Ortadoğu’nun yorgun haritasında bazen bir rüzgâr eser; adı henüz konmamış bir umut gibi…

Rojhilat’ta Kürtlerin yan yana gelişine dair fısıltılar da işte böyle dolaşıyor bugün. Kesinliği zamanın terazisine kalsa da, sürgündeki muhalif isim Meryem Recavi’nin açıkladığı yol haritası, bölgenin karanlık gecesine uzaktan düşen bir ışık gibi konuşuluyor.
Bu metinlerde sadece siyaset yok; halkların onuru, kadınların eşitliği, dillerin özgürlüğü ve Kürdistan için özerklik talebi var. Her madde, uzun kışlardan çıkmak isteyen bir halkın kalbinde atılan nabız gibi okunuyor. Çünkü Kürt meselesi çoğu zaman yalnızca sınırların değil, aynı zamanda hafızanın ve kimliğin meselesidir.

Iç-5

Ama tarih, acele sevinçleri sevmez.

Ortadoğu’da umut, çoğu zaman sabırla yoğrulur; zafer ihtimali bile önce uzun bir bekleyişten geçer. Bu yüzden bugün söylenen her söz, yarının kesin hükmü değildir, sadece ufukta beliren bir ihtimaldir.

Yine de şunu inkâr etmek zor:
Kürtlerin kalbinde, her karanlıktan sonra yeniden yanan bir ateş vardır. Ve o ateş, bazen bir bildiride, bazen bir şarkıda, bazen de halkların sessiz bekleyişinde kendini hatırlatır.

Belki yarın…

Belki daha sonra…

Ama Rojhilat’ın rüzgârı, umudu taşımayı hâlâ biliyor Rojhilat’ın Ufuklarında bir umut hepimizin umudu…