlet değil. Sivil toplum da sessizleşti.Destekler azaldı.Ve en dikkat çekici gerçek; Rektör Prof. Dr. Hamdullah Şevli giderek yalnızlaşıyor.

Öğrenciler güvenmiyor.

Halk ikna olmuyor.

Sorulara cevap verilmiyor.

Oysa bu süreçte yapılması gereken çok netti:

Şeffaflık.

İş birliği.

Adaletin yanında durmak.

Ama bunun yerine şüpheyi artıran adımlar atıldı:

Otopsiye girilmesi,

Saatlerce orada kalınması,

Öğrenci eylemlerine sert müdahale edilmesi…

Bunlar kamuoyunda tek bir algıyı güçlendirdi:

‘Bir şeyler gizleniyor olabilir.’

ADALETİN YÖNÜ

Adalet Bakanı’nın aileye verdiği söz önemli; ‘Ucu nereye dokunursa dokunsun bu iş ortaya çıkarılacak.’Bu cümle artık sadece bir söz değil, bir beklentidir.Çünkü bu şehirde insanlar şunu söylüyor; ‘Tunceli’de 78 soru soruluyorsa, Van’da neden sorulmuyor?’Bu sorunun cevabı verilmeden bu dosya kapanmaz.

Öte yandan o dönem dikkat çeken başka gelişme de vardı. DEM Partili Başkan Mustafa Zeydan ve Belediye Meclisi, Rojin’in adını bir yaşam merkezine verdi. Fakat Valilik bu kararı reddetti.Diyarbakır’da merkez Yenişehir Belediyesinin öncülüğünde Şehitlik Semtinde, gençler Rojin adına kütüphane açtı.

Bu tablo bize şunu gösteriyor; Devlet ile toplum arasında bu dosyada bir bakış farkı oluşmuş durumda.

Sonuç itibariyle bir baba konuşuyor.Ve o baba sadece kızının nasıl öldüğünü öğrenmek istiyor.

Ne fazlası…

Ne eksiği…

Ama karşısında suskunluk var.Buradan açıkça söylüyorum; Bu dosya kapanmaz.Bu sorular unutulmaz.Ve bu şehir gerçeği öğrenmeden susmaz.Çünkü mesele artık sadece RojinKabaiş değil…Mesele, adaletin gerçekten herkese eşit olup olmadığıdır.

Öte yandan bu köşede haftaya farklı bir konuyu ele alacağımı da belirtmek isterim. Ancak bilinmelidir ki bu dosya, aciliyeti ve vicdani ağırlığı nedeniyle her şeyin önündedir. Yine de bir parantez açmadan geçmek olmaz; Amedspor’un Iğdır’da Süper Lig’e yükselmesi başta Diyarbakır, Van, Mardin olmak üzere bölgenin dört bir yanında büyük bir sevinçle karşılandı, saatlerce süren kutlamalar yapıldı. Ben de bu başarıda emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyorum.

Sevgiyle kalın.