Diyarbakır’da Şehir Hastanesi inşaatında çalışan işçiler bir haftadır her gün basın açıklaması yapıyorlar. Hastane çalışanlardan Yapı Yol-İş sendikasına üye 90 işçinin işine son verilmesi ve işçiler haklarının ödenmediği gerekçesiyle bu durumu protesto ediyorlar. İşçiler bu hak gasplarının yanında çalışma koşullarının düzeltilmesini talep ediyorlar.

Sendikalaşma hakkına tahammül edemeyen iş yeri işleten firma; haklarını talep eden 90 işçinin işine son veriyor. İşçiler hem hak gasplarına son verilmesini ve gasp edilen haklarının geri ödenmesi için bir haftadır kentin çeşitli yerlerinde basın açıklaması yaparak seslerini duyurmak istiyorlar.

İnsan, var olduğu günden bu yana çevresini değiştiren, dönüştüren ve üreten tek varlıktır. Bu üretim sürecinin arkasındaki en büyük güç ise emektir. "Emek kutsal değerdir" sözü, insanın bir amaç uğruna harcadığı bedensel ve zihinsel gücün, zamanın ve dökülen her damla alın terinin dokunulmaz bir hak ve en yüce değer olduğunu ifade eder. Emek, sadece ekonomik bir kazanç kapısı değil; insan onurunun, adaletin ve medeniyetin yapı taşıdır.

Emeğin "kutsal" olarak nitelendirilmesi, ona karşı gösterilmesi gereken ahlaki ve hukuki sorumluluğu da beraberinde getirir. Kültürümüzde yer edinen "İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz" anlayışı, bu kutsallığın en somut göstergesidir. Bir toplumda adaletin ve huzurun sağlanması, emeğe duyulan saygıyla doğrudan orantılıdır.

Üreten insan emeğinin karşılığını çoğu zaman karşılığını alamadığı gibi; çalışma koşulları da, çalışma güvenliği sorunlu olmaktadır.

Genel söylemlerde emeğe büyük değer ve önem verildiği söylense de hayatta bunun karşılığı her zaman gerçekleşmiyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri de işverenlerin daha fazla kar elde etme hırsıdır. İşverenlerin bu doyumsuz hırsı toplumsal huzuru ve refahı da etkilemektedir.

Emeğin sömürülmediği, her çalışanın hakkını tam ve zamanında alabildiği toplumlar güven içinde yükselir. Haklarını isteyen işçiler inşaat, maden gibi en ağır işlerde çalışıyorlar. Elde ettikleri gelirle evini geçindirmeye çalışıyorlar. Onlar gibi haklarını alamayan, alın terleri hiçe sayılan benzer durumları yaşayan birçok sorun basına da yansımaktadır.

Bir toplumda adaletin ve huzurun sağlanması, emeğe duyulan saygıyla doğrudan orantılıdır. Emeğin sömürülmediği, her çalışanın hakkını tam ve zamanında alabildiği toplumlar güven içinde yükselir.