Yerel seçimlere üç ay kaldı. 31 Mart 2024’te Türkiye seçmeni bir kez daha yerel yönetimleri belirlemek için sandık başına gidecek. Yerel seçimlere neredeyse genel seçimler kadar önem verilen bir politik yaklaşım var artık. Genel seçimleri kaybeden muhalefet için bu yerel seçimler bir varlık-yokluk nedenidir adeta. İktidar için ise, ‘Madem genel seçimler kazanıldı, o halde Türkiye’nin bir özeti olan İstanbul’u geri almak ve yönetmek gerekir’ anlayışı ağır basmaktadır ve bu ağırlık hemen hemen her gün bizzat Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan tarafından dile getirilmektedir. Hal böyle olunca başta İstanbul olmak üzere başkent Ankara ve Adana, Mersin, Antalya gibi şehirlerin yönetimini almak Cumhur İttifakı açısından tarihi bir önem arz eder oldu.

Bir Partinin Tek Başına Kazanamaz

14-28 Mayıs 2023 seçimlerin sonrasında 6’lı Masa somutunda bir araya gelmiş olan muhalefet bileşenleri belirli mesafeye çekilerek varlıklarını TBMM’de sürdürmeyi tercih etti. Yerel seçimler yaklaştıkça sular biraz daha netleşmeye başladı. Muhalefetin önemli bileşeni olan İYİ Parti, seçimlere tek başına girme kararını aldıktan sonra, deyim yerindeyse, hallaç pamuğu gibi çözülmeye başladı. Partiden bir yandan milletvekilleri öte yandan il ve ilçe başkanları hatta yöneticiler ve üyelerden oluşan toplu istifalara kamuoyu tanıklık etti. İyi Partinin seçimlere tek başına girme kararı ve yaşadıkları hem partiyi zayıflattı hem bu durum CHP’yi öyle veya böyle etkiledi.

İYİ Parti’ye Operasyon Çekilmektedir

Genel Başkan Meral Akşener partisinde yaşananlara “Bize operasyon çekilmektedir” diye niteledi ve açıkça bundan CHP’yi sorumlu tuttu. İYİ Partinin bir kesimi, tek başına seçimlere girme kararının AK Partinin işine yarayacağını ileri sürdü ve bu durumdan hoşnut olmadığı ortaya konan istifalarla tepkilere dönüştürdü.

Hali hazırda CHP, önemli bir muhalif bileşeni kaybetmiş gözüküyor ve bu durum İstanbul için başta CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’i ve tabi ki Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kara kara düşündürmektedir. Hal böyle olunca CHP, şimdiki ismi ile DEM Parti’ye ‘mahkum’ olmuş durumda. Çünkü CHP İYİ Parti de olmadan İstanbul’u alması çok zor. Bu nedenle CHP ve Özgür Özel, DEM Parti ile işi ‘AÇIK İttifak’ ve Kent Uzlaşısı stratejileriyle bitirmek niyetinde. Bu iki olgu, aslında DEM Partinin de açık talepleri arasında. Zira cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’nin CHP ile imzalamış herhangi bir seçim protokolü olmamasından dolayı partinin seçmenlerinde bir tepkiye yol açmıştı. Bu doğrultuda DEM Parti, adeta tarihi tekerrür etmek istememektedir.

Bu karşılıklı tavır açıkça gösteriyor ki, aslında CHP ve DEM Parti birbirine mahkum olmuş durumda. Fakat uzun vadede karşılıklı bir itimat duygusunun söz konusu olmadığı bir gerçek. Çünkü CHP’nin niyeti, DEM Partiyi kısmi demokratik alanının genişletilmesi ve daha çok özgürlük anlayışı ile kendi lehine sandığa çekmek, tabi bunu özellikle Batı şehirlerinde gerçekleştirmek istemektedir. Açıkçası İstanbul gibi şehirleri DEM Partinin oyları ile kazanma derinde ki başka şansı da yoktur. DEM Parti ise kısa vadedeki amaçlarını vereceği destekle CHP üzerinde hayata geçirmek ve bu anlamda politik bir nefes aldıktan sonra uzun vadede işi ‘Egemenlik Paylaşımına’ getirmek suretiyle Türkiye yönetiminde pay sahibi olmayı somutlaştırmaktır.

Aslında her iki taraf da birbirlerinin niyetlerini veya atmak istedikleri adımları, gerek bugün için gerekse yarın için olsun, iyice bilmektedirler. Politik okuma ile DEM Partinin belki de nihai amacı ‘Yan yana Yaşamak’ suretiyle Türk ve Kürt halkının ülkeyi birlikte yönetme arzusunu hissetmek mümkün. Bu nedenle bu yerel seçimde ve sonrasında belki de CHP ile bunu denemek isteyebilir. Ancak CHP’nin bir ‘Kürdistan Sorunu’nun çok uzağında olduğu bir vakıa. Bu noktadan bakıldığında her iki tarafın işi çok zor. Belki de zaman en iyi ilaçtır diyelim, o zaman.

Saygıyla…