Diyarbakır’da geçtiğimiz hafta etkili olan kar yağışı, kentte yalnızca ulaşımı değil, eğitimi de adeta felç etti.
Her yıl “beklenmeyen” gibi karşılanan ama aslında bölgenin kış gerçeği olan kar, bu kez öğrencilerin sınav haftasına denk gelince ortaya kaçınılmaz bir kaos çıktı.
Sabahın erken saatlerinde sınavına yetişmeye çalışan öğrenciler, buz tutmuş yollarda ilerlemekte zorlandı. Toplu taşıma yetersiz kaldı; otobüsler buzlanma nedeniyle sefer yapamadı ya da güzergâh dışına çıktı. Kimi öğrenci sınavına geç kaldı, kimi ise sınavdan çıktıktan sonra Dağkapı’ya kadar yürümek zorunda kaldı.
Eğitim hakkı, hava koşullarına karşı bireysel çabaya terk edildi.
Asıl sorun ise karın yağması değil, bu duruma karşı alınmayan önlemlerdi. Öğrenciler sınavların çevrim içi yapılması yönünde çağrıda bulundu. Ancak ne üniversitelerden ne de yetkili kurumlardan tatmin edici bir açıklama geldi. Sessizlik, belirsizliği; belirsizlik ise mağduriyeti büyüttü.
Oysa teknoloji çağındayız.
Pandemi döneminde aylarca online sınav ve eğitim yapılabilmişken, birkaç günlük yoğun kar yağışında aynı refleksin gösterilememesi düşündürücü. Burada sorun altyapı mı, koordinasyon eksikliği mi yoksa öğrencinin sesinin yeterince duyulmaması mı?
Bu soruların cevabı hâlâ ortada yok.
Meteoroloji verilerine göre Diyarbakır’da önümüzdeki günlerde yeniden kar yağışı bekleniyor. Asıl soru şu: Kent bu duruma hazır mı? Ulaşım, eğitim ve kamu hizmetleri aynı döngüyü bir kez daha mı yaşayacak, yoksa yaşananlardan ders çıkarılacak mı? Kar yağışı bir doğa olayıdır; kriz ise yönetilemediğinde ortaya çıkar.
Diyarbakır’ın öğrencileri ne ayrıcalık istiyor ne de imkânsızı. Talep edilen tek şey, öngörülebilir riskler karşısında hızlı, şeffaf ve öğrenci odaklı kararlar alınması.
Aksi halde kar her yağdığında aynı manşetleri atmaya, aynı mağduriyetleri konuşmaya devam edeceğiz. Ve bu şehirde kar, beyaz bir örtü olmaktan çok, eğitimin önüne çekilen bir perdeye dönüşecek.