Bir insanın işsiz kalması ağırdır… Ama daha ağır olan, iş aramaktan vazgeçmesidir
Çünkü işsizlik sadece cebin boş kalması değildir; insanın içinin de yavaş yavaş boşalmasıdır. Sabah kalkacak bir nedeni, bir hedefi, bir umudu kalmamasıdır. Türkiye’de bugün konuşmamız gereken tam da budur. İşsizler değil, iş aramaktan vazgeçenler.
Resmi verilere göre Türkiye’de işsiz sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Ancak meselenin görünmeyen yüzü daha çarpıcı. Çünkü yaklaşık 2 milyon 500 bin kişinin iş aramaktan vazgeçtiği ifade ediliyor. Yani bu insanlar artık istatistiklerde bile ‘işsiz’ sayılmıyor. Çünkü sistem diyor ki;‘İş aramıyorsan işsiz değilsin.’Peki gerçekten öyle mi?
İŞSİZLİK DEĞİL, SİSTEMİN DIŞINA İTİLMEK
Türkiye’de resmi işsiz sayısının yaklaşık 2 milyon 800 bin civarında olduğu açıklanıyor. Ancak bağımsız araştırmalar ve muhalif çevreler bu rakamın gerçeği yansıtmadığını, geniş tanımlı işsizliğin çok daha yüksek olduğunu söylüyor.
Çünkü bu tabloda;
Umudunu kaybettiği için iş aramayanlar,
‘Nasıl olsa bulamam’ diyen gençler,
Evden çıkmayı bile bırakan insanlar çok.
Oysa gerçek işsizlik tam da burada başlıyor.Bugün Türkiye’de üniversite mezunu gençler;kendi alanında iş bulamadığı için başka işlerde çalışıyor,hatta çoğu zaman asgari ücretin bile altında bir hayata razı oluyor.
Bir mühendis pazarda tezgâh açıyor,
Bir öğretmen özel ders bulamazsa kuryelik yapıyor,
Bir iktisat mezunu aylarca iş ilanlarına bakıp hiçbir dönüş alamıyor…
Sonra bir gün vazgeçiyor.İşte o gün, sadece bir kişi iş aramayı bırakmıyor…Toplum, bir insanını daha kaybediyor.
AVRUPA’DA DURUM NE, BİZDE NEDEN FARKLI?
Peki Avrupa Birliği ülkelerinde durum nasıl?Orada da işsiz var, evet…Ama ‘iş aramaktan vazgeçen’ kavramı bizdeki kadar derin bir yara değil.Çünkü Avrupa’da sistem, insanı işsiz kaldığında yalnız bırakmıyor.Birçok Avrupa Birliği ülkesinde;
İşsizlik maaşı daha uzun süreli ve daha yüksek,
İş bulma kurumları aktif şekilde işsizle ilgileniyor,
Meslek edindirme kursları gerçekten işe yarıyor,
Sosyal devlet, vatandaşına ‘yalnız değilsin’ diyor.
Türkiye’de de işsizlik maaşı var. Ancak; yararlanma şartları oldukça sınırlı, süresi kısa, miktarı ise çoğu zaman temel ihtiyaçları bile karşılamaya yetmiyor.Bu nedenle birçok işsiz ya bu maaştan hiç faydalanamıyor ya da kısa sürede sistemin dışına düşüyor.
Avrupa’da bir işsiz, sistemin içinde kalmaya devam eder.
Türkiye’de ise çoğu zaman sistemin dışına itilir.
İşte fark tam olarak burada.
Bir insan neden iş aramaktan vazgeçer?
Çünkü defalarca başvurup cevap alamamıştır.
Çünkü torpilin, liyakatin önüne geçtiğini görmüştür.
Çünkü emeğinin karşılığını alamayacağını anlamıştır.
Çünkü yorulmuştur…
Ve en acısı; çünkü umut etmenin bir anlamı kalmamıştır.
Bugün Türkiye’de işsizlik sadece ekonomik bir sorun değildir.Aynı zamanda psikolojik, sosyal ve vicdani bir meseledir.
Evinden çıkmayan gençler…
Diplomasını duvara asıp bakan insanlar…
Gelecek planı yapamayan bir nesil…
Bunlara birer rakam olarak bakılmamalı. Çünkü; bunlar bir ülkenin sessiz çığlığıdır.Bu ülkenin en büyük kaybı, işsiz sayısı değildir.Bu ülkenin en büyük kaybı, umudunu kaybeden insan sayısıdır.
Çünkü iş bulunur…Ama kaybedilen umut kolay kolay geri gelmez.Ve unutmayalım;Bir ülkede insanlar iş aramayı bırakmışsa,orada sorun sadece işsizlik değil… Geleceksizliktir.
Sevgiyle kalın.