Bir zamanlar çocukluğun adresi sokaklardı. Sabah evden çıkan çocuklar, akşam ezanıyla birlikte evlerine dönerdi. Gün, top sesleriyle başlar; saklambaç, seksek, mendil kapmaca ve yakar topla devam ederdi. Yorulunca kaldırım kenarına oturulur, sonra aynı heyecanla oyuna kaldığı yerden devam edilirdi.
Diyarbakır'ın tarihi Sur ilçesi de bu çocukluğun en güzel tanıklarından biriydi.
Dar sokaklar, avlulu evler ve taş duvarlar yalnızca tarihin değil, çocuk kahkahalarının da yankılandığı mekânlardı. Her sokağın bir oyunu, her mahallenin bir takımı vardı.
Çocuklar birbirlerini isimleriyle değil, çoğu zaman oynadıkları sokakla tanırdı.
Bugün ise aynı sokaklarda farklı bir sessizlik hâkim.
Bu sessizliğe geçtiğimiz günlerde sahaya çıkarken şahit oldum. Okulların tatil olmasıyla birlikte ‘çocuklar herhalde sokaklardadır’ diye düşündüğüm o çocuklar yoktu. Yani çocuklar hâlâ var, ama çoğunun dünyası artık ekranların içine sığmış durumda.
Tabletler, telefonlar ve bilgisayar oyunları, sokak oyunlarının yerini büyük ölçüde aldı. Mahalle kültürü tamamen kaybolmuş değil; ancak eskisi kadar güçlü de değil.
Oysa sokakta büyüyen çocuk yalnızca oyun oynamazdı.
Paylaşmayı öğrenirdi, kaybetmeyi kabullenirdi, kazanmanın sevincini yaşardı.
Büyüklerine saygıyı, küçüklerini korumayı, birlikte hareket etmeyi sokakta öğrenirdi. Hayatın ilk dersleri çoğu zaman okuldan önce mahallede verilirdi.
Sur'un taş sokakları bugün de çocuk sesleriyle daha güzel. Çünkü bir şehrin geleceği, sadece restore edilen tarihi yapılarla değil, güvenle oynayabilen çocuklarla da korunur.
Çocukların yeniden sokaklara dönebildiği, ailelerin gönül rahatlığıyla onları dışarı gönderebildiği bir şehir, geçmişini geleceğe taşıyabilen şehirdir.
Belki teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmaya devam edecek.
Buna karşı çıkmak gerçekçi değil. Ancak çocukların anılarında sadece ekran ışıkları değil, Sur'un taş sokaklarında koşturdukları, arkadaşlarıyla kahkaha attıkları günler de yer almalı.
Çünkü yıllar sonra kimse oynadığı telefon oyununu uzun uzun hatırlamaz.
Ama çocukluğunun geçtiği sokağı, o sokakta kurduğu dostlukları ve yankılanan kahkahaları ömür boyu unutmaz.