Toplumsal gelişimini tamamlayamamış veya gelişimi kasıtlı politikalarla engellenmiş toplumların en sinsi prangası, somut eksikliklerden ziyade kolektif zihne kazınan korkulardır. Korku; belirsizliği, güvensizliği ve sürekli bir tehdit altında olma hissini besler.

Zamanla sadece psikolojik bir hal olmaktan çıkıp, toplumu yönlendiren ana dinamik haline gelir. Kürt halkı ve Diyarbakır’da yaşadığımız son günler incelediğinde, bu döngünün ve korku siyasetinin yarattığı ağır tahribat net bir şekilde görülebilir.

Korkunun Ürettiği Siyasal ve Ekonomik Kayıplar

Kürt coğrafyasında ve merkez üssü konumundaki Diyarbakır’da yıllardır hüküm süren güvenlikçi politikalar ve geleceksizlik korkusu, halkın karar alma mekanizmalarını felç etmiştir.

Siyasal Kayıplar: Bireylerin "ötekileştirilme", "cezalandırılma" veya "kaybetme" korkusu, demokratik katılım kanallarını daraltır. Toplum, ideal olanı seçmek yerine kötünün iyisine veya güvenli liman olarak gördüğü alanlara sıkışır. Bu durum, özgür iradenin tecelli etmesini engellediği gibi bölgesel siyasette vesayet odaklarının zemin bulmasına yol açar.

Ekonomik Kayıplar

Korku ve belirsizlik ortamı, sermayenin ve yetişmiş insan gücünün Bölge'den kaçmasına neden olur. Diyarbakır gibi tarihsel ve ticari potansiyeli yüksek bir kent, üretim odaklı yatırımlar yerine "güvenlik" eksenli harcamaların gölgesinde kalır. İşsizlik ve yoksulluk artarken, halk ekonomik olarak bağımlı hale getirilir.

Çete ve Kliklerin "Korku Rantı"

Toplumun hissettiği bu kolektif korku, kaçınılmaz olarak gayrimeşru yapılara ve vesayet odaklarına yarar. Korku siyaseti, illegal veya yarı-legal çete, klik ve gruplar için iki temel kaynak sunar: Siyasal güç ve ekonomik kazanç.

Siyasal Güç Devşirme

Toplumun "güvenlik" ve "var olma" kaygılarını manipüle eden klikler, kendilerini tek koruyucu veya meşru temsilci gibi sunar. "Biz olmazsak daha kötüsü gelir" algısı üzerinden toplumu rehin alırlar. Böylece demokratik hesap verilebilirlik ortadan kalkar ve bu gruplar sorgulanamaz birer güç odağı haline gelir.

Ekonomik kazanç (Korku Ekonomisi)

Hukukun ve şeffaflığın zayıfladığı, korkunun hakim olduğu gri alanlar gayrimeşru ekonomiyi besler. Kaçakçılık, kayıt dışı ticaret, çeteleşme ve rant düzeni bu belirsizlik ortamında filizlenir. Toplum fakirleşirken; korkuyu tırmandıran ya da korkudan beslenen klikler muazzam bir sermaye birikimi elde eder.

Diyarbakır ve Kürt Halkı için kısır döngüyü kırmak

Diyarbakır, yüzyıllardır Ortadoğu’nun ve bölgenin entelektüel, sanatsal, kültürel ve ticari merkezlerinden biridir. Ancak bu korku iklimi, kentin ve Kürt halkının kendi potansiyelini tam olarak hayata geçirmesinin önündeki en büyük engeldir.

Bu kabustan uyanmanın yolu; korku siyasetinin yerine şeffaflığı, hukukun üstünlüğünü ve özgür iradeyi koymaktan geçer. Çete ve kliklerin rant düzenini bozacak yegane güç; toplumun korkularıyla yüzleşip, demokratik kanalları ve sivil alanı yeniden inşa etme kararlılığıdır. Diyarbakır’ın ve Kürt halkının geleceği, korkunun değil; ortak aklın, barışın ve ekonomik kalkınmanın inşa edildiği bir zeminde şekillenecektir.