Kış geldi mi polikliniğin ritmi değişir. Kapıdan içeri genelde aynı cümleyle girer aileler:

“Hocam iki gündür burnu akıyordu ama dün geceden beri nefesi sıklaştı…”

İşte o noktada aklıma ilk gelenlerden biri bronşiolit olur. Özellikle 2 yaş altı bir bebekse.

Bronşiolit dediğimiz şey, küçük hava yollarının viralenfeksiyonudur. Çoğu zaman masum bir nezle gibi başlar. Burun akıntısı, hafif öksürük, belki biraz huzursuzluk… Aile genelde “diş çıkarıyor galiba” diye düşünür. Ama 2–3 gün sonra tablo değişir. Bebek hızlı hızlı nefes almaya başlar, kaburgalarının arası içeri çekilir, emerken çabuk yorulur.

Muayenede o minik göğsü dinlerken yaygın hırıltıyı duyarsınız. O ses bize küçük hava yollarının daraldığını söyler. En sık sebep RSV dediğimiz bir virüstür. Antibiyotikle geçmez. Zaten burada en önemli şey şunu anlatmaktır: Bu bir bakteri değil, çoğunlukla virüs.

Ailelerin en çok sorduğu soru şu olur:

“Hocam iğne yapalım mı? Güçlü bir ilaç verelim mi?”

Aslında bronşiolitin sihirli bir ilacı yok. Tedavisi destek. Burnu açık tutacağız. Çünkü bebekler ilk aylarda burundan nefes alır. Nazal aspirasyon bazen en etkili “tedavi”dir. Oksijen düşerse oksijen veririz. Beslenemiyorsa destek oluruz. Ama çoğu vaka sabır ve yakın takip ile düzelir.

Benim için en kritik nokta ilk 72 saattir. Çünkü hastalık genelde o günlerde pik yapar. Eğer bebek hızlı soluyor, morarma oluyor, beslenemiyor ya da satürasyon düşüyorsa hastaneye yatırırım. Ama tablo hafifse aileyi bilinçlendirir, yakın izlemle eve gönderirim.

Şunu özellikle vurgularım:

Eğer nefes sayısı belirgin artarsa, kaburgalar içeri çekilirse, dudak çevresi morarırsa ya da bebek emmeyi bırakırsa beklemeyin, gelin.

Bronşiolit bize şunu öğretir: Bebek hastalıkları erişkine benzemez. Küçük bir burun akıntısı bile küçük bir bebekte hızla solunum sıkıntısına dönebilir. O yüzden pediatride “küçük” diye bir belirti yoktur.

Ama şunu da bilmek gerekir: Çoğu bronşiolit vakası 7–10 gün içinde toparlar. Aile sabırlı olursa, biz doğru yönlendirirsek, süreç güvenle atlatılır.

Çocuk hekimliğinde en önemli şey bazen ilaç değil; doğru gözlem, doğru zamanlama ve aileye güven vermektir. Ve evet… Kışın en çok duyduğum o hırıltı sesi, aslında pediatrinin en tanıdık seslerinden biridir.