Bir zamanlar düğün hazırlıkları heyecanla konuşulurdu. Ev kurulacak, misafirler ağırlanacak, yeni bir hayat başlayacaktı. Şimdi ise gençlerin en çok konuştuğu şey; kredi, borç, altın fiyatları ve masraf listeleri…
Diyarbakır’da düğün sezonu başladı ancak çarşıdaki esnafın da, evlilik hazırlığı yapan gençlerin de ortak cümlesi aynı: “Eskisi gibi değil.” Gerçekten de artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Bir düğün yapmak yalnızca “mutlu bir gün” hazırlığı olmaktan çıktı, adeta ekonomik bir sınava dönüştü. Kına gecesi, düğün salonu, gelinlik, damatlık, fotoğraf çekimi, kuaför, takılar, ev eşyaları, yemek organizasyonu…Liste uzayıp gidiyor.
Daha birkaç yıl önce orta ölçekli bir organizasyonla yapılabilen düğünler, bugün birçok aile için ciddi bir mali yük haline geldi. Özellikle büyük şehirlerde olduğu gibi Diyarbakır’da da sosyal baskı bu yükü daha da artırıyor. Çünkü mesele artık sadece evlenmek değil; “iyi bir düğün yapmak.” Gösterişli salonlar, sosyal medyada paylaşılacak görüntüler, uzun davetli listeleri…
Gençler bazen kendi hayatlarını kurmaktan çok, başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışıyor. Oysa evlilik; bir gecelik organizasyondan çok, uzun bir hayat yolculuğu. Bugün birçok genç çift, daha evlenmeden borçla tanışıyor.
Kimisi kredi çekiyor, kimisi yıllarca altın borcu ödüyor, kimisi ise ekonomik nedenlerle evliliği erteliyor. Bu durum yalnızca bireysel bir mesele değil, toplumsal bir değişimin de göstergesi.
Çünkü ekonomik koşullar artık insanların yalnızca nasıl yaşadığını değil, ne zaman evleneceğini, nasıl bir hayat kuracağını da belirliyor.
Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı geldi:
Mutluluk gerçekten gösterişli düğünlerde mi, yoksa borçsuz başlayabilen bir hayatta mı?
Çünkü bugün birçok genç için evlilik hayali hâlâ var…Ama o hayale ulaşmanın maliyeti her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor.