Yerel yönetimlerde yenilikçi politikalar uygulamak, toplumun gündelik yaşamına dokunan projeleri hayata geçirmek, yoksul halkın yaşam standardını yükseltecek adımlar atmak toplumcu belediyecilik anlayışı için elbette önemlidir.

Yurttaşlara ayrımsız tüm belediyecilik hizmetlerini eksiksizce sağlamak yerel yönetimlerin temel görevidir. Yeşil alanlarıyla, parklarıyla, spor alanları ve sosyal donatı alanlarıyla, kültürel etkinlikleriyle dolu, temiz bir çevrede, sağlıklı içme suyu ve temiz bir havanın hakim olduğu kent yaşamı her yurttaşın en doğal vatandaşlı hakkıdır. Kent içi ulaşımı, altyapı hizmetleri, zabıta, itfaiye vs. Bunların sağlanması ise hiçbir zaman bir lütuf gibi sunulamaz. Bunlar modern kent yaşamının olmazsa olmazlarıdır. Bunları sağlayan bir belediyecilik hizmeti yerel yönetimler açısından öyle çok da ahım şahım bir meziyet değildir. Bunlar zaten yapılmalıdır. Yapıldığında bir artı değil ama yapılmadığında temel bir eksikliktir.

Toplumcu yerel yönetim anlayışı, olması gereken ve var olanlarla yetinmeyen, yurttaşların yaşam kalitesini her geçen gün daha da ileriye taşıyan bir anlayışla hareket etmek durumundadır. Doğanın korunması, çevre sağlığını en üst seviyede tutan bir kentsel yaşam pratiğini açığa çıkaracak yenilikçi hizmetlere odaklanmak toplumcu belediyecilik için olmazsa olmazdır.

Toplumcu belediyecilik anlayışında olanlar her şeyden önce kent mimarisini ranttan uzak insan ve doğa uyumunu gözeten bir perspektifle ele almak zorundadır. Ancak ne yazık ki, dikey mimariden uzaklaşan, yatay mimariyi esas alan bir belediyecilik hizmeti hali hazırda yerel yönetimlerin semtine uğramış değil. Yüksek yapılı, sözde güvenlikli site modeli ile kent, kendi içinde gettolaşmış durumdadır. Tarım alanlarının “güvenlikli sitlerle” yok edilmesi ne yazık ki marifet gibi sunuluyor ve herkes de bu durumdan gayet memnun gözüküyor. Merkezine insanı ve doğanın, çevrenin korunmasını koyan bir belediyecilik anlayışının dikey mimari ile yoluna devam etmesi anlaşılır bir durum değildir. İmar alanlarının tarım alanlarından uzak tutulması ve imarın tarıma elverişsiz alanlara yönelmesi gerekirken ne yazık ki bu konuda ciddi zafiyet yaşanmaktadır. Kolaycılık ve ranta teslimiyet hali hazırda aşılması gereken bir durumdur. Rantçı sistem anlayışını sözde eleştirmek yerine, ondan kopuşu sağlayacak köklü adımlar atmak gerekiyor. Ve bunu belediyecilik hizmetlerinin tüm alanlarında titizlikle gözetmek gerekiyor.

Göz boyamaya yönelik göstermelik işlerden uzak durarak, yurttaşların yaşamına pozitif etki sağlayacak her işi küçük büyük demeden gerçekleştirme hedefiyle tüm çalışmalarda yenilenmeye ihtiyaç vardır. Popülizmden uzak gerçekçi ve dişe dokunur faaliyetler yurttaşların temel beklentisi olmayı sürdürüyor. Belediye başkanlarının, yerel yönetimlerde sorumlu kişilerin vs. işi eline süpürgeyi alıp birkaç kare poz vermek, koli taşımak değildir. Yurttaşlar başkan seçerken böyle bir beklenti içinde değiller. Önemli olan başkanların farkındalık yaratacak, yurttaşların yaşamını rahatlatacak projelerin üretilmesine katkı sunmaları, önayak olmalıdır. Halkın yaşamından kopmamak koli taşımakla, eline süpürge almakla, kar temizlemekle değil, yaşam tarzında sade bir yaşamı tercih etmemekle, ranta bulaşmamakla olur. Yerel yöneticilerin işi bütün belediye hizmetlerinin üretilmesi ve topluma yansıtılması noktasında öncülük etmektir. Halkın yaşamından kopmamak kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve yurttaşlara dönük hizmet kalitesinin arttırılmasında geçer. Eline süpürge alan eşbaşkanların aynı etkinliğe 2 ayrı araçla gitmesi bile kamu kaynaklarının israfıdır. Kamu yararı toplum yararıdır, kamu yararının bir avuç zenginin ayrıcalıklarını artırmakla bağdaşması mümkün değildir. Günlük yaşamında sadelikten ayrılmayan, lüks tüketime itibar etmeyen yöneticilere ihtiyaç var. Kamu kaynaklarını toplum yararına işlerden kısıp kendi şatafatına harcayan yönetici prototipi sistem içi yaşamda fazlasıyla var. Toplumun maruz kaldığı ve rahatsızlığını yaşadığı davranışlardan uzak bir yöneticilik anlayışıyla hareket etmek gerekiyor. Bu anlamda konformizmden uzak sade bir yaşam sürmek ve yurttaşların yaşam standardını geliştirecek işlere öncülük etmek yerel yöneticilerin temel davranış tarzı olmalı. Halkın temel beklentisi, akçeli işlerin, rantçı yaklaşımların zerresinin bulaşmadığı yerel yönetici profilidir. Ve bunun olduğu yerde kimsenin kendini göstermelik işlerler avutmasına da gerek kalmayacaktır.