Mahalli seçimlere yaklaşık 50 gün kala siyasal zeminlerde saflaşmalar giderek netlik kazanıyor. İktidar tarafında kamuoyu YRP’nin tutumunu merak ediyordu, özellikle İstanbul’da aday çıkarıp çıkarmayacağı konusunda izleyeceği siyasi strateji olacak acaba derken, ayrıntılarda anlaşma sağlanamadı ve YRP kendi adayı ile seçime gireceğini açıkladı. Bunun dışında iktidar katında genel olarak fazla bir bulanıklık yok, cumhur ittifakı dolu dizgin yoluna devam ediyor.

Muhalefet tarafında aylar önce İYİ Parti tutumunu netleştirmişti. Parti kendi adayları ile 31 Mart Mahalli seçimlere gireceğini açıklamıştı ki bundan sonra istifalar birbirini izledi. Milletvekilleri, il ve ilçe başkanları ve yöneticileri hatta üyelerden bile istifalar furyasına şahit olduk kamuoyu olarak.

DEM Parti’nin Tavrı Merak Ediliyordu
    İYİ Parti’de süreç böyle devam ederken bir yandan da kamuoyu HEDEP’e ardından DEM Parti’ye dönüşen HDP’nin siyasi rotasını merak ediyordu. Mayıs 2023 seçimlerinde olduğu gibi, Kandil tavsiyelerde bulunmadan önce, parti kanadında kendi adayı ile mi yoksa ittifakta yer alarak mı seçimlere girileceği tartışmaları başladı. Aslında Kandil karışmazsa belki de sivil siyaset daha özgün bir siyaset izleyebilir, örneğin kendi aday ve adaylarını kendi çıkartarak seçimlere girilebilir. 
    Kamuoyu güçlü bir şekilde Başak Demirtaş’ın ismi konusunda giderek hemfikir olmaya başlarken tarih 8 Şubatı gösteriyordu ki, DEM Parti’ye tavsiye kararı geldi.

Nereden geldi, tabiki Kandil’den. PKK Kurmaylarından Mustafa Karasu seçimlere dair özetle şu açıklamada bulundu:
"İttifak konusunda, ortaklaşma konusunda herkes hassas olmalı. En fazla da tabii ki Kürt halkı olmalı. Türkiye'deki demokrasi güçleriyle ortaklaşarak, ittifakları güçlendirerek, var olan ittifakları sahiplenerek, ittifaklara değer vererek bu mücadeleyi yürütmek gerekiyor. Bazı çevreler ittifakları tırtıklayabilir, ittifaklar şöyle böyle diyebilirler. Kürt halkı bunlara kulak vermemeli. İttifakları tukaka eden, ittifakları kötüleyen anlayışlar Kürt dostu değildir. Bu bakımdan Kürtler, demokratik siyasette, bu seçim sürecinde esas yaklaşımını demokrasinin gelişmesi ve demokratikleşme doğrultusunda geliştirmeli ve tutumlarını koymalı."


DEM Parti’nin İstediği Yerlerden CHP Adayları Çekildi
Cılız da olsa CHP ve DEM Parti arasında ‘Kent Uzlaşısı’ kapsamında görüşmeler vardı. Millet İttifakı’ndan ayrılan İYİ Parti’nin kendi adayları ile seçime girme kararı Ekrem İmamoğlu’nu karar kara düşündürüyordu. DEM Parti de kendi adayları ile İstanbul başta olmak üzere, seçimlere girse İmamoğlu havluyu erken atardı. 
Elbette Mustafa Karasu’nun tavsiyelerini açıkladıktan sonra Ekrem İmamoğlu bir nebze rahatladı. Zira bu tavsiye kararından sonra CHP-DEM parti arasındaki görüşmeler cılızdan kuvvetliye doğru evrildi. Karasu açıklamasında “İttifakları tukaka eden, ittifakları kötüleyen anlayışlar Kürt dostu değildir” demektedir ki bu cümle adeta DEM Parti’nin elini-ayağını bağladı. Taraflar daha somut konularda anlaşmaya vardı gibi.


DEM Parti süreç itibarıyla, İYİ parti de olmayınca, CHP’den hem taktiksel hem stratejik açıdan kazanımlar elde etti gibi. Taktiksel kazanımlar 31 Marta doğru yol alırken daha da netleşecek elbette. Taktiksel kazanımlar derken, sadece bu seçim itibarıyla CHP ile sürdürülen müzakereler sonucunda elde edilen kazanımlar olarak değerlendirmek olası. Örneğin İstanbul Esenyurt’ta CHP’nin kendi adayını çekmesi, onun yerine DEM Partinin istediği adayı göstermesi gibi…Buna benzer bazı yerlerde HDP işaret ettiği adayı  muhtemelen CHP gösterecek.


Stratejik kazanımlara gelince…bu tür kazanımlar şu anda konuşulmayacak. Konuşulursa iki açıdan sürece zarar verecek. Birincisi seçime kısa bir sürenin kaldığı bir zaman diliminde partilerin çalışmalara odaklanma kabiliyetlerini olumsuz yönde etkileyecek. İkincisi, bu tür kazanımlar daha kalıcıdır ve daha çok seçim sonrasının gündemi olduğu için zamanlama yönünden hatalı olacak. Ve belki de en önemlisi bu kazanımların ana parametreleri konuşulursa her iki parti kamuoyu baskısı altında daha fazla kalacak ve bundan geniş bir yelpazede bir güvensizlik bunalımı ortaya çıkacak. 


Peki bu tür kazanımlar yani stratejik kazanımlardan kasıt nedir diye bir sorunun ortada olduğu gün gibi açık. Bu soruyu somut bir şekilde cevaplandırmak güç. Sanırım bunu en iyi bilen Mustafa Karasu’dur. Tavsiyelerde bulunduğuna göre bilen odur. Karasu açıklamasında “…Kürtler, demokratik siyasette, bu seçim sürecinde esas yaklaşımını demokrasinin gelişmesi ve demokratikleşme doğrultusunda geliştirmeli ve tutumlarını koymalı." Cümle ile genel ifadeler şeklinde açıklıyor ancak CHP ve DEM Parti’nin Kandi’i de ilgilendiren konuları konuştukları tahmin etmek zor olmasa gerek. 


Ama göründüğü kadarıyla, DEM Parti Mayıs 2023 seçimlerine benzer bir şekilde oyların Ekrem İmamoğlu’na gitmesini sağlayacak. Ortada ciddi anlamda elde edilen bir politik kazanım da gözükmüyor. Stratejik kazanımlar diye anlatmaya çalıştığımız konu soyut olup sadece konuşulmuş gibi. Ne resmi ne de siyasi bir bağlayıcılığı yok. Bu nedenle hiçbir şekilde CHP’yi bağlayan bir yanı yoktur. Her zaman olduğu gibi AK Partiye kaybettirilebilir, CHP’nin kazanmasına katkı yapacak Kürt oyları. 
Bu sürece dair tahminlerimiz, hissiyatımız kapsamında yaptığımız değerlendirme bu kapsamda. Dileriz ki, bu seçim yerel demokrasinin daha fazla güç kazanmasına yol açar. Yerel demokrasi güçlendikçe ülkede demokrasi gelişiminin çıtası yükselir.
Saygıyla…