Bazı sorular vardır ki, cevabı çok nettir. 2+2 kaç eder diye sorulduğunda, "önce Karadeniz iklimine bakalım" diyemezsiniz.

Çünkü bu bir matematik sorusudur ve coğrafyayla değil, sayılarla ilgilidir.

Ne var ki, ülke olarak bizde her soruya her yerden cevap verme alışkanlığı oluşmuş durumda.

Konu ekonomi mi? Hemen siyasetle açıklanıyor.

Siyaset konuşuluyor, ama laf dönüp dolaşıp dış mihraklara geliyor.

Eğitim tartışılıyor, ama çözüm sosyal medyada viral olmuş bir videoyla aranıyor. Oysa her alanın kendi matematiği, kendi dili, kendi çözüm yolu vardır.

Bu gerçek görmezden gelindikçe, aynı sorularla yıllarca uğraşıp dururuz.

Örneğin enflasyon artıyor denildiğinde, bazı yetkililer "ama halkımızın morali yüksek" diye cevap veriyor.

Oysa mutlu olmak ile marketteki fiyatlar arasında doğrudan bir bağ yok.

Elbette moral önemli, ama raflarda fiyat etiketleri değişiyorsa, bunun psikolojiden çok arz-talep dengesi, üretim maliyeti ve para politikasıyla ilgisi vardır.

2 litre süt 80 lira olduysa, bunun cevabı coğrafyada ya da başka bir ülkedeki savaşta değil, içerideki üretim planlamasında, maliyetlerde ve yönetimde aranmalıdır.

Çünkü bu da bir matematik sorusudur. Yanlış işlemler yapıldığında doğru sonuç beklenemez.

Benzer şekilde siyaset sahnesinde de sıkça görülür bu "yanlış cevap yanlış yerde" hali. Ülkede yaşanan siyasi krizlerden dolayı demokratikleşme sorunu mu var ? Hemen cevabı başka bir bölgede yapılan dev proje üzerinden verilir.

Halk demokrasi ve adalet talep ettiğinde, onlara o şeyin gerekliliği yerine "ama biz geçmişte baraj, yol, okul yaptık" denir.

Evet, geçmişte yapılanların kıymeti olabilir ama bugünün talebi başka bir çözüm gerektiriyorsa, o çözümle yüzleşilmelidir. Yoksa susuzluk çeken bir vatandaşa "Ama biz 10 sene önce baraj yaptık" demek, matematik sorusuna coğrafyayla cevap vermektir.

Günlük hayatta da aynı tuzaklarla karşılaşırız.

Bu yaklaşım yalnızca yönetim kademelerinde değil, gündelik yaşamımızda da karşımıza çıkıyor.

İşini zamanında yapmayan bir çalışana uyarı yapıldığında, “ama ben geçen hafta fazla mesai yaptım” cevabını alırsınız.

Haklı olabilir, ama bugünkü sorumsuzluğun cevabı geçmişteki fedakârlık değildir.

Ya da bir veli çocuğunun sınavdaki başarısızlığına karşılık, "ama çok zeki bir çocuk aslında" der.

Belki öyledir, ama bu sınavda istenen bilgi ve çalışmadır.

Her zaman doğru cevabı doğru yerden aramalı, duygusal ya da alakasız verilerle meseleyi saptırmamalıyız.

Bu ülkede her alanın uzmanlığına saygı duymadan, her meseleyi herkesin yorumlayabileceği bir kahve sohbeti konusu gibi ele almaktan vazgeçmediğimiz sürece, ilerlememiz zor.

Tıp biliminin içine sosyal medya, hukukun içine mahalle baskısı, ekonominin içine hamaset karıştırdığımız sürece, çözüme ulaşmamız mümkün değil.

Matematik sorusuna coğrafyayla cevap verilemez.

Çünkü bilim, disiplin ve gerçeklik bunu kabul etmez.